çocukluk sanrıları 

 sayfa  / 6
adana çık aradan

  1. bir takım cocuk sanrıları(parantez ici , kaynak belirtir)

    1-ramazanda davul sesinin ahiretin belirtisi olduğu(mahalle)

    2-sakallı bebeğin ahiret gününün habercisi olduğu(tan gazetesi)

    3-tuvaletin çocukları yutan bir alet olduğu(ağabeyim)

    4-televizyonun içinde hapsolmuş küçük insanların konuştuğu(anonim ,geyik)

    5-ninja kaplumbağaların aslında kaplumbağa kılığına girmis ninjalar olduğu

    6-güneşin dünya çevresinde dolandığı(4 yaşımda iken)

    7-orkidin kızların altlarına rahatça küçük ve büyük tuvaletlerini yapmalarına yarayan alet olması(hayal gücü)
    (skuba, 03.04.2004 18:39 ~ 22.07.2004 20:12)


  2. hangi yöne dönersen dön, önünün hep kuzeyi gösterdiğini sanmak..
    (alchemy, 20.04.2004 15:31)
  3. yağmur yağarken tanrının ellerini yıkadığını sanmak...
    (where is my mind, 22.04.2004 13:15)
  4. filmlerin sonundaki "son" ifadesini aha bu film bir daha çıkmayacak son defa gösteriliyora yormak.
    (wolfshade, 29.05.2004 18:52)
  5. ailene itiraf ettiğinde bütün karizmanı dağıtan "ezanı allahın okuduğunu sanmak" gibi yanlışlardır..
    (bınar, 29.05.2004 18:55)
  6. atatürk'ün soyadını diyorki sanmak.
    (juda, 18.06.2004 17:01 ~ 17:01)
  7. hava durumunda iki de bir "balkonlardan gelen soğuk hava"dan söz edildiğini sanmak..*
    (illusion, 18.06.2004 17:08)
  8. maçı statta ilk defa izleyen biri için golün tekrarının ağır çekimde bir daha atılacağını sanmak
    (bkz. nihat kahveci)
    (ephendy, 18.06.2004 17:36)
  9. çocukken station wagon otomobilleri kadın, binek otomobilleri erkek sanırdım. hatta garajımızda bulunan şahin ile kartal'ın karı-koca olduklarını düşünüyordum.
    (where is my mind, 22.07.2004 14:37)
  10. susam sokağındaki edi ile büdü yü evli sanmak...
    (krm, 25.08.2004 20:21 ~ 20:22)
  11. ithal malların hepsinin italya'dan gemilerle geldiğini sanmak...
    (krm, 25.08.2004 20:23)
  12. babamın yıllarca polis olduğunu sanmam. takii polis gözetimindeki resmini anlayacak yaşa gelene kadar.
    (guenhwyvar, 04.10.2004 02:12)
  13. sanrı (yani halüsinasyon) olduğu için ancak sizofren çocukların görebileceği şeyler. baba tarafından anket olan bu başlığın olması gereken şekli için:
    (bkz: çocukluk sanıları)
    (hepten aykırı, 04.10.2004 19:46)
  14. atam izindeyiz lafını tatildeyiz olarak algılamak ve lafın saçmalığına şaşırıp durmak
    (galadriel, 04.10.2004 22:42)
  15. "allah baba yukarıda, o hep bizi izliyor yukarıdaki evinden" sözüni anneden duyduktan sonra, üst kat komşusunun çamaşır yıkayıp pantalonunu asması üzerine, sallanan pantalonu görüp, allah babanın eşi çamaşır yıkamış, bu da onun pantalonu demek.
    (ascella, 05.10.2004 14:04)
  16. siyah beyaz filmleri seyredip, eskiden hayatın siyah beyaz olduğunu sanmak.
    (marsellus wallace, 28.04.2005 02:32)
  17. midye dolmanın denizden pilavıyla çıktığını sanmak.
    baklavanın içindeki fıstığı kıyma sanmak.
    denize giren erkeklerin mayolarında tenis topu sakladığını sanmak.
    (geçiyordumugrad1m, 28.04.2005 02:49)
  18. gece yattığında komşunun ışığından yansıyan gölgeyi bi dudağı yerde bi dudağı gökte sanmak.
    (idiot, 28.04.2005 19:24)
  19. çocukken duyulanları, görülenleri yanlış anlamlandırma sonucu ortaya çıkan durumlardır. mesela filmlerde motör denilen şeyin bir deniz aracı olduğunu, motor denilenin ise makinelerin çalışmasını sağlayan bir alet olduğunu zannederdim.
    (myrmidon, 03.07.2005 14:13)
  20. bunlar da cem yılmaz'a has olanlar:
    • edip akbayram'ın ismini edi zannederdim. yani o, benim için "edi pakbayram"dı.

    • ablama, "nasıl olup da koca bir günü canın sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun?" demiştim. "büyüyünce insanın canı sokakta oynamak istemez ki" cevabını vermişti. uzunca bir süre büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, "canın sokakta oynamayı istiyor mu?" diye sormuştum.

    • annem erkeğin cinsel organını "pipi" kadınınkini "kutu" olarak tanımlamıştı. o zamanlar trt'de cenk koray'ın sunduğu "tele kutu" diye bir yarışma vardı. yarışmacılar, "hayır cenk bey. ben kutumu açmak istiyorum" deyince koşarak odadan kaçardım.

    • sabahları kalktığımda aklımın hâlâ yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi küçük toplama işlemleri yapardım. sonuçlar doğru olunca da çok sevinirdim.

    • dedemle parka gittigimiz bir gün trt'ciler çekim için oradaydı. beni oynarken çektiler. yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon başına geçti. kendimi ekranda görünce, "beni niye parkta unuttunuuuz?" diye gözyaşlarına boğulmuştum.

    • "geri vites" kavramım yoktu. şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.

    • benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. inanmıştım. hâlâ da külahların sivri kısımlarını yemem. çöpe atarım.

    • babaannem bir gün ölürse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün ölsün istiyordum.

    • abimle karaoğlancılık oynardık. o karaoğlan olurdu, beni de bizans askeri yapardı. sonra evire çevire döverdi. çok mühim bir şey yaptığımı sandığım için canım yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.

    • yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım.

    • bulmacalardaki, "annenin erkek kardeşi" kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.

    • anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. o kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. ancak sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. "annem" yazısını patatese oydurttum. sevinçle eve gelerek soyundum. renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. sonra da annemin karşısına geçtim. beni o halde görünce ağlamaya başlamıştı.

    • madonna ile maradona'yı kardeş zannederdim. kendi kendime, "bunların babası ne şanslı be. bir çocuğu futbolun kralı, öbürü müziğin kraliçesi" derdim.

    • birinden özür dilediğim zaman allah'ın bana bir özür vereceğini sanırdım. sakat olacağımı düşünüp hemen "dilediğim özürü" geri alırdım.

    • kurban bayramı'nda toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. uçakların dış yüzeyinin bu derilerle kaplandığı için türk hava kurumu'nun topladığını düşünüyordum. uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da bomba patladığında, "ayyy! deri delindi!" derdim.

    • "gil" diye konuşanları fakir zannederdim.

    • annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, "sıhhatler olsun" lafını "saatler olsun" diye anlardım. bunun da, "banyoda amma çok kaldın" gibi bir şey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. annemin buna karşın niye sadece, "sağol" dediğini merak ederdim. "ne kibar kadın, babam kızsa da hiç muhatap olmuyor" diyerek anneme hayran, babama kıl olurdum.
    (myrmidon, 03.07.2005 14:17)
  21. babannemlerin evinin önündeki havuzda altı kuzen beraber yüzerdik...ve hiç ucu bucağı olmayacakmış gibi görünürdü...şimdi anca üçümüz ayakalarımızı sokabiliyoruz...ya biz büyüdükçe devleştik ya da havuz su değdikçe çekiyo...
    (azami kırk çöp, 03.07.2005 16:10)
  22. bulutları allah sanmak.
    (selenikom, 14.10.2005 18:40)
  23. (bkz: sürrealist cırlama)
    (bkz: sürrealist cırlavuk)
    (lightblue, 14.10.2005 22:42)
  24. annemin pazardan geldiğinde "bugün çok kuyruk vardı" demesi üzerine pazarda devasa kedi kuyrukları olduğunu sanmam.o günden sonraki ilk annemin pazara gittiği günde onla beraber gidip pazarda devasa kedi kuyruğu aramam.
    (quantum, 22.11.2005 06:42)
  25. prezervatifi aperatif gibi bir yemek terimi sanmak.
    (advoscotch, 22.11.2005 14:50)
 sayfa  / 6