ali toprak --> top
din kültürü ve ahlak bilgisi hocasıydı kendisi, nurdan mı yağdan mı her daim yüzü parlardı ve vücudu bir dünya, bir basketbol topu misali ortada orantılı bir şişkinlikten ibaret, boyu da 1.60 civarlarındaydı..
(bkz: maltepe anadolu lisesi)
kahramanmaraş dolaylarında 'domates ahmet' lakaplı aşmış bir tarih öğretmeni yıllardır dolanmaktadır, aynı lisede 'ayyaş' lakaplı bir fizik öğretmeni ve 'çılgın bakire' lakaplı bir matematik öğretmeni mevcut.
kebo: isim ve soyadın ilk iki harfinin birleştirilmesiyle..
apo: ismi abdullah olan hocaların genel lakabı
daum: tip benzerliği ile..
keş: derse sürekli içip gelen bir hocaya binaen..
lisedeyiz, matematik hocası nevin tamer acaip bi kadın... tam bomba, esprili vs... bi gün ders fizik dersi ama hoca gelmedi, gittik öğretmenler odasına, baktık nevin hoca orda, yapıştırdık soruyu:
-hocam bülent hocayı gördünüz mü?
-hangi bülent, top bülent mi amele bülent mi?
-?!...
...
hadi öğrenciler hocalarına lakap takar da hangi öğretmen, diğer öğretmen arkadaşlarına top ve amele diye hitap eder yahu...
cinayet mehmet(zamanın sağ-sol olaylarında kendisine bıçak çeken öğrencisine silah çekerek bu namı almıştır)
şuayip(saçı,boyu ve yürüyüşü aynı bu tiplemeye benzeyen psikoloji hocası)
bizde de bir geometri hocası vardı. analalitik geometride türev konusu işlenirken yakup olan adı sınıfta sorulan y^3 (y küp) ün türevi sonrası yküp olmuştu. bir de naumoski'ye benzeyen bir kimya hocamız vardı. doğal olarak lakabı da naumoski olmuştu.
minik kuş derdik yaklaşık 2 ton çektiğini sandığımız fizik hocamıza.sebebide x adlı biraz saf bir kız arkadaşımızın ayyy n.... hocamı ben onu çok seviyorum ya minik kuşum o benim diyerek hiç alakası olmayan bir muhabbete atlayışıdır.bir zeka minik kuş ve o cüssede bir hocayı nasıl bağdaştırılabilirmiş henüz çözülememiştir olay ve kişiler tamamen gerçektir zaten gerçek olmasa yıllardır her buluşmamızda bunu konu edip gülmekten altımıza vermezdik.
lisedeki fizik hocamız uzun boylu ve red kit çizgi filmindeki daltonlara fena halde benzediği için*,daha sınıfa adımını atar atmaz:
- aaa,avarel lan bu...
sözleri eşliğinde lâkâbına kavuşmuştu.
üniversitede bir muhasebe hocamız vardı. biraz kilo problemi olan bir bayandı ve sürekli lacivert ya da siyah pantalon ve üzerine de yine aynı renk ceket giyerdi. ceketin altında da daima beyaz renk bir gömlek! fazla kilolarından kaynaklanan yürüyüşü ve hakim olan renkler nedeniyle penguen derdik kadına... kendisini sevseydik kesinlikle böyle bir isim takmazdık. kadın sürekli olarak; evde kalmış olmanın, fazla kiloların ve akademik başarısızlığın acısını bizden çıkarırdı. hababam sınıfında perran kutman oynadığı "çılgın bakire hürrem karakteri" gibi bir şeydi. bir "badi ekrem" bulamadığımız için çekiyorduk bu kadını. yoklama yapıyordu allah'ın cezası! koskoca üniversite öğrencilerine:
- niye dışarı bakıyorsun?
- yanındakiyle konuşma! (dersinde çıt çıkmazdı, ama bir bok da öğretemezdi)
- önüne bak!
ortaokul ve lisede bile yadırganan bir öğretmen (hoca demeye dilim varmıyor!) tipi nasıl olur da iktisat öğrencilerine muhasebe öğretebilirdi?
adı demir demirhas olan hocaya fefe denirdi.. zübük vardı.. suratına bakınca başka sıfat bulamazdınız.. horoz vardı , işi gücü tavuklar, pardon kızlardı.. top necoş vardı.. katil vardı.. ahh ahh..
vampir: kısa boylu,kara kuru ve yüzündeki sivilce sayısı fazla olan bir* hocamıza* takmıştık.bilemiyorum hep 4-5 almamdan mı ama severdim ben bu hocayı.