belki ilginizi çeker
  1. · bütün öğretmenlerin nefret ettiği öğrenci olmak
  2. · bütün öğretmenlerin nefret ettiği öğrenci olmak
  3. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  2. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  3. · aşk
  4. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  5. · disko kralı
  6. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  7. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  8. · allahsız sözlük
  9. · çerte belediyesi

öğretmenin en sevdiği öğrenci olmak  

  1. ben yaşayamadım lan bu duyguyu hiç. hep seviyeli ilişkilerim oldu öğretmenlerimle.

    ama orta okulda bir arkadaşım vardı. hala arkadaşız, aynı zamanda komşuyuz. 23 yaşında, istanbul da okuyor. gelecek planları arasında....ehe, konuya geçeyim.

    orta okulda matematik öğretmenimiz bunu çok severdi. ama öyle böyle sevmek değil. yani mümkün olsa hepimizi sınıftan siktir eder, sadece buna ders anlatabilirdi, abartmıyorum.

    bir gün mehmet, okul kapısında nöbetçiydi. öğretmen içeri girdi, biz ayağa kalktık. hoca şöyle bir sıraları gözleriyle bir taradı. ve dedi ki:

    - mehmet nerde?
    + nöbetçi, öğretmenim.
    - biriniz çağırın gelsin, ders bitince döner tekrar nöbetine.

    oha. davete bak. önce sınıfta var mı yok mu diye bakıyor, yoksa hemen çağırılıyor.

    başka bir gün. bu sefer son günler. öğretmenler not defterlerinde son oynamaları yapıyor sınıflarda. dersimiz tarihti. notlar konuşuluyor falan. bir ara kapı açıldı, kim gelse beğenirsin. matematik öğretmeni.

    gitti, tarih hocasının elindeki not defterine baktı. mehmet in karnesine 70 düştüğünü gördü. o sırada mehmet, tarih 70 düştüğü için ağlıyordu. yuh lan! neyse. sonra matematik öğretmeni, tarihçiye dedi ki:

    - hiçbirine kefil değilim ama mehmet e kefilim.

    oha-2. sen kalk, başka derste sınıfa gir, notları incele, o sırada torpil yapmaya çalış.

    neyse çok uzattım, bitireyim. en sevilen öğrenci için süper bir olaydır da sınıf arkadaşları tarafından "torpilli ipne" olarak anılacaktır okul boyunca ve teneffüslerde tek başına kalacaktır.

    geleceğin öğretmenleri size sesleniyorum: yapmayın bunu. bak sırf bu yüzden matematikten soğudum olm.
    (dedirten başlık, 18.07.2008 16:21)
  2. sözlu notunun 5 olmasını garantilemektir...
    (rafraf8, 18.07.2008 16:35)
  3. bazen sevmesinin sonuçları iyi değildir...

    (bkz: @2560488)
    (jane, 18.07.2008 16:39)
  4. çok uç bir öğrenci olmanın, uç sonuçlarından biridir.
    çoğu hoca tarafından nefret edilmekle beraber, birkaç tanesi sizi özel bulur ve diğer öğrencilere göre çok farklı bir ilişkiniz olur.

    birkaç öğretmenle yaşadığım bu durum, bir tanesinde çok acı sonuçlar vermiştir.

    lise 1. ingilizce ağırlıklı ders programı uygulanıyor. sınıfta en iyi seviyede ingilizce bilen benim. bu durumdan da maddi olarak çok güzel şekilde yararlanıyorum. (ingilizce kompozisyoni kitap özeti ödevler, quizler vb.) ingilizce öğretmenimiz olan bayan hem derslerimden, hem okuldaki durumumdan dolayı bana yakınlık hissediyor. arkadaş gibiyiz. her şey güllük gülistanlık.

    derken, senenin son ingilizce sınavı geliyor. arkadaşlardan biri sınavı geçemezse, ingilizceden kalacak. maddi durumu da çok iyi. zamanın parasıyla 30ytl tutuşturuyor elime. iki cep telefonundan birine de kontör yüklemiş olarak bana veriyor. sınav başlıyor.
    test, 50 soru. herkes daha yarılardayken, benim sınavım bitiyor, minik minik yazılarla cevap anahtarını sıraya geçirip, kağıdı hocaya veriyorum. en arkada, köşede keyfim gayet yerinde. arkadaşın telefonunu çantanın içinde elime alıp ilk 10 sorunun cevabını yolluyorum mesajla. diğer 10 soruya geçecekken hoca yaklaşıyor, telefonu rica ediyor, veriyorum. eğilip samimice diğer öğrencilerin de telefonla oynamamaları için aldığını belirtiyor. yaptığım şeye dair hiçbir fikri yok. o esnada durumu gören arkadaş, kendi telefonuma mesaj atıyor, " bu hattından at diğerlerini de hadi!" diye. gayri ihtiyari elime alıyorum telefonu. hocayla gözgöze geliyoruz. iki telefonum olmadığını biliyor. yanıma gelip elimdeki telefonu alıyor. masasına geçip öfkeyle giden mesajları açıyor.

    her şey ortada artık.
    yaptığım şeyin kötülüğünden çok, benden beklemiyor olması, aldatılması kızdırıyor onu.
    disipline veriliyoruz.
    bir daha bakamıyorum hocanın suratına, geri kalan 2 sene boyunca.
    özür dilemeye bile cesaretim yok çünkü..


    ..

    sonuç olarak bir çok açıdan güzel de olsa, hocanın favori öğrencisi olmak, bazı durumlarda kişiyi çok zor durumlara da düşürebiliyor. evet.
    (sleeplessbeauty, 18.07.2008 16:42 ~ 28.01.2009 08:02)
  5. ortaokulda bir ingilizce öğretmenimiz vardı, iddialara göre nuri sesigüzel'in kızıymış kendisi. bu arada ben nuri sesigüzel'i tanımam, sadece ünlü biriymiş gibi söyledikleri için ben de adamı ünlüler hanesine kazıdım kafamda. her neyse, bu kadın severdi beni, hemen her ders "sigur yine topluyo yıldızları" türünden laflar ederdi, ben inceden sinirlenirdim buna. biri bir şeyi bilemeyince dönüp "sigur senin cevabın ne" falan derdi.

    mınakoyim her şeyi ben mi bilicem lan, ben mi, ne lan bu üzerimdeki baskı. zaten bir bok da yaptığım yok, ama sorsan en iyi sigur, değilim kardeşim, olmak da istemem.

    aynı şey lisede de geldi başıma, edebiyat hocası böyle türlü cümleler yazdırırdı, asıl amacı kullanılan grameri tartmak olan. ben ne bileyim, diğer elemanlar böyle "buzdolabındaki sebzeleri aldım", "iş çok yorucuydu bugün", "bir kez daha denemek ister misin adamım" türünden cümleler yazıp götürüyorlarmış. ben biraz daha itinalı davranıp mini öyküler yazıyordum, aslında bi ske de benzemiyordu, ama beğeniyordu hoca, "adam şov yapıyo be" falan diyodu.

    gel zaman git zaman benim aslında tırt bi adam olduğum anlaşıldı, üzerimdeki baskıyı da nazik bedenim kaldıramadı. (bkz: meyilli yazar) ben de saçma sapan şeyler yazmaya başladım, sonra başkaları oldu gözde öğrenci, rahatladım.

    hatta bu saçma sapan yazma işi hoşumuza gitti, tremonti'yle oturup öykü-roman türünde eserler vermeye başladık, iyi de oldu.
    (sigur ros, 18.07.2008 16:43 ~ 21.07.2008 23:47)
  6. -olm öğretmen en çok seni seviyo lan!
    -normaal, annem olm o benim.

    (bkz: öğretmen çocuğu olmak)
    (diazepam, 18.07.2008 16:54)
  7. hele ki lisede hiç güzel olmaz bu durum. hatta bazen başa bela bile olabilir.

    herkes kopya çeker o hocanın dersinde değil kopya çekmek kıpırdayamasın bile. neden? hoca yanlış anlamasın diye. arkadaşlarının gazına gelirsin aman salla onu ya derler. ilk kopya teşebbüsünde bulunursun. arkanda oturan arkadaşınla konuşur, bilmediğin soruları yapar, ona da sorduklarının cevaplarını söylersin. yazılı biter. yüz kıpkırmızı olmuş bir vaziyette. çevredekiler söylerler:
    -hoca senin kopya çektiğini gördü. o tarafa bakıyordu diye.
    böyle bir şey olamaz. nasıl üzülür insan o an. sanki ne olmuşsa. görsün,sizi her yazılıda görüyor da diyemezsin ki. hocanın sana her baktığında kopya çektiğini hatırlayıp gülümsediğini düşünürsün yani gereğinden fazla problem yaparsın bu olayı, içinde büyütürsün. o hocanın dersinde kafanı kaldırıp bakamazsın bile, derse girmemek için bahaneler üretirsin ama yine de dayanamayıp özür dilemem gerek hocadan diye düşünürsün. kopya çektiğin arkadaşın itiraz eder. senin yüzünden ben de yanacağım der. dinlemesin, gidersin öğretmene söylersin her şeyi. kopya çektim ben, özür dilerim dersin. hoca güler ve ben seni çok iyi tanıyorum der. bir daha kopya çekmek mi? onun dersinde hayatta. *
    (ismimuzundiyenickimkisaolsun, 18.07.2008 17:01)
  8. (hector, 29.07.2008 16:46)
  9. bir çok cezadan yırtmanın yanında omuzlara gereksiz bir sorumluluk yükleyen ve otokontrolü zorunlu hale getiren durumdur.ne iyidir ne kötüdür.mesela arkadaşlarınız cezadayken siz ayrık otu gibi dışarıda kalırsınız ama bundan mütevellit rahat rahat yaramazlık yapamazsınız.kısacası bozuk psikolojidir.
    (ishizaki kun, 05.09.2009 21:35)
  10. eğer öğretmen allah ise çok mutluluk verici olan durumdur.
    (kilisede kolbastı oynayan imam, 05.09.2009 21:36)
  11. hocanın güvenini kazandığından yaptığı ufak tefek şeylerin görmezden gelinmesi.
    sö: sevilen öğrenci
    çk: ön tarafta oturan çirkef kız topluluğu. 4'er li 5'er li gruplar halinde dolaşırlar, çalmadan oynarlar...

    çk:ama hocam sö de kopya çekti. ona hiç birşey demiyorsunuz.
    -o kopya çekmez.
    sö:hehe(bıyık altından).
    çk:gıcık şey n'olcak?(arkasını dönerek)(masasındakileri yere at, çirkefleş, çirkefleş...)
    sö:hehe(yerdekileri toplarken)
    (cveevezvea, 05.09.2009 21:49)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil