bir zamanlar bir başkası kendisini çok sevdiği halde değer bilmeyen insandır. oysa nereden bilebilir bir başkasının acısını anlayacağı zamanlarda, o bir başkası için dökeceği göz yaşlarının sonsuzluğundaki kayboluşları. önceden sezinleyemeyeceği kadar naif bir tavırla çok sevdiği halde değerini bilemediği insanı ağlatırken, bir gün aynısını onunda ona yapacağını düşünebilir mi? çok sevdiği halde değeri bilinmeyen insanla çok sevildiği halde değer bilmeyen insanın yer değiştirip, birbirlerinin yerine geçebileceğini nereden bilebilir? belki de böylece sevenin değerinin bilinmesi gerektiğini anlamıştır. peki ya, o bir başkası da sevenin değerinin bilinmesi gerektiğini anlayacak mıdır? tam bir muamma, tam bir yanılsama, tam bir boşluk hissi veren bir başka boşluğun göz göz odalarındaki seyir hali...
değeri, çok sevdiği için bilinmiyordur.
o çok seviyor ya nasıl olsa, kolaydır onu mutlu etmesi,gönlünü alması,elde etmesi hatta.
oysa ki çekici olan zordur.zor olan için değerli şeyler feda edilir.
seven için, değersiz şeyler çok değerli hale gelse bile feda edilmez.değersizdir zor olana göre.
feda edilen seven olur.
ne de olsa o kolay.
feda edilmek bile kolay ona.
belkide platonik bir aşıktır. çok seviyordur, ölesiye aşıktır ama karşı tarafın umrunda bile değildir. sevilen taraf, doğal olarak platonik aşığımızın değerini bilmez. halbuki deliler gibi sevilmektedir,asıl değer vereceği kişi o' dur ama gönül bu işte. değeri her ne kadar bilinmesede sevmeye devam eder sevgili platonik arımız...
çok sevdiği insana acı bile vermeyen insandır. istenmeyen insandır, istenmediği için de acı vermek yerine bıkkınlık veren insandır. eğer bir geçmiş varsa maziden kalan, yine de asla hatırlanmayacak olan insandır. nefret edilen insandır; çünkü çok sevmiştir. çok sevdiği için, hep nefret edilecektir. kendisinden nefret edildiğini bile bile yine de çok seven ve çok sevecek olan insandır. kendi hatalarının bedelini ağır ödeyen insandır, bir gün belki o da aynı hataları tek tek çok sevdiği insana geri ödetecektir. evet, evet, ilk fırsatta aynı taş kalplilikle geri ödetecektir; belki de çok sevdiği halde değeri bilinmeyen insan olduğu için; tekrar çok sevildiği halde değer bilmeyen acımasız insana dönüşecektir. evet, evet, ilk fırsatta bu acımasız insana dönüşecektir!
(demonic, 06.11.2009 03:41 ~ 03:44)
neyi sevdiği belli değil. şimdi sırf
ketçaplı mayonezli tam ekmek tavuk döneri çok seviyor diye birilerini bağrıma basmam gerektiğini söylüyorsanız, ben burada kasıt ararım arkadaş. bulanık sularda gemi şey etmeyin.
neyi sevdiğini ve neden sevdiğini bilmeden, anlamadan çok sevip de değerinin anlaşılmadığı insan modelidir.
edit: neyse ne lan, sevmiş işte!
(demonic, 06.11.2009 03:57 ~ 03:58)
değer kavramı kıyasa dayalı bir kavramdır. mesela altın, gümüş gibi maddeler kıyas üzerinden değerlendirilir. nadir bulunan nesneler çok bulunanlara göre daha değerlidirler. şimdi ne saçmalıyor bu deli diyeceksiniz. anlatmak istediğim şu sayın okurlar. birşeyin değerini ölçebilmek için elinizden bir miktar değersizin geçmesi gerekir. insanlarda da bu şekilde değer kavramı oluşur. birçok kişiyle ilişki yaşandıktan sonra arada gözden kaçan, diğerlerine oranla daha iyi olduğunun farkına varılan insandır bu kişi. bazen boka nispeten tezek, bazen son çare, bazen çaresizlik, bazen o'dur.
şimdi dikkat ettim, değerinin kim tarafından bilinmediği de belli değil.
midye dolmayı çok seven hamza'nın değerini bilmeyen audrey tautou, bu hususta bir örnek teşkil eder mi? liselerde artık "ergen romantizmi" adında seçmeli ders mi var? bugün allah için ne yaptın? bunlar da akla gelen sorular. açıklama bekliyoruz.
asla kendisine geri dönüş olmayacak olan insandır. hep ağlayan üzülen insandır. belki de hep ağladığı üzüldüğü için, hep uzaklaşılıp kaçılan insandır. sevmemesi gereken insandır. sevme beni zaten denilen insandır, sevmesindir ki çok sevdiği halde değeri bilinmeyen insan olmayacak, çok sevildiği halde değer bilmeyen insan olmayı seçecek olan akıllanması gereken insandır.
sevgisi karşılık bulmamış insandır.