incesaz grubunun melihat gülses ile beraber yaptığı iki/eylül şarkıları albümününün dinlediğim tek parçasıdır. diyorlar ki bu albüme kadar incesaz grubu hep sazı konuşturmayı yeğlermiş ama bu albümde melihat gülses 'in o insanın içine işleyen sesi sayesinde farklı bir tad yakalamışlar.
çok aşığın var diyorlar
yalan de yeter bana
bir sevda sözü fısılda
hazırım inanmaya
gönül hırsızı diyorlar
inkar et yeter bana
gözlerindeki cevaba
korkuyorum bakmaya
geceler uzun ve yalnız
yoksun sabaha kadar
düşümde bile günahkarsın
bunu kim hayra yorar
ardımdan deli diyorlar
belki de yalan değil
yanımda bile uzaksın
nasıl dayansın bu gönül
çok ahlar aldı diyorlar i
nkar et yeter bana
gözlerindeki cevaba
korkuyorum bakmaya
geceler uzun ve yalnız
yoksun sabaha kadar
düşümde bile günahkarsın
bunu kim hayra yorar
ardımdan deli diyorlar
belki de yalan değil
yanımda bile uzaksın
nasıl dayansın bu gönül
kendisiyle bugün tanışıp, deli gibi internette arayıp indirdikten sonra sözlüğe girip solda adını görünce beni korkutan, son zamanlarda dinlediğim en başarılı musıki.
bu yaz bir yolculuk sırasında radyoda dinleyip mest olduğum, tatilden döner dönmez hemen cd sini aldığım ve şimdilerde ıhlamurlar altında dizisiyle yeni yeni ünlenen şarkı.
çok aşığın var diyorlar
yalan de yeter bana
bir sevda sözü fısılda
hazırım inanmaya
nasıl bir aşksa artık, bir lafına aldanmaya hazır. melihat gülses'in sesi yakıyo içimizi.
melihat gülses'in yorumuyla mest olduğum şarkıdır,o kadar içten söylemiştir ki ,anınız olsun yahut olmasın dinlerken gözünüzün önünden mutlaka eskiye dair birkaç kare geçer.
giriş müziğiyle bizi ardından gelecekler hakkında uyaran,, dinlemeye devam ettiğimizde, saniye saniye içimize hüznü koyan,, uzun ve yalnız gecelerde dinlememesi gereken incesaz şarkısı,,
sevdiceğin yakın görünürken aslında ne kadar uzakta olduğunu sözleriyle gözler önüne seren , melodisiyle insanın içini ezen şarkı, çok kişiyi etkisi altına alıyordur sanırım, çoğunluğun yaşamış ve yaşıyor olduğu bir durum olabilir en yakınını en uzakta bulmak ve çaresizce gerçeği değil de duymak istenileni söylemesini beklemek , ileride yaşanabilme ihtimali de hayli yüksektir , allah kimsenin başına vermesindir
insanı türk sanat musikisine ısındıran cengiz onural bestesidir. saba makamındadır. 2002'den kalma bu mükemmel şarkının 2006'nın sonlarına doğru birden neden bu kadar ünlendiğini öğrendiğimde ise üzülmemek elde olmamıştır.
isyandır, ağlatandır bu şarkı.her şeye ragmen inanmak istersin karşındakine.doğru olduğundan emin olsan bile o hayır yok öyle bişey dediğinde tüm doğru odur, tek gerçek o olmuştur sanki. hüzünlenirsin, içmek deli gibi içmek istersin bu şarkıyı dinlerken.acı çekersin hani o bildik acı; bıçağı içinde döndürüyolar sanki. dibe vurmuşsundur acılar daha tazedir yakar içini.çaresizliğin en net kanıtıdır bir de..çok acıtır çook
sevgiliyi kimseyle paylaşamayacak; birinin onu sevdiği, ona dokunmayı hayal ettiği fikrine dayanamayacak kadar sevmenin verdiği acıyla yazılabilecek şarkıdır. sözleri insanın içini öyle acıtır ki; kalbine -ve sevgilisine- güvenmeyenlerin dinlememesi önerilir.
şarkıyı yapanlara mı veryansın etmeli, çok aşığı olup yakındayken uzak düşene mi, böyle sevene mi..?
gece, yolculukta , kafa güzelken ve aşırı dozda alınması sakıncalıdır, ben gördüm.
sözler olarak da yorum olarak da her açıdan, insanın canını acıtan,boğazında düğüm düğüm kalan şarkı.
öyle bir sevgidir ki ne dese inanmaya hazırdır seven,korkaktır gözlerine bakarken "acaba ne der?"..sevenin yanındayken bile uzaktır sevilen,dayanamaz gönül,acı çeker...bünyeyi içmeden sarhoş eden,yaralayan bir şarkıdır işte..