belki ilginizi çeker
  1. · sırat köprüsü
  2. · iki saattir konuşuyoruz bir kere şehit demedik
  3. · taşak ve göt arasında bulunan ince çizgi
  4. · porno erotik farkı
  5. · var ile yok arasındaki ince çizgi
gündem
  1. · çok istenip de olunamayan meslekler
  2. · the twilight saga new moon
  3. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  4. · dünyanın en seksi şarkısı
  5. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  6. · asla birlikte olunamayacak birine aşık olmak
  7. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  8. · utanıyor ve bilin istemiyor
  9. · 9 eylül 2007 ispanya rusya basketbol maçı

ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgi  

  1. bence bu çizgi gayet de kalındır ama ince olan ölümle yaşam arasındaki iptir.
    (viola, 15.01.2005 19:23)
  2. benim için küçük insanlık için büyük bir adım...
    (invisibleruh, 15.01.2005 23:03)
  3. hangi tarafında durman gerektiğini bazen kestiremediğin çizgi.unutulmamalıdır ki ne olursa olsun durulası taraf yaşam tarafıdır zira ölümden başkası yalandır
    (delilah, 16.01.2005 02:38)
  4. şu fani dünyada ki sırat köprüsü.
    (zoe, 16.01.2005 03:07 ~ 03:07)
  5. (bkz: flatliners)
    (damnlucifer, 07.04.2006 11:54)
  6. (tuesflagellumdei, 07.04.2006 12:12)
  7. bazen bir saksı,bazen bir vapur,bazen bir camdır bu çizgi.
    bir an beynimizin içindeki nöronların hareketi olur,sonra boşlukta silikleşir.
    bu çizgi hayatı yaşanır kılar,bu çizgi hayatı bitirir.
    ama bir kez bastın mı bu çizgiye,bir daha hayata asla eskisi gibi bakamazsın.
    (zagadka, 07.04.2006 17:30)
  8. yaşama isteğinin çoğu zaman galip getireceği çizgi.

    4. murat zamanında yeniçeriler iki suçluyu götürmekteydiler.
    yeniçerileri gören 4.murat: -kim onlar?
    yeniçeri: -birisi genç bir kıza tecavüz etmiş diğeri birisini öldürmüş padişahım.
    4. murat suçluların cezalandırılmasını emreder ve tecavüz edene tecavüz edilmesini ve katilin ise aynı şekilde öldürülmesini emreder ve ayrılır.
    suçlulardan birisi ise yanındaki yeniçeriye: -unutma öldürülecek olan ben değilim
    diğeri sakın ha karıştırma!
    (etranger, 30.03.2007 23:55)
  9. yağmurlu bir pazar sabahıydı ve ben evimden atölyeye gidebilmek için üsküdardan motora bindim. yolculuğum sıadan geçti, motor beşiktaşa yanaştı, yolcular önce yavaş yavaş, sonra giderek hızlanarak motoru terketmeye başladılar. havanın yağmurlu, sabahın ise erken saatleri olması nedeniyle iskele bomboştu inen insanlar dışında.

    ben her zamanki gibi kulağımda kulaklığım müzik dinliyordum. ama yüksek sesle dinleyemem çok. insanları rahatsız etmeyeyim, zaten ne dinlediğimi de duymasınlar diye düşünerek. adımımı iskelenin sert taşına attığım anda çok ama çok derinlerden bir ses işittim ki bu sesi şu an anlatırken bile bir garip oluyorum. refleks olarak soluma doğru yani kimsenin olmadığı, kimsenin de ilgilenmediği tarafa doğru baktım. bir şey gördüm gibi geldi. ayrıca müzik dinlerken ve bir yandan da yağmurla uğraşırken oradan gelebilecek bir sesi duyabilmiş olmam da çok ilginç geldi. o tarafa doğru yürümeye başladım. insanlar önce ilgilenmediler ne benimle, ne de sesle. belki de duymadılar bilmiyorum, bilemiyorum.

    biraz daha yürüyüp denize doru baktığımda gördüm onu. yağmur dolayısıyla, dalgalarıyla insanı yutup iskelenin altına doğru çekmeye heveslenen denizin içindeki genci orada gördüğüm anda yardım için deli gibi bağırmaya başladım. işte o zaman beni farkettiler. ama onlar beni farkedene kadar ben o gencin gözlerinde 'ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgi'yi gerçekten gördüm. tüm hayatı o bir kaç dakika içinde sesini birilerinin duymuş olması umuduna bağlı olan o insanın bir şeylere tutunmaya çalışırken ki iç güdüsel direncini gördüm. bana bakarken gözlerinde çakılıp kalmış kurbanlık koyun bakışına tanık oldum ben.

    insanlar yardıma geldiler, uzun birşeyler uzattılar ona fakat o kısım çok yüksekti tırmanamadı. dalgalar da çok yüksekti zaten çok tehlikeliydi, izleyemedim. uzaklaştım oradan. beni o gencin göremeyeceği bir yerden izleyebildim sadece savaşını. yan taraftaki vapur iskelesine yüzmeye çalışmasına, orada kendine uzatılan sopaya tutunup karaya zar zor çıkışına çok uzaktan bakabilecek cesareti buldum sadece kendimde. yaşıyordu sonuçta. ve ben terkettim orayı hemen.

    beşiktaş motor iskelesinden ne zaman geçsem, hızlı hızlı yürüyorum. hiç soluma bakamıyorum. müziğin sesini ise kapatıyorum geçerken. o gün nasıl oldu da duydum, başkaları neden duymadı, eğer duydularsa nasıl oldu da kimse ilgilenmedi bilmiyorum.

    bildiğim tek şey o malum çizgiye, denizde yitip gitmemek için direnen yapayalnız bir gencin gözlerinde tanık olduğum ve asla ama asla unutamayacak oluşum. şu an bile görebiliyorum, bana bakıyor. bu kadar ince işte o çizgi.
    (sadalet, 12.05.2007 04:48)
  10. çelik bir usturanın bileklerde bıraktığı kızıl izdir.
    (ronn, 12.05.2007 05:01)
  11. rüzgarlı bir perşemde günüydü.dersanede yeni tanıştığım fakat hemen kanka olduğum iki arkadaşımla sigara molası vermek üzere dışarı çıktık.dersanenin yanındaki benzinlikten malbuşumuzu aldık ve her zaman sigara içtiğimiz yere doğru yol almaya başladık, 10 metre kalmıştı ki rüzgardan dersanenin çatısındaki sacdan yapılma kocaman şey gideceğimiz yere düştü.üçümüz de ağzımız açık bakakaldık sonra hala nefes alıyor olduğumuz için şükredip birbirimize sarıldık.

    buradan çıkaracağımız iki sonuç:
    1)sigara cidden öldürebilir.
    2)ölüm ile yaşam arasında gerçekten ince bir çizgi vardır.
    (cash herif, 21.02.2009 21:20)
  12. (melankolik demokrat, 21.02.2009 21:23)
  13. "ölüm ve yaşam aynı şeydir - aynı anda bir elin iki yüzü gibi, avucun içi ve elin tersi gibi. ama yine de avuç içi ile elin tersi aynı şey değildir. ne ayrılabilirler ne de birleştirilebilirler."**
    (şekspirin sonesi, 13.09.2009 02:31)
  14. aşk ile nefret arasındaki ince çizgiden daha kalındır.pişmanlık kaldırmaz.
    (swetlana, 13.09.2009 02:31)
  15. çizgi görünmez. çok hassastır. her an kaybolabilir. ne zaman ölümle yaşam arasından kaybolacağını bilemediğimiz için " ince çizgi" deriz. kaybolduğu an ya oluruz, ya hala yaşıyoruzdur, mucizevi!
    (azevvelkaçtiafedersiniz, 13.09.2009 04:18)
  16. bazı örnekler ile bu ince çizgiyi perçinleyelim..

    gündelik yaşamdan çok basit örneler ile başlayalım.. hergün aynı vakitte iş için çıkıyorsun.. bugün bir adım mesafelik bir gecikme oldu diyelim. kapıya döndün baktın sonra evden çıktın. sadece bir adımlık gecikme. yolda yürürken birden bir inşaattan bir tuğla parçası düşüyor. önünde ki adamın başına bu tuğla düşüyor ve önünde ölüm tarafına geçmiş bir insan bedeni görüyorsun. bir adımlık bir gecikme ile. ölüm ve yaşam bu bir adımlık çizgide..

    sonra iş yerine gidiyorsun. kendi çapında bir çalışansın. sorumluluklarını bilen. ama işgüzar patronun kendi saltanatını konuşturmak için, seni olmadık bir nedenden dolayı tüm işyeri çalışanlarına rezil ediyor. aşağılanıyorsun. içinden patronun bu densizlikleri haddini aşmaya başladı diye bir düşünce geçiyor. işte şeytan tam da o sırada kulağına niye onu öldürmüyorsun kurtul ondan diye bir vesvese veriyor. bunu gerçeğe dönüştürüp dönüştürmemek bir anlık şuur kaybının hangi yöne kayacağına bağlı. patronunun densizliğinin karşılığı ölüm ya da yaşama devam etmekte. o bunun farkında değil. sen bunun farkında değilsin.

    işyerinde ki öfke patlamanıda atlattın. sevgiline süpriz yapmak için işten çıktıktan sonra onun çalıştığı yerin önünde bir ağacın ardına saklanıp bekliyorsun ve sevgilinin başka biri ile beraber sarmaş dolaş çıkma haline şahit oluyosun. bu sefer şeytan vesvesesini onu öldürmen yönünde değilde, kendi canına kıyman konusunda veriyor. git kendini aşağı at şu boğaz köprüsünden diye bir düşünce doğuyo. boğaz ışıldayan dalgaları ile seni resmen içine çekiyor. taksiye biniyorsun. birden araba yavaşladığında arabadan inip hızla boğaza yönelmen an meselesi. tam bunu yapayım diyorken taksi önde ki bir motorsiklete çarpıyor ve motorsiklette arkada kasksız giden kişi gözünün önünde can veriyor. sen yine yaşam tarafında kaldın ama başka biri ölüm tarafına gitti. ve bu piyangonun sana ne zaman vuracağı belli değil.

    gündelik yaşamda, iş güç duygu aşk derken çoğu zaman bu ince çizgiyi unutuyoruz. sanki yarın hep doğacak, ve biz bu çizginin hep yaşam tarafında kalacakmışız gibi hissederiz. birden yaşadığımız yaşamdan sıyrılıp, başımızı kaldırıp baktığımızda aslında bizim yaşayarak ne kadar zor bir eylemi devam ettirdiğimizi görmek hiçte şaşırtıcı olmayacak. ölmek bu çizginin kolay kısmı. zor olan kısmı yaşamak.sokaklarda yürümek, akıl sağlığını yerinde tutabilmek,sağlığını idame ettirebilmek hep en zoru. ve biz bu zorluğa rağmen, yine de yaşamda kaldıysak her nefesin hakkını vererek bu çizgiyide unutmayarak daha bilinçli olarak ve inadına yaşamalıyız..
    (rospik, 01.10.2009 12:50)
  17. (ahmak ı hayal, 01.10.2009 12:51)
  18. yoktur öyle bir çizgi. yemişler sizi.
    (acil pizza sipariş hattı, 01.10.2009 13:03)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil