çocuktuk.. bu oyunları oynardık. annelerimiz evden çağırınca gitmez, kulakları kaptırınca üst baş çamur, eller kollar çizik içinde viyaklaya viyaklaya evin yolunu tutardık. ilk fırsatta tekrar dışarı fırlar, oyunumuza kaldığımız yerden devam ederdik.
save game yoktu bizim oyunlarımızda,
load game yoktu. gerçek zamanlı oyunlardı oynadıklarımız, kaybettiğimiz zaman üzülür, bir köşeye çekilir, 5 dakika sonra yeniden arkadaşlarımızın arasına dönerdik.
elimiz yüzümüz çizilirdi belki ama, zevk alırdık oynadıklarımızdan. arkadaşlarımız kendi mahallemizden, hergün onlarca kez kavga edip onlarca kez barıştığımız ali, veli, esra, tuğba idi. bilgisayarımız yoktu, tuşları babamızın hesap makinesinde görürdük. internetten edindiğimiz yabancı arkadaşlarımız da yoktu. zaten internet yoktu.
şimdi bakıyorum kardeşime, onun akranlarına, ne misketten haberleri var ne kukadan. 3/1'in awp olduğunu bilmek daha önemli onlar için. saklambaç oynamadılar hiç, arkadaşlarından misket kökmediler. paranın hakim olduğu dünya onların eline tasoları verdi. abur cubur yemeyin derlerdi bize, şimdi onlar oynamak için tasolarını cips paketlerinde arıyorlar.
güzeldi çocukluğumuzun oyunları.
(bkz.
efkarlanmak)