• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • videolar

  • görseller

    • öğretmen olmak
  1. resmen öğrencilerle yatıp öğrencilerle kalkmak, hep onları anlatmak, başarıları dünyanın en güzel haberi gibiymiş sevinmek, başarısızlıkları en aza indirmek için "sürekli" daha ne yapabilirim sorusuyla boğuşmak... çok kolay gözükür öğretmenlik... diğer insanlara... en zoru ilkokul öğretmenliği ve özel eğitimdir. * öğretmenlik çaba ister. öyle masanda kahven önünde internet imzalaman gerken dosyalar ya da döşemen gereken borular yoktur. öğretmen olmak "insan" yetiştirmektir.
  2. sonsuz bir emek denizine yelken açıp, sabırla karayı görmeye, karaya çıkmaya çalışmaktır. en zoru özel eğitimci olmaktır ki; diğer tüm öğretmenler size yatıyormuş gibi gelir.
  3. çoğu kez,

    hele de dersanede öğretmenlik yapmaktaysanız

    öğrencilerin iyi not aldıklarında kendilerinden, kötü not aldıklarında sizden bilmesine sebep olacak meslektir.

    ama yine de;

    fikrimce yaptığınız işin meyvelerini en çabuk ve net alabildiğiniz; manevi tatminin en yüksek olduğu mesleklerden birisidir.
  4. bu memlekette, olması hiçte zor olmayan bir mesleği seçmiş olmaktır. "formasyon" adı altında, güzel ülkemde, herkes öğretmen olabilmektedir. hemen hemen, bütün adını sanını duymadığınız, bölümlerin (ki çoğu fen-edebiyat fakültesindendir) hepsi, eğitim fakültesinin alt okullarıymış görevi yapar. su ürünlerinden mezun olan formasyon alarak, sınıf öğretmeni olur, biyoloji bölümü mezunu da aynı şekilde. özellikle fen-edebiyat fakülteleri bu konu da rakipsizdir, söylemiştim.

    ve bence bu, öncelikle bu ülkenin geleceğine, sonra o sıralarda oturup "milli eğitim" görmeyi bekleyen, gencecik insanlara, sonra da tamamen eğitimci olmak için, öğretmen olmak için okumuş olan eğitim fakültesi, öğretmen lisesi mezunlarına, yapılmış çok büyük bir haksızlıktır.

    öğretmen olmak; işsizliğin çözümüdür bu ülkede.

    birileri işsiz kalmasın diye, siz çocuklarınızın geleceklerini onlara emanet edersiniz. su ürünleri fakültesi mezunu, sizin çocuğunuzun rol modeli olur, aldığı iki dönemlik formasyonla.

    "eğitimdeki aksaklık" en başından, burdan başlar. gerisi teferruattır, çocukların öğretmeni kaale almaması, öğretmenin çocuk dövmesi, öss, dersaneler, hiçbir şey vermeyen eğitim sistemi, liseden mezun olup, kazakistan'ın nerde olduğunu bilmeyen, oslo'nun norveç'in başkenti olduğunu bilmeyen insanlar, yolda yürürken yere tüküren, sokağa çöp atan nesiller, dinlemeyen, öğrenmeyen, felsefeyi acıklı aşklar, beylik kelimeler söylemeyi sanan bir nesil yetişmesi vs.

    buraya kadar sorunun çok fazla olduğunu olduğunu düşünüyorsanız, bu sorunlara buldukları çözümü görene kadar bekleyin.

    (bkz: nimet çubukçu)
  5. hiç kolay değil.
    ilkokulu bitir. ortaokulu bitir. liseyi bitir. öss kas, üniversiteyi kazan. binbir bela, parasız pulsuz onu bitir. kpss çalış, sağlam puan al. sonra devlet baba desin ki "yok bu sene kadro evlat. bi kaç sene daha bekle."
    ve eklesin; "ha bi de bi ara seni 12 aylığına askere alcaz!"
    neymiş?? devlet bizim babamızmış. seni çok seviyorum baba!

    (bkz: babayı ornitorenk sikerken yakalamak)

    düzeltme: bu hikayedeki ornitorenk ben oluyorum.
  6. hayati bir işi yapıyor olmaktır. bu bir işten çok daha fazlasıdır, bir nevi geleceği biçimlendirmektir. "bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" geyiklerine girmek istemiyor olsam da türkiye'de son derece geri planda kalmış, çoğunlukla üniversitede parlak bölümlere giremeyen insanların (tıp, hukuk, mühendislik vs) tercih ettiği bir meslek olduğundan genellikle istenerek ve sevilerek yapılmaz. bunun en önemli nedeni gelirinin çok da parlak olmamasıdır. o kadar az parayla geçinecek bir mesleğe sahip olmak kimsenin tercih etmeyeceği bir durumdur çünkü. üstelik hakkı verilemediğinden çok da prestijli bir iş değildir öğretmenlik. malesef, vehameti türk insanının sığ görüşleri nedeniyle takdir edilememektedir. bir toplumda, öğretmenin entellektüel anlamda son derece yükseklerde, başı dik, kendini geliştiren ve sürekli bilgilerini güncelleyen yapıda olması gerekir. bunun sağlanması için ise en büyük etken paradır. bir yandan da bu mesleğin saygınlığının korunması ve insanların bu mesleği takdir edebilmesi gerekmektedir. bir ilköğretim derecesindeki öğretmene yapılan en yaygın yorumu düşünelim; "aman eşek kuyruğu gibi ne uzuyor ne kısalıyor, en fazla, olsa olsa müdür olur" (prestijli meslek diye geçen hukuku okuyunca hemen herkes yargıtay başkanı oluyor ya.) zihniyeti söz konusu oldukça saydıklarımın gerçekleşmesi çok çok zordur. ülkedeki eğitim öğretimin zavallılığını, öğretmenlerin kalitesiz ve aciz, işini sevmeyen, genellikle zorunluluktan o işi yapan insanlar olmasının vehametini toplumun gittiği noktadan çıkarabiliriz. edebi bir şekilde anlatmak gerekirse; gerçekten dandik insanlar yetiştiriyoruz ve nesilden nesile daha da dandikleşiyorlar. tüm bunların iki nedeni var; öğretmenlerin ve öğretim sisteminin eksiklikleri. bunun bedeliyse gelecekteki olası rejim değişikliği.

    (bkz: idiokrasi)