ödev yapması gereken öğrenci psikolojisi 

adana çık aradan

  1. pek yaman bir psikolojidir bu. her şey; ödevin verilmesiyle başlar (şaşırtıcı değil bu evad). hoca ödevi, son teslim tarihini açıklar; burada verilen ilk tepki genellikle "hemen başlicam abi, bu akşam araştırmaya koyuluyorum" şeklindedir, hatta çoklukla "bu sefer erkenden yapıcam, teslim tarihinden de önce vericem, hocanın gözüne giricem ehehe" de gelir arkasından. bilinçli* öğrenci, burada her ne kadar az evvel saydığımız tepkileri verse de; kapasitesinin farkındadır, kendisini ve psikolojisini tanır, kendini kandırdığını bilir. bilinçsiz öğrenci, hakkaten kendini kandırır. gider kütüphaneye; "hemen araştırayım yalayayım yutayım hacı kitapları" der; geçer bir bilgisayarın başına yarım yamalak bir arama yapar; açık raf sistemi olan bir kütüphanede ise, kitabı ararken raflar arasında kaybolur, aradığı üç kitabın birini ya bulur ya bulamaz, bulduğu da işine yaramaz; kapalı raf sistemi olan kütüphanede ise, yüksek ihtimal, kitabın ödünç verilmiş olduğunu öğrenir; teslim tarihini alır not eder bir kenara; sonra unutur gider nereye yazdığını. böylece ilk etabın sonuna gelinir: hiçbir şey yapılmamıştır..

    ikinci etapta, öğrenci, teslim tarihine ne kadar az bir süre kaldığını bir şekilde farkeder ve suçluluk hissine kapılır; ilk etapta sarfettiği cümlelerin ağırlığı altında ezilse de; cebinde kalmış ufak azim kırıntılarıyla yeniden işe koyulmayı tasarlar kafasında. bu sefer de bahaneler bulur kendi içinde. gider mutfağı toparlar, bulaşıkları yıkar; ayakkabılarını temizler; odasını toplar, giysilerini katlar; uzun zamandır görmediği bir arkadaşı gelir aklına, onunla dışarı çıkar. bu süre içinde, hep, o an yapmakta olduğu işin ödevden daha acil bir iş olduğunu, ödevin bekleyeceğini ama bulaşıkların beklemeyeceğini, arkadaşların beklemeyeceğini söyler kendi kendine. bunlar da, tahmin edilebileceği gibi, hep yalan dolandır, kandırmacadır. yine de bir müddet oyalanır bunlarla öğrencimiz..

    üçüncü etap; yumurtanın kapıya dayanma sürecidir; teslim tarihine çok az bir süre kalmıştır artık. etekler tutuşmuştur. bu etap, öğrencinin kişiliğine bağlı olarak ikiye ayrılır: 1- 'amaan aabi boşver ya bu sefer de yapmayıvereyim, nedir ki' dönemi; 2- 'asktrasktrasktr nası yetiştiricem laaan' dönemi. ilk maddede, öğrenci kendini kandırmaya devam eder; 'hacı bu güne kadar ödev yaptım da nooldu anasını satıyım' der, 'geçti artık bu n'aapalım, kısfmet' sözleri arasında gider pes oynar, cm oynar bişey oynar. ikinci maddedeki öğrenci ise; işte bu öğrenci türk eğitim sisteminin çok kocaman bir çoğunluğunu oluşturan öğrencidir. iki haftada yapılamayacak dönem ödevini iki günde bitiren, aylar gerektiren essay çalışmalarını bir haftada halleden öğrencidir bu. alnından öpülesidir. aslandır kaplandır. koçtur. yürüsündür..

    işte ödev yapması gereken öğrenci psikolojisi budur..
    (otomatik kapı, 26.03.2006 20:11 ~ 19.05.2006 09:00)


  2. feci bir durum. insanı hep eğlenceli birşeyler yaparken yakalar. böyle vicdan azabı sizi kemirir,içinizdeki tüm sesler size o ödevi hatırlatırken sadece bir ses,evet sadece bir ses size "senden önemli mi beee" der ve siz azınlık kalmış olsa da bu sese uyar ve ödevi ileri bir tarihte yapmak üzere ruhunuzu kısa dönemlik huzura kavuşturuyorsunuz. sonuç ne mi oluyor, tabiki ödevi yapmıyorsunuz ve bulmak üzere derin arayışlar. ...
    (ulkupoirot, 26.03.2006 21:36)
  3. bu psikolojiye sahip kişinin ders çalışmak hiç de içinden gelmiyorsa elini kolunu bağlayacak psikoloji. kişi ne oturup ödevini yapabilir ne de canının istediği başka bir eylemi gerçekleştirebilir. arada kalmıştır; huzursuzdur; canı sıkılıyordur; gündüz ise dışarı çıkmak, tv izlemek, yada ders çalışmak haricinde zevkine göre başka bi aktivite gerçekleştirmek istiyordur, gece olmuşsa uykusu gelmiştir... bu psikoloji sıklıkla pek çok öğrencinin başına gelmişse de bu durumdan kurtulmanın yolu kişiden kişiye farklılık göstermektedir. sorumluluk sahibi, çalışkan arkadaşlar oflaya poflaya ödevini yaparken, diğerleri için (bkz: yemişim ödevi)
    (mynerva, 26.03.2006 23:27)