çocukluğun ilerleyen etaplarında kardeşlerin eline geçecek oradan da bir silah olarak (throwing oyuncak cep telefonu..gibi) kullanılmak suretiyle size kafanızdaki morluk, bacağınızdaki çürük olarak geri dönecek nesnelerdir.
çoğunlukla bunlardan daha güzel oyuncaklar vardır sahip olunan ama bunlardır esas olan; sadakatle sevilirler. bazen bir oyuncağın bir parçası (tren setinin bir vagonu örneğin); bazen biçimsiz* bir tahta parçası; saçları kopmuş, gözü çıkmış bir bebek (kardeşimin vardı); tekerlekleri eksik bir araba; parça pinçik olmuş da lastik, bant gibi şeylerle parçaları birarada tutulan bir tabanca *. bunlar herhalde, o sıralarda gelişmekte olan, mükemmel olmayana da bağlanabilme, vefa ya da sahiplenme duygularımızın işaretleriydiler.* ya da salaklıktı bilmiyorum.
kızlar için katiyyen şunlardır;
annenin gardropundaki gelinlik gecelikleri ve koca topuklu terlik ve ayakkabıları. e tabi bir de olmassa olmaz parfümeri eşyaları.
su tabancası, sapan. feminen bir bünye olarak çocukluğumda bir kere bile annemin topuklu ayakkabılarını giymek veya rujunu sürmek (bkz: ıyk) veyahut geceliklerini giymek istemedim. saçlarım erkek çocuklarının ki gibi kesilirdi çünkü taratmazdım, bitlenirdim, misketler de sevdiğim oyuncaklar arasındaydı.
yaş aralığına göre değişkenlik gösteren ama nihayetinde kişiyi özüne döndüren oyuncaklardır.örneğin altı yedi yaş aralığında arabalarla oynamaya merak salmış bir kız çocuğunun arabalarına etek dikmesi yatak yastık yapması, yada aynı yaş aralığında bebeklere merak salmış erkek çocuğunun bebekleri dövüştürüp, güzelim oyuncakları bir sokak dövüşü uğruna parçalaması beklenilesi özüne dönüştür.
tek hatrımda kalan oyuncaklar şunlar:
*kızların barbie'si erkeklerin action man'i
*misket
*kurmalı arabalar
*kocaman lahana bebekler hatta bunların emziği biberonu zırtı pırtı da varsa daha bi güzel olur,pusetine koyup evin içinde gezdirilir
*oyun hamuru,oklava (kızların evciliklerinde poğaça,kurabiye olarak servis edilir bunlar aynı zamanda)
barbie, pony ve beyaz tüylü ayıcıklar. ve tabi vazgeçilmez bir şekilde annenin olan her şey. (ayakkabılar, terlikler, tuvaletler, makyaj malzemeleri, jöle) bir de kırılabilecek (ve her oyunun sonunda muhtemelen kırılan) her türlü değerli eşya.(kristal vazo, porselen tabak, anlamsız biblolar)
ağaç dalından yapılmış at.. aslında bildiğin kavağın* dalı.. iki bacak arasına alınıp diğer çocuklarla at yarıştırılırdı. hey gidi hey, it ayağı yemiş gibi* koştururdu o atlar bizi..
oyun hamuru, mıknatıslı balık tutma takımı, yılbaşı sepetinden çıkan migros kangurusu, içine bahçedeki böcekleri doldurduğum plastik kova ve takım arkadaşı kürek
anne baba tarafından dokunulmaması öğütlenen her türlü alet edavat, söz konusu dönemin en revaçta oyuncaklarıdır. öyle ki bi anlık boşluk bulur bulmaz basit bir tükenmez kalem döşemeleri ve duvarları süsleme* için kullanıldığında bunun kadar zevk verecek barbi oyunu henüz icat olunmadı
don lastiği.birler,ikiler,üçler,kalçaaltı,beller ve en zoru hatta ozamana göre imkansızı koltukaltı.bide çan-çin-çon diye bi oyun vardı bu don lastiğiyle oynanan.
heman kılıcı- kendisi annemin cam silmek için kullandığı sopadır.
minyatür futbol seti- uç kutularından ve uçlu kalemlerin renkli kısımlarından oluşturulmuş, el yazısı ile birden 12 ye kadar küçük kağılara numarandırılan ve bantla üzerlerine yapıştırılan artık materyaller
(bkz: yaratıcılık)
evde legolarım vardı ama mesela köydeki çamaşır mandallarını da aynı amaç doğrultusunda kullanabiliyorduk. mandallardan voltran yapabiliyorduk mesela. bundan başka dedemin yaptığı yay ve oklar vardı. onlarla tavukları kovaladığımızı bilse bilmem yapar mıydı ama yapardı herhalde kıyamazdı bize.
bütün parçalar kullanarak inşa edilen uzay gemisiyle, evin içinde tükürükler saçarak yapılan özel ses efektleri eşliğinde "uçulur". evde bir arkadaş daha varsa o da arkaya biner, ara sıra verirsin o sürer.
bazen ev yapılır. ama bi atraksiyonu olmadığı için yaptıktan iki dakika sonra bozulur.
- tekerlek olsaydı araba da yapardım oğlum!
uçak yapmayı çok denedim ama daha çok çarmıha benzediği için zevk alamadım. küçük çocuk çarmıh mı bilecek zaten, bi boka benzemezdi işte.
bi de saydam bi parça vardı, uzay gemisinin ön camıydı. hiç aklımdan çıkmadı. ara sıra legolarımı dökünce o parçayı arar bulur, baktıktan sonra yine kutuya atarım
mini mekanikler ve özellkle kuzey kalesi. içinde bulunduğum yaş grubunun en vazgeçilmez oyuncaklarıydı bunlar. hele o kuzey kalesi, o zamanlar bir statü, bir ayrıcalık sembolüydü. kocaman bir kale, süvariler, atlar, kızılderililer,atlı araba ve o yaylı mekanizmalı top, işte o en önemli parçaydı.