"kalabalık bir grup evimin önüne gledi. kocamı alıp götürdüler; önce bir bakkala, sonra bir kahveye soktular. buradan çıkardılar, başına bir torba geçirdiler, önlerine kattılar, sopalarla vurdukça düşüyordu. ben korktum, bayıldım. böyle devam etmişlerdi. şehir dışına kadar hapishanenin arkasına çıkınca orada ölmüş, otların içine atmışlar. kocamı beş gün aradım. hastane morguna getirmişler, tanıyamadım. tanınacak hal koymamışlardı..."
`
hatice kaltakçı` yukarıdaki sözlerin sahibi. nasıl bir nefrettir bu? nasıl bir tahammülsüzlüktür ki bir diğerinin yaşam hakkının gasp etmeye kadar götürüyor durumu? anlamakta zorlanmamak elde değil.
birilerinin şeyinin
barışçısı olabilir veya
hümanist söylemlerle vıdı vıdı eden biri de olabilirim ama inatla
birarada yaşamı savunalım demeye devam edeceğim. hatırlayalım tarihimizi ki, bugünler de
sağduyu ile hareket etmeye çağırabilelim birilerini.