• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  1. laiklikle değil cinsiyetler arası eşitlikle ilişkilendirilmesi gereken, başka türlü anlaşılmasına imkan ihtimal olmayan gelişme.
    nasıl ki kural bilmemek kanun çiğneme özgürlüğü sağlamıyorsa hak bilmemek de haksız bırakılmak için bahane olamaz.
    kadınlar gönüllü oldukları şey hakkında kandırılmışken kararı verenin kandırılmışlar olduğunu iddia etmek şeref fakirliğinden öte olsa gerek.
    neyse, yüzlerce yıldır kadınlara karşı mevzi kaybeden erkekler zaferleriyle mutlu olsunlar.
    ha, bi' de;
    haram zıkkım olsun.
  2. budist bir öğretmen de kendi şalvarıyla, aleviler kumaş pantolonlarıyla, hristiyan öğretmenler cüppeleriyle, rockçı öğretmenler sevdikleri grubun t-shirtleriyle de derse girebilirse eyvallah dediğimdir.

    ama demiyorum, niye, çünkü olay hak meselesi değil be güzelim. sen hak arıyorum diyorsun da başa gelince de milletin hakkını engelliyor, hayatına karışıyorsun.

    (bkz: bu ne yaman çelişki)
  3. mini etekli bir bayan öğretmen ya da ceketli bir erkek öğretmenden farkı olmayan bir durumdur.

    öncelikle ben ilkokul yıllarımda çok sayıda chp rozeti taşıyan öğretmenden ders aldım o sıralar başörtüsü yasağı da vardı ama biz yasaklanma sebebini dini simge olduğuna bağladığımız için ne biz öğrenciler (zaten küçüğüz) ne de gördüklerinde veliler bir şey demezlerdi. neden? çünkü biz onu fikir özgürlüğüne bağlardık.

    gelelim türbana, kalkmış orda uçurumdan yardan bahsediyor. kardeşim ne türbanlı hoca senin çocuğunu yer ne de açık hoca muhafazakar ailenin çocuğunu yer. son yıllarda çıktı bu "türban siyasi bir simgedir" söylemi. o da neden çıktı biliyor musun? baktılar ki sonunda serbest olacak, e biz de islam karşıtı görünmek istemiyoruz (ama öyleyiz) buna siyasi simge dersek olur.

    şimdi kalkıp mini etekli de gelinmesin o da siyasi desem sözlü lince uğrarım, hatta yobazlıkla düşük cinsel iradeli olmakla dahi suçlanırım. ama bu gözler neler gördü bilseniz öyle demezsiniz. bir ingilizce hocamız vardı biz 6. sınıftık bizim de sınıf öğretmenimizdi. iyi kadındı ama çok açık giyinirdi. karşı mıyım? hayır isteyen istediği gibi giyinir ben kişiliğine bakarım ki kişilik olarak mükemmel bir insandı. çok emeği var sağolsun üzerimde. bir sınavına giremediğim için beni 8. sınıfların dersinde sınava aldı. arkalarda bir yere geçirdi dersten rahatsız olmayayım diye. görüyorsunuz kopya çekmeyeyim diye önde değil de rahatsız olmayayım diye arkaya oturtuyor. ve yan sırada bir çocuk yaşı da bayağı büyük, kalmış sınıfta işte. hoca ayakta ders anlatıyor arkasını dönüyor falan bu çocuk da hocaya bakarak masturbasyon yapıyor. bayağı açık açık.

    siz kendinizi ahlaklı görebilirsiniz ama dışarısı ahlaksız kaynıyor. burada bile bir sürü var. ne yapalım yani onlar için şalvarla mı gelin diyelim hocalara? giyim kuşam da fikirler gibi özgürdür. kimseye iffetsiz demek bize düşmez ama iffetini daha çok korumak adına başını örten kadına siyasi simge demek de hoş değil. bırakın bu ayakları. çoğu kadın başını açmamak için görevini bıraktı. siyasi bir simge olsaydı açardı başını ne olacak.
  4. şöyle bir nokta var. başörtüsü şüphesiz bir şeyleri simgeler. siyasidir, dinidir, ideolojiktir. ama en az onun kadar başı açıklık da bunları simgeler. yani kimse sanki başı açık olmak ideal olanı da başörtüsü bir simge havasında girmesin muhabbete. her şey bir başka şeye işaret eder. dolayısıyla birisi bağlı bulunduğu görüşlerce nasıl başörtüyü ideal kabul ediyorsa diğeri de başı açıklığı kabul ediyor. olay da buradan çıkıyor. dediğim gibi her ikisi de sadece kendilerinden ibaret değiller. bunları söyledim de kararı desketliyor muyum? ben kararla ilgilenmiyorum. bana kalırsa ehli sünnet kendi hayatını kendisi inşa etmelidir. kendisiyle irtibatı olmayan hayatların içinde yer edinmekle uğraşması boşunadır. dolayısıyla bu kararı verenler benim gözümde yalnızca bir yerlere göz kırpıyor. her işin allah rızası için yapılması gerektiği, müslümanlığın doğrudan doğruya bununla irtibatlı olduğu meselesi yine güme gidiyor.

    edit: şunu ekleyeyim. anlaşılan burada, bir şeylere siyasi dendiği zaman kastedilen şey particilik. ben hiçbir şekilde bu anlamda kullanmadım. kelimelerin içini bu denli boşaltmak için de herhalde kafamın hiç çalışmıyor olması lazım.
  5. siyasi değil dini bir obje olmasından ve her dine eşit mesafede duran bir devletin varolmasından ötürü olmaması gereken bir durum.

    olayı kişiselleştirmeyi bırak artık sevgili başörtülü arkadaşım. laik devlet senin olduğu kadar cüppeli hristiyanın da girmesine karşı. laik devlet diyor ki kimse kimse üstünde hak sahibi olmasın, herkes inancını kendi çerçevesinde yaşasın.

    ha, tabi haliyle senin dinin yayılmacı politikaya sahip olduğundan, insanları şekillendirmeye, kendine benzetmeye çok meraklı olduğundan böyle tartışmalara da yol açıyor işte. o da ayrı konu.
  6. insanın en önemli niteliklerinden biriside kültürüdür. bir bakıma insanı insan yapan şey kültürdür. din ise kültürün en önemli öğelerindendir. her birey farklı kültüre sahip olmak ile birlikte kültürünün içerisinde dinin olması gerekmez.

    niye laiklik kisvesi altında insanların düşüncelerini yaşamasına izin vermiyoruz?

    o çok imrendiğiniz avrupa ülkeleri ve abd haç işaretleri ile donatırken biz niye hilal işareti ile donatamıyoruz? çünkü ülkemizin ultra laik çok bilmişleri her şeye siyasi anlamlar yüklüyorlar.

    okuduğum o kadar giride tek bir ortak nokta var; türban siyasi simgedir. evet güzel kardeşim türban siyasi simgedir. çünkü siz ona öyle diyorsunuz.

    türban diye bir şey yoktur. insanlar siyasi düşüncelerini farklı bağlama çeşitleri ile yansıtmaya çalışmazlar.

    eğer öyle bir şey olduğunu iddia ediyorsanız hangi bağlama çeşitlerinin hangi siyasi oluşumu desteklediğine dair bir rehber hazırlayın biz de öğrenelim
  7. bence kadınları top yekün eve kapasak, kamuda, belediyede, okulda görevlendirmesek o zaman başörtü sorunu da kendiliğinden çözülmüş olur. başörtü takmak isteyen evinde takar, saçının açık olmasını isteyen evinde açık tutar. kimse de ideolojik olarak o kadından etkilenmez.

    ya da kadınlara toptan soykırım mı uygulasak? ne dersiniz, hoş olmaz mı?
  8. babam ağır sosyalist ve emekli öğretmen. yıllardır sürgün yerlerinden sürgün yerleri beğendik, sendikal faaliyetler yüzünden babam gözümün önünde polisten dayak yedi, okul müdürleri daha tanımadan babama ön yargı ile yaklaştı ve sıkıntı çıkarttı.

    işte böyle sosyalist olan babam, sınıfta ise sadece öğretmendi. evet, yasaktı belki ama asla klasik solcu bıyığı ile sınıfa girmedi. asla sendikasının verdiği çantayı öğrencilerine göstere göstere öğretmen masasına koymadı. sendikasının veya partisinin hiçbir görselini, düşüncelerini öğrencilerine aktarmadı. ideolojisine yeterince inanmadığı için değil, öğrencilerine karşı objektif olmak zorunda olduğunu bildiği için.

    hepimiz okul sıralarından geçtik. öğretmenlerimizin bizim için nasıl bir rol model olduğunu biliyoruz. özellikle ilkokul ve ortaokulda. buralarda görev yapan öğretmenlerin bıyığıyla, saçıyla, kıyafetiyle tamamen objektif olması gerekiyor. hatta ve hatta siyasal düşüncelerini kendilerine saklamaları ve öğrencilerine aksettirmemeleri gerekiyor. işte bu yüzden ilkokul ve ortaokulda başörtülü öğretmene karşıyım. üstelik, başörtüsüne izin çıkarsa dudak üstü bıyığa, ülkücü bıyığına falan da izin verilmeli ki bu sefer işin tamamen şova dönüşme riski yüksek.

    kamuda başörtüsüne kesinlikle karşı değilim. gıda, tarım ve hayvancılık bakanlığı'nda başörtülü bir gıda mühendisinin çalışması elbette normaldir. ancak, eğitim ve hukuk gibi; geleceği etkileyen ve kesinlikle taraf olunmaması gereken yerlerde bunu mantıklı bulmuyorum.