istanbul'a ilk geldiğimiz sene. arkadaş için hepberaber ev bakıyoruz. ilk haftanın sonunda şevkimizi ve heyecanımızı kaybetmeye başladık. yurda dönüp uyumaya karar verdik. derken otobüs durağında bir amcayla tanıştık. diyalog şu şekilde gelişti:
+ gençler siz öğrenci misiniz?
- evet abi.
+ nerde kalıyosunuz?
- yurtta kalıyoruz da ev arıyoruz.
+ ...(uzaklara bakmalar)
- ...(amcayı anlamaya çalışma)
+ bende 7 tane ev var...
- ...(o an bizi bir "olur mu acaba?" havası aldı)
+ ...birini bile size vermem!
amcanın o günkü tavrını pek anlayamadık. "biz de senin evine kalmadık" tarzı birşey diyebilirdik ama verseydi de paşa paşa girerdik. velhasılkelâm, olmadı.
(mavio, 27.10.2005 19:34)
bir de "
stajyersin dediler kız vermediler" var bunla alakalı olarak.
ayrıca sanırım istanbul için geçerli bu sorun. zira ankara'da ev tutmak isteyipte ilk denemesinde başarısız olan insan ben daha görmedim.
günahtır.
ticari zekanın bulunmadığı insanların yaptığı düzene karşı koymadır..oysaki alacaksın bir ev örn:
eskişehir kiralayacaksın istediğin fiyata o gün aklına 750 ytl mi geldi neden olmasın?ee kiralara zam yapma zamanı gelince yaparsın bi yuzde 50 helalinden..(bkz:
öğrencinin malı deniz yemeyen keriz)
öğrencilik hayatım boyunca sadece aile evinde yaşadığım için nasıl bir duygu olduğunu tadamadığım ama oldukça sinir bozucu bulduğum, bağnaz anlayış.
öğrencilik hayatımın ikinci senesinden sonra ev ev dolaşan biri olarak, bir kez bile karşılaşmadığım zihniyettir. önce şişli, sonra beşiktaş, ardından ıhlamur sonra fulya derken, oldukça eğlenceli günler yaşamışımdır ev ararken. fakat emlakçı milletinin öğrenciye saraymış gibi anlattığı evleri görünce moral bozmamak gerekir. zira deniz görüyor diye götürdüğü bir evde, zeminin üç kat aşağısına kadar inmişliğimiz vardır arkadaşlarımla. önemli olan seçim ev değil, ev sahibidir aslında. gerisi bir şekilde tatlıya bağlanır.
insana "inşallah senin çocuklarında üniversitede ev bulamadıklarından allahın belası emlakçılarda geze geze tükenir emi" diye beddua ettirebilecek davranışımsı.
binbir türlü atılan taklalardan sonra, mülayim, inek, asosyal, iyi aile çocuğu modunda takılsanız dahi gerçekleşemeyecek eylem. sütten ağzı yanmıştır artık ev sahibinin. hele bir de öğrenciye insan gözüyle bakmayan cinsten ev sahibine rastladıysanız o zaman ihtimal iyice düşer. kapı açılır, "öğrenciye vermiyoruz" denerek suratınıza kapanır. bunun türevleri de mevcuttur;
(bkz:
erkek öğrenci evine gelmeyen temizlikçiler)
ilk bakışta, dairelerin öğrencilere daha fazla fiyattan gazlandığı göz önüne alınırsa mallık örneği gibi görünen ama dairenin amortisman giderleri işin içine katıldığında gayet akıllıca bir görüntü çizen strateji. amortisman giderleri deyip geçmeyin ülkemizde güreşirken duvar yıkan öğrenciler dahi görülmüştür.
10 güne dayanan bir çıkar dostluğumuz olmuştu artık, kilolu ve hafifmeşrep tavırlar sergileyen emlakçı bayanla. gün geçtikçe onun cebimizdeki %12 ye olan iştahı, bizimde standartları gittikçe düşen beklentilerimizin evine ihtiyacımız ivmelenerek artmıştı.
o günde bitmişti artık, emlakçı henüz bi çıkar sağlayamamasına rağmen, gayet anaç bi tavırla (çok iyimser yorumladım nedense halbuki hafifmeşrep demiştim kafam karıştı hangisi acaba) ısmarladı çayları. içmeseydim, görmeseydim, hissetmeseydim keşke o içimdeki aciziyeti. iki tanelerdi hemde sesleri bizim mahallenin çaycısı hakkı amca gibiydi. (muhhassssaa 4e 3 çay ver oğğğlum) önce onlar sonra ev sahibi geldi, kontratı imzaladılar. hayırlı oldu. çaya gözyaşlarım karıştı.
öğrenciye vermem ibneye veririm.
telefon numarasını ararsınız
-buyrun
-kiralık daire için aramıştık
-öğrenci misiniz ??
-evet mahsuru mu var??
-öğrenciye ev vermiyoruz da...
diğer bir versiyonu
-kiralık daire için aradık
-3000$ lık depozito
-afyon'dan bir kefil
-maaş bordrosu
-bir de devlet dairesinde çalışma şartı
----arkadaş tarafından verilen cevap yarmıştı beni
adliyede çaycıyım olur mu ....?
ben de olsam ben de vermem şeklinde katılabileceğim hede..
sözde evinin kıymetini bilen emlakçılarda görülen olaydır. "ben şimdi bu evi bu genç, kanı kaynayan öğrencilere verecem, evin içine edecekler, eve karı kız atcaklar, müziğin sesini sonuna kadar açıp apartmanın huzurunu bozacaklar" düşünceleri vardır bu tip emlakçılarda. hele bu emlakçı dini bütün bir tipsede adamın tipine bakar ev vermek için. verseler bile deli gibi kira isterler. akılları sıra ticari zekaya sahip insan tipleridir bunlar.
yıllar boyu nesilden nesile tevarüs etmiş bir göt oğlanlığıdır. anadolu'nun en harika göt oğlanlığı davranışları arasında ilk üç, bilemedin ilk dörde girer. evin sahibi, bir hayvan olarak geçirdiği yılların ardından, bir nebze olsun sosyalleşmeyi başarabildikten sonra insan içinde rahatça gezer. zira evlenmiş, birilerine karşı sorumluluk hissi geliştirmiştir. sorumluluk hissi insanı, diğer insanların da var olduğuna ve bazı hakları olabileceğine dair eğitir durur. bu sebeple evi bekara, öğrenciye vermekte tereddüt eden, hatta hiç vermek istemeyen daha yabanıl türlerin bu primitif hallerinin izini buradan sürebilirsiniz. zira eve çıkacak genci de kendi gençliğine, transforme olmadan önceki yıllarına benzetir. daha doğrusu herkesi kendi hayvan dönemi gibi bilir.
bunun bir çeşidi vardı memlekette. köşk, yalı sandığı evinin kapısına öğrenci yanaştırmadı. gün geldi oğlu üniversiteyi kazandı. gittiği şehirde kendi türünün en harika örnekleri de aynı gerekçelerle oğlunu eve yaklaştırmadığı içün pek bi asabı bozuldu.
şimdilerde bir daha böyle bir şey yapmayacağına yemin billah ediyormuş.insan olasıymış, şartlı refleks geliştiresiymiş.
bir yerde, haklı bir eylem sayılabilir. öğrenci evlerinin ne durumda olduğu konuya hakim kişilerce bilinmektedir. öğrencilerin bekar olduğu da düşünülürse, türk aile yapısını özümsemiş kişilerce yeterli bir sebeptir.
(bkz:
öğrenci evi)
bizzat tarafımca yaşanmış hadise:
-ev süper temiz, deniz manzaralı kabataşta daha önce bir mimar arkadas oturuyordu kendisi dekore etti.
ewe gidilir, ev eksi birdedir ve 30 metrekaredir ve sadece yeni boyanmıştır (emlakçı amcanın dekorasyondan kasti budur)
+ abi hani deniz manzaralıydı?
- çocuklar bakın şurda bi pencere varya (kaldırım hiasında) sandalyeye çıkıp başınızı uzattığınıda işte deniz görünüyor
+??!!!
ikinci bir vaka daha, yine emlakçı amca ama bu başka biri
-ev süper kız kulesini görüyor manzara süper(beşiktaştadır)
yine ewe gidilir ew temizdir ancak deniz bile görünmemektedir ki kız kulesini göresiniz
+abi hani kız kulesi?
-bakın çocuklar pencereden başınızı çıkarıp şöyle sağa kıvrıldığınıda görünüyor bakın
bu arada emlakçı amca düşme tehlikesi geçirmektedir
+??!!!
zannımca varsa bilmiyorum ev sahipleri konfederasyonu tarzında bir şeylerin aldığı ortak karar sonucu ev sahiplerinin öğrencilerin gözünün yaşına bakmaksızın giriştikleri acımasızca eylem.
çok zorda kalan arkadaşlara tavsiye; yüksek lisans olduğunuzu söyleyin, hazırlıklı gidin projenizden(!) falan bahsedin, yurtdışı planlarınızı anlatın, yüksek lisansın en az 3 sene süreceğinden bahsedin.
evet, kanıyorlar bu laflara, sanki yüksek lisans olmak öğrenci olmakdan çok farklı, sanki onlar okumuyor, onlar sınava girmiyor, eve arkadaşlarını toplamıyor. yüksek lisans dediğin de insan, onunda 2 gözü, kaşları ağzı burnu falan var, ama anlamıyorum arkadaş burda(izmir-urla) yüksek lisans olunca sanki çok büyük bişi oluyorsun lan yüksek lisans dediğin benden 2 yaş büyük altı üstü ama gel de ev sahibine anlat bakalım.
saçmalığın daniskası. tecrübelerim* gösteriyor ki, en "vur ensesine al lokmasını" kiracı tipi öğrencilerdir. kirayı fahiş şekilde arttırırsın sesi çıkmaz, evin akan kokan yerlerini yaptırmazsın bir şey diyemez, canın sıkılırsa basarsın tekmeyi çıkar gider. aynı şeyleri bir avukat veya iş adamı kiracıya yapmaya kalk bakalım neler oluyor.
*çeşitli semtlerde toplam yirmi altı adet 3+1-lüks-kombili daire sahibiyim. (hepsi 3+1, evet)
bir de bunun memurdan başkasina ev vermeyen modeli vardir lan onlarin ki parada bizim ki at tarraği mi demek gelir insanin içinden
öğrencilik hayatım boyunca arkamda bıraktığım evleri düşününce haklı bulduğum eylem. mutfak duvarlarının ve dolaplarının yağları, duvara astığım resimler için çaktığım çiviler, oda karanlık olsun, film izlerken ışıktan tv nin camı parlamasın diye boyanan camlar, evin dekorasyonu için yapılan değişiklikler, komşulara 24 saat dinletilen müzik, balkondan geceleri aşağı atılan çöpler, gece 12'den sonra hadi spor yapalım diye ip atlamalar, saklambaç oynamalar .... anlatmakla bitmez. ah, ah çok gençtim o zamanlar serde cahillik vardı, şimdi asla yapmayacağım şeyler yaptım. bazen aklıma gelince vicdan azabı çekmiyorum desem yalan olur. ama 10 evim olsa 10'unuda veririm isteyen öğrencilere, böylede yanakları mıncırılası, tatlı bir insanımdır.
*
genellikle akp zihniyetine sahip ev sahiplerinin davranışıdır. bu durumu bizzat kendim yaşadım. 2 sene boyunca fetocu bir adamın evinde oturdum ama ev cennet gibi olduğu için ses çıkarmıyorduk. artık bu durumlara malesef alışmamız gerekiyor.
bu tip heriflerin evi ailelere verip, 2 yıl evden çıkarmaya uğraşmasını dilemek,
mubahtır.
geçici bir buhrandır. inşallah hepiniz kurtulursunuz. çünkü yeni evliyseniz, hele ikiniz de çalışıyorsanız ev sahibi kişisi bayılıyor size. keyfini sürün..