sınavlardan kötü sonuç alınması sonucunda eve gitmeye korkulabilir valla hiç başıma gelmemişti taa ki buraya gelene kadar. bir de eğer biraz öğretmenler sizden şikayetçiyse veli toplantılarına gelmemeleri önerilir
bir türlü bitmeyen bir okul hayatı söz konusudur.öğrenci psikolojisinin kanınıza işlemesine sebeptir.
ebeveyn seçiminin gerçekten dikkatli yapılması gereken hadise. ebeveyn ilköğretimde öğretmenlik yapıyorsa lgs, bir dersanede öğretmen ise öss, son olarak eğer üniversitede prof ise lisans bayağı bir kolaylaşacaktır.
okulda görmeye katlanamadığın öğretmenleri okul dışı çevrende de görürsün
(bınar, 05.05.2004 14:34)
üniversite de tanıdık bir profesör her zaman için iyidir.
üniversiteye girdiğiniz halde neden ödevlerini yapmıyorsun, neden günü gününe ders çalışmıyorsun dedirten ebeveyn tipleri
öğretmen olan anne/babanın çocuğuna asla kendi branşında yardımcı olmaması (bkz.
terzi kendi söküğünü dikemez)
çocuk için felakettir
zavallı yavrucak hunhar arkadaşları tarafından
- ne de olsa anan/baban çalıştırır seni
- ohooo amma iş bea
- bnmki hoca olacaktı ki gör bak sen vs.
gibi ufak tefek dokundurmalara maruz kalacaktır,hespisini o anda tokatlamak isteyecektir,başaramayacaktır,içine atacaktır.
yanında cabası olarak hoca olan ebevyn kişinin derslerinizle maksimum düzeyde ilgilenmesi vardır ki dersler kötüyse kabus bir durumdur.
*(jamal, 01.06.2004 02:44 ~ 02:48)
çocuğu ergenlik dönemine kadar %100 regular, sonrasında %100 irregular olmaya iten olay. zira bu tür ebeveynlerin hayatındaki tekdüzelik, sıkıcılık ve kuralcılık hat safhadadır.
*
maddi açıdan yararı dokunabilecek durum. belirli bir yaştan ve bilgi birikiminden sonra, ebeveynlerin öğrencileri kazanç kapısı haline getirilebilir. bir ilköğretim ya da bir lise öğrencisinin özel ders ihtiyacını hem itü'lü hem de öğretmeninin çocuğu olan bir kimseyle doldurabilme ihtimali oldukça yüksektir.
öğretmen ebeveyne sahip olan diğer yaşıtlarla nedendir bilinmez ama iyi anlaşma gibi bir özellik taşınmasına neden olan durum.
helede ebeveyinle aynı okulda okunuyorsa okul içinde saygı duyup konuşmaya bile çekindiğin tipin okul dışındaki salak hallerine tanık olmak zorunda kalırsın.sonra gelde saygı duy..
(bkz:
ben senin sümüklü halini bilirim)
günün 24 saati ha şimdi annem beni sınav yapıcak, ahanda babam pis pis baktı kesin sözlüye kaldırıcak tipinde gerginlikler yaşayan acınası evlat.
çok zor bir zanaattir öğretmen çocuğu olmak. zira anne baba mesleklerini okulda bırakamazlar. evde de sürekli bir eğitim havası eser. çocukluğunuzun her aşaması eğitimle geçer.
bu da kendi içinde, ilkokul öğretmeni çocuğu ve lise öğretmeni çocuğu olmak diye sınıflandırılabilir. genelleştirmemekle birlikte, şahsi gözlemim ilkokul öğretmenlerinin çocuklarına daha sevecen ve samimi yaklaştıklarıdır. lise öğretmenleri ise, ergenliğe geçiş dönemindeki azgın çocuklarla uğraştıklarından genelde burunlarından soluyarak dolanırlar. kısmen terör estirdikleri durumlar da mevcuttur. ama genel itibariyle öğretmen çocuğu olmak, özellikle ufak yerlerde prestij kaynağıdır. daha önemlisi, eğitiminize ve gelişiminize önem verilerek yetiştirilirsiniz. elbette her öğretmen ebeveyni de ideal anne-baba sınıfına sokamayız.
avantajlı olduğu kadar dezavantajlı da bir durumdur. sürekli birilerine örnek olduğunuz için, her hareketinizin kontrollü olması konusunda uyarı alırsınız. ayrıca ebeveyn çok çocuk tanıdığı için, neyi neden yaptığınızı anlamakta zorlanmaz.
hasta olduğunuzda normal anne babaların aksine 'çocum sen şimdi git okula dersinden kalma, çok kötü hissedersen kendini o zaman gelirsin' diye zorla çocuğu okula gönderip çocuğun da bu okula gidip dersten geri kalmama durumunu piskopata bağlayıp üniversiteye geldiğinde bile, devam zorunluluğu olmayan okula her gün gitmesine sebebiyet vermek gibi bir şeydir.öğrenci dediğin televizyon izlemez diye her dakika odasına yollanan ilkokul çocuğu yıllar sonra ilk televizyon macerasını lisede pokemon izlerken yaşar.çünkü çizgi film izlenmesine hiç izin verilmemiştir.ayrıca da çocuk okuldaki başarısına arkadaşlarını asla inandıramaz çünkü her sınavdan sonra 'e tabi onun anası babası örtmen' yorumlarına maruz kalmıştır.kızına anadolu lisesini kazandırmayı kendine tek hedef olarak belirlemiş olan baba gecenin bir yarısına kadar ilkokul 5. sınıf öğrencisini x,y,z bilinmeyenlerini kullanarak eşitsizlik işlemleriyle uğraştırmıştır.çocuk bir şey anlamaz ama sesi de çıkmaz.
çocuklarına zulüm boyutunda disiplin uygulayan öğretmen ebeveynler aynı zamanda bulundukları okulun en iyi öğretmenleri olurlar, müfettişten 95 puan artı bir maaş tutarında ödül alırlar.demek ki gayet iyi bir şeymiş öğretmen çocuğu olmak.
verdikleri disiplin çocuğun bünyesinde nasıl yer etmişse artık çocuk üniversiteye başka bir şehire gitse de okumak için, gözleri arkada kalmaz.çünkü çocuk televizyon izleyemiyodur,her gün okula gidiyodur zaten.hatta o kadar çok gidiyordur ki devamlılıktan sınıfta kalacakır.ha kötü mü olmuş diye düşününce yo gayet iyi olmuş diyo insan ama üzülüyo da.bende istemez miydim şeker kız kendiyi izlemek...böhööö
(börtü, 02.05.2006 18:00 ~ 18:10)
eğer aynı okuldaysanız ve gurur yapıcı bi ruh haline sahipseniz bunu çok yakınlarınız dışında kolay kolay kimse bilmez.hele hocalarınıza hiç çaktırmazsınız,anne yada babanızla okulda yabancı gibi takılır okulu öyle bitirsiniz.pek çok hocanızın dikkatini çeker siz okulu birincilikle bitirip ödülünüzü aldığınızda içtenlikle sarılan "bi hocanızın" olduğu.ve anlarlarki yıllardır aynı okulda görev yapan babanızdır o.
anneniz-babanız hakkındaki "amına godumun hocası burdan puan kırmış." tadındaki serzenişlerde bulunan kişilere, sorgulamadan kafa göz dalmaktır.
kız meslek lisesi gibi dişi popülasyonun çoğunlukta olduğu bir okulun öğretmeninin erkek çocuğuysanız, mıncıklanmanın sevilip okşanmanın doruk noktasına ulaşmaktır.
yok dersane öğretmeni çocuğuysanız arkadaşlarınız felsefe, türkçe gibi dersleri ekip gezmeye giderlerken, yokluğum daha çabuk farkedilir korkusuyla gidememektir, gidenin arkasından bakakalmaktır. derse gelmeyen öğrencilerin ailelerini arayan rehberlik öğretmeninin iki adım ötedeki ebeveyninize söylemek yerine kasıp evinizi aramasına anlam verememektir.
(twinkle, 02.05.2006 20:38 ~ 20:39)
öğretmen çocuğu olmayan birinin gözünden bakalım olaya bir de:
-avea öğretmen hattıyla saatlerce beleşe konuşurlar, telefon konuşması dediğin 3-5 dk sürer tabusunu ezip geçmiş insanlardır, biz diğer operatör insanları da tasvip etmeyiz zaten
-meb desteğiyle iyi sayılabilecek dizüstü bilgisayarları, oldukça iyi bir fiyata alabilme hakkına sahip olmuşlardır
-ve son olarak da, özellikle şu günlerde dikkatimi sümsükleyen bir özellik olarak, yeşil pasaport edinebilme hakları vardır
iyidir,hoştur,gurur duyulması gereken bir şeydir ama...
sürekli derslere hazır gitmen gerekir;ne olur ne olmaz her an annen sınıfta seni gözüne kestirebilir.devamsızlık yapma gibi bir hakkın yoktur olamaz da.hep diğer öğretmen çocuklarıyla karşılaştırılsın.her milli bayramda şiir okumak senin asli görevindir.sınıftaki diğer öğrenciler seni hep kıskanır.bu baskılara dayanamayıp daha ilkokulda 4 öğretmen 3 okul değiştirmek zorunda kalırsın.
yani ne olursa olsun olaylar hep sana patlar..
öğretmen çocuğu olmak ayrı dert,babası tarih, annesi psikoloji öğretmeni çocuğu olmak apayrı bir derttir.
hadi bundan faydalanayım dediğiniz herhangi bir tarih ödevi esnasında babanıza yönelltiğiniz herhangi bir tarih sorusu kesinlikle isanın doğumundan itibaren anlatılacaktır.bu esnada sizi gözleyen psikolog anne kaşınızdan gözünüzden,tikinizden sizi analiz etmeye kalkışacaktır.yalan yutmazlar,size yalanın tarihini ve insanı yalan söylemeye iten psikolojik süreci aynı anda anlatmaya başlarlar.siz gözlerinizi patlatarak bu süreci yaşarken farketmeden kocaman bir ergenlik dönemini geride bırakmışsınızdır.tüm bu dönem içerisinde ekonomik pek çok şeyi öğretmen olan anne ve babanızla yaşamış,isteklerinizi,arzu ettiklerinizi askıya almışsınızdır.salona girdiğinizde, aynı anda anne ve babanızı sınav kağıdı okurken görmek günlük alışkanlıklarınızdan olmuştur.kopya çekeni yakalama sistemleri size engin teknik ipuçları verir,dolayısıyla neleri yapmamanız gerektiğini kolayca öğrenirsiniz.bazen gecelerce süren bu ödev okumaların,sınav okumaların,sınav veya program hazırlamaların;sabahın köründen akşamın karanlığına dek geçen yoğun çalışma tempolarına rağmen gıklarını çıkarmadan devamlılıklarının, ama buna tezat olarak kazandıklarının karşısında, onlarla beraber sadece iç geçirirsiniz.
küçüklüğünüzü hatırlasınız;bu tatminsiz maaş hiç gözlerini korkutmamıştır;alternatif işler yaparlar çaktırmadan;pazarda bal bile satarlar bazen,bunu siz o yaşta oyun haline getirmiş;evden kavanoz kavanoz bal taşımışsınızdır.
öğretmen çocuğu olmak bazen hasret kalmak demektir.bakıcı tutmaya güçleri yetmediğinden anneanne ve dedeyle anne ve babadan uzakta yaşamaya başlarsınız.her gece edilen telefonlar hep küçük çocuğun ağlamasıyla son bulur.ama bunlar gelip geçicidir;çünkü hep vaatler vardır öğretmen anne babalar için,daha parlak umutlar,belki daha iyi,onlara layık maaşlar..
ama bu sadece kocaman bir yalandır.
her ne şekilde yaşamış olursanız olun,öğretmen çocuğu olmak bir ayrıcalıktır.belki hiç kimsenin tatmadığı,o uzun bekleyişlerden sonra sahip olduğunuz bir şeyin değerini çok daha farklı algılarsınız.eviniz kitap doludur,her öğretmenler gününde "benim hayatımı değiştirdiniz hocam" temalı telefonlar gelir evinize.anne babanızla gurur duyarsınız.
eğer şimdi emekliyseler;bilin ki onlar belli bir kuşağı yetiştirmiş öğretmenlerdir.güzel zamanlara,bizlerin imrenerek dinlediğimiz bir kuşağa aittirler.evet,şimdi de yetmez emekli maaşları,ama artık kanıksamıştırlar.yettirirler belki de.
siz ise tüm bunları onlarla yaşayıp,o en deli yıllarınızda asla asla öğretmen olmıcam nidalarınızı bi güzel yalayıp,sadece onların bir devamı olursunuz.çünkü dünyanın en karşılığını bulmayan,en yaşamaya yetmeyen mesleğin aslında size insan olmayı öğrettiğinin farkına varırsınız.
çünkü gerçekten öğretmen olmak,inadına yaşamak ve yaşatmaktır.