her ortama girdiğinizde ilgi odağı sizsinizdir.hareketlerinizle, kurduğunuz cümlelerler, bu cümlelere seçtiğiniz kelimelerle, giydiğiniz kıyafetinizle, saçınıza taktığınız tokanızla, yürüyüşünüzle, gülüşünüzle...
hiç bir zaman güvenebileceğiniz arkadaşınız olmaz.kız arkadaşlarınızla dışarı çıkarsınız, alışverişe gidersiniz, gittiğiniz yerde hep siz konuşulursunuz ve kız arkadaşlarınız belli bir zaman sonra sizi kıskanmaya, size sinir olmaya başlar.yüzünüze gülüp arkanızdan açığınızı arayıp sizi küçük düşürmeye çalışırlar.erkek arkadaşlarınız ise size hep yakındır, herseyinizi anlatırsınız, kıskanıcak birşeyi yoktur.sonra bir gün gelip, kız arkadaşından ayrıldığını, sizin için ayrıldığını, sizi sevdiğini söyleyip aşkını ilan eder.işte o an ne yapacağınızı bilemezsiniz. o da yoktur artık sizin için yalnızlığınızla kalırsınız.artık insanlara hep sahte olmaya başlar, üzgün olsanız bile belli etmeyip hep gülersiniz.
ve bir gün seversiniz deli gibi. bir sevgiliniz vardır. ama her dışarı çıktığınızda insanların sizi süzmesi, size laf atması onu rahatsız eder. bu duruma sizin sebep olduğunuzu söyleyip size karşı kırıcı olmaya başlar açıklamaya çalışırsınız ama anlamaz ve yine yalnızsınızdır.
kimsenin umurunda değildir sizin iyi insan olup olmadığınız, sevip sevmemeniz. çünkü siz güzelsinizdir.
bu konu biraz sözlük yazarlarının aslında demek istediklerine girsede;
çirkin kızların sizi kıskandırmak için yaptığı şebekliklere artık gülme seviyesine gelebilirsiniz.
tabi belki de güzel değilsiniz,nefes alsın yeter mantığındaki insanlar* sizin böyle düşünmenize sebebiyet vermiş olabilir.düşünmek lazım.
en büyük dezavantajı, güzelliğine odaklanıp, kendini bir çok alanda gelişmekten mahrum bırakmak ve bunun sonucu olarak az biraz genel kültür gerektiren bir muhabbet esnasında, muhabbetin içine ederek ''güzeller aptaldır'' damgasını alnının çatısına yemektir.
öncelikle, çok güzel olmanın getirdiği dezavantajların dillendirilebilir ve hayıflanma tandanslı giri yazdırabilir olanağa sahip olması bile, güzelliğin farkında olunan avantajlarının çıplaklığını, ve bu dezavantaj kisvesi altında maddelediğimiz sebeplerin karşısındaki kuvvetini göstermiyor mu ? hiç özür diler tarzda yazılmış 'çok çirkin olmanın dezavantajları' temalı metin gördünüz mü, göremezsiniz. çünkü çirkin adam zaten toplumun fiziksel görünüm mevzularındaki önyargılarını kabullenmiş, kişiliğinde öne çıkaracağı başka noktaları seçmiştir, mutludur, mesuttur.çirkin adam çirkinliğine göre hayatını düzenlemiş ve yaşıyorken, sen güzel olarak hala dezavantaj diye neden ağlıyon? onun yerine güzelliğini kabullenip (bu arada konsensüse varılmış bir güzellik olup olmadığı ile zerre alakası yok bu söylediklerimin) onun getirdikleri ile yaşamayı denesen nasıl olur, diyerek giriye son verdik.
sizi insanlardan çok nefisler sevebilir. tabi bu insanına göre değişse de ön yargılarla çevrili etrafımız ne de olsa. karşısındaki insan, aklı ve nefsi yerine sadece nefsiyle hareket ederse bu insan için dezavantaj olabilir. sevdiğini zannettiği kişi onu gönlüyle değil, sadece nefsiyle sevmiş olabilir. bunlar da pek uzun sürmez zaten. nefsini kontrol edebilen birisi zaten bir insanın güzel veya çirkin olduğuna gözleri kapalıyken de karar verebilir.
güzel ama aptalsanız etrafınızda kendine bul birini,yanında güzel dursun felsefesini ilke edinmiş milyonlarca erkek olur.çok beğenilirsiniz,çok popüler olursunuz,manitaların biri gitse hemen arkasından yenisi bulunur.ama bu manitaların hiçbiri sizden hiç vazgeçmeyecek,sizi kendinden çok sevecek,yanınızda olmaktan hiç sıkılmayacak bir erkek değildir.
güzel ama akıllıysanız etrafınızda pek erkek olmaz.çünkü korkarlar.bu kız beni niye beğensin derler.olur da bir iki tanesi cesaret edip karşınıza çıkarsa,bir süre sonra sizin için ölmeye hazır hale gelirler,öyle çok severler yani ama siz hiçbir zaman tatmin olmazsınız,hep daha iyisini ararsınız,kimseyi kendinize yakıştıramazsınız.sonunda yine yalnız kalırsınız.
"hayatın dezavantajları dillendirilebilecek o kadar noktası varken, avantajlarının yanında nazar boncuğu gibi kalan bir olguya gereksiz yere kafayı yormak, güzelliğinin (hatta başlıkta çok güzel olmak diye geçmiş) bir kez de sözlük ortamında yansımasını görmek ne kadar doğrudur" diyeceğim, diyemiyorum. zira, çirkin kızlar bizi kıskanıyorlar yaftası yemek de var hayatta.
haaa, güzel olmanın dezavantajlarına örnek mi? güzelliğini (hatta çok güzel olduğunu) her ortamda vurgulamak gereği hissetmek, sözlük ortamı ne kadar güzel olduğumu anlasın diye düşünmek ve akabinde lafı yemek bunlardan biri olsa gerek.
hiç yaşamadığım dezavantajlar grubu. bi kadın bunca sene boyunca sadece şirin mi olur ya... neyse buna şükür*. gene de unutmamak gerekir ki kadın içinde erkek içinde aslolan görsel çekicilik değil paylaşımların gücüne sahip olmaktır.girilen her ortamda ne kadar çok ortak payda yakalarsanız o kadar güzelleşirsiniz insanların gözünde, bu da dezavantaj olmaktan çıkar, bir anda sizin avantajınız haline gelir ki galiba sahip olunacak en gerçek güzellik de budur.
herkesin bir bakışta gözlerini üzerinizde toplamak,sonrada ulaşamayınca hakkınızda ileri geri konuşulması,laf üretilmesi,kısacası kedinin ulaşamaması ve ciğere pist demesi
yapılan birçok araştırma gösteriyor ki daha güzel ve zarif olanlar;daha fazla kazanıyor,daha çabuk zam ve terfi alıyor ,sözleri ne kadar mantıksız olursa olsun insan yüzyıllardır idealar dünyasında yaşasa da gerçek bir güzellik karşısında fikri iradesini kaybediyor.vücudun kabul organı-şahsa göre değişken bir unsur- dur durak bilmeksizin her sölenini çoğu zaman en olmazları bile mutlak birer doğru olarak yorumlayıp kendine katıyor.acaba salt güzellik bunların hepsini sağlıyor mu yoksa hepsi sadece birer saftata mı?
şu ana kadar bahsedilenleri karşıdan görecek en acımaz taraflar olan yalnızlık ve güven sorunu aynı bireyi bir koza gibi sarmalıyor.kazanma kriterlerini sadece bunun üstüne kurmuş bireyse kendini ve zamanını bu uğurda hunharca harcamaktan çekinmiyor.içgüdüsel olarak rekabetin içinde bulunan yakınları tarafından zamanla negatif bir şekle sokulmasının yanı sıra bu rekabeti aynı güzelliği yüzünden farkedememiş olan aynı bireyler hayatta kalma savaşında geri adımlar atmaya başlıyor.zamanla kolayca kazandığı fakat nasıl kazandığını farketmediği birçok şey yavaşça ondan uzaklaşamaya başlıyor.ta ki aklını işin içine sokuncaya kadar!!!
şahsına münasır çok sevgili carverin dediği gibi belki de güzellik dünyanın lanetidir.
çok yakışıklı erkeğin bile cesaretinin kırılmasına sebebiyet verir.
"kesin bunun bir çıktığı vardır" gibi fikirlere kapılır insan ve gidip ona açılmaktan vazgeçer. sahipsiz olması ihtimalini düşünemez bile.
çoğu zaman erkek arkadaşı olmayan ve bundan hiç bir erkeğin haberdar olmadığı gruptur.
neden mi?
şöyle ki:
erkekler olağanüstü güzel kızlara ya "bu kızın kesin erkek akadaşı vardır" diyerek ya da "oğlum bu kız bana mı bakacak" diyerek yaklaşamazlar.bu caydırıcı iki cümleden sıyrılıp süzülen bir avuç erkek de, güzel kızın " o muhteşem beyaz atlı prens" kriterine uymadığı için muhtemelen red cevabını alır.
çok yazık!
insan sarrafı olmak lazım taam mı. şu etrafımdan dağılmak bilmeyen otuz altı kişilik gruptan hangisi beni beynim için seviyo, hangisi kafayı vücudumla bozmuş anlamak mümkün diil. sırf o yüzden kontrastlı beyin mr'ı çektirdim (1,5 tesla). devamlı yanımda taşıyorum, çıkarıp gösteriyorum felan. fakat kahretsin ki onlar da çok güzel çıkmış. kıvrımlara dalıp giden mi istersin, alıp evine götürmeye kalkan mı istersin, bin bir türlü sapık dolu ayol. gel de çık işin içinden şimdi.
ruha değil de bedene odaklı insanlar tarafından çevrelenme ihtimalinin fazla olması sebebiyle daha fazla hayalkırıklığı ve aldanış yaşamanın daha olası olması.
güzelliğin göreceli bi kavram olduğu ufak beyinlerimizde acaba bilinçaltımıza hangi güzellik ögeleri sokulmuşta görecelik kavramımız bunun üzerine inşa edilmiş merak ediyorum açıkcası. bak ciddi ciddi acaba hangi porno starı küçükken çok beğendim de şimdi de ona benzeyen herkesi güzel olarak algılıyorum diye ilk izlediğim porno filmlerin cdlerini aramaya çıktım.
buldum mu?
bulamadım lan nerden bulacam amına koyim. 12 yaşımda izlerken çüküm kalkıyomuydu onu bile hatırlamıyorum bi de porno filmi mi bulacam. malmısınız amına koyyyyyim.
ama emin olduğum bişey varki dolgun yanaklı ve hafif kilolu kızlar benim için ayrı bi yerde. onları daha bi severim öpesim koklayasım gelir. sevgililerimi de buna göre seçerim.
lan başlıktan sapmışız. hemen dönüyorum ladys and centilmen.
çok güzellk ne getirir diye düşününce aklıma gelen güzel insan portlerinin psikolojik incelemelerinden elde ettiğim sonuç şu ki:
çok güzelliğin ilk getirdiği şey içi boş bi özgüven yumağı. lan güzelsin ama malsın işte. kabul et vallahi bunun farkında olduğun için bile sana aşık olurum belli olmaz, yoksa güzelliğin çok da umrumda değil. ehehe
hayır her kapı açılıyo bu götoş güzellere. her abazanın rüyalarının kadını haline gelip istediğinizi yaptırabiliyosunuz. hak mı lan bu. hayır osursan bile olay olacak nerdeyse.
bi akıllı olmayı öğrenemedik ya. gözümüze, gönlümüze, götümüze bi sahip çıkamadık ya ben ona üzülüyorum. yoksa güzellik umrumda değil.
ama yanına da yakışmalı demi ehehe...