galleria fame city, nintendo game boy, sinekten hafif 20 liralık plastik bakkal topları, tadı iğrenç olmasına rağmen yemekten vazgeçilmeyen altın para çikolatalar...
olur olmaz kişilere cinsel istek duymak, babaya anneye bunu çaktırmak ve bundan ötürü kulağın çekile çekile afrikalı kulağı kıvamına gelmesi. süblümleşmesi.
aileden birinin sorduğu "nereye evladım?" sorusuna, sokağa çıkıyorum ya da mahalleye gidiyorum şeklinde cevaplar verebileceğiniz bu dönemde vazgeçilmez o kadar çok şey var ki...telli arabalar , kemik , top oynamaktan fırsat buldukça dalından erik yemeye gitmek... yakalamaç oynamak oyunun adına aldırmadan... mahalle maçları , kaçan toplar, kırılan camlar, sobacılara yaptırılan kılıçlar... gazoz kapağı , misket oynamak... kızkaçıran ve çatapat ve çeşitli maytaplar. sigara şeklinde sakız vardı bir dönem ve bir de oraletler vardı 1 liraya şekli altıgen kıtır kıtır... iskelede zargana tutmaktan yeşermiş halde, o muazzam(!) kokuyla eve dönmek. komşunuz olan aynur teyze ye ekmek, ıvır zıvır almak bakkal amca dan sinir sinir. ve eve dönüş için finalde akşam ezanı...
nasıl unutulur ekmek arası. eve çıkmadan yenilebilen ender yemeklerden birisi. her karnım acıktığından balkonun altında anneme seslenmem ile beraber bana o güzell elleri ile yapılmış ekmek arasını yollardı. benim yaptıklarım hiç güzel olmazdı ama annem yapınca tadından yenilmezdi.
tabii ki taşlardan kale yapıp sokakta futbol oynamak da vazgeçilmezlerdendir. maç sırasında susayıp "anneeeee su atsanaaaa" şeklinde eve doğru bağırmaktır.