çocukken düşlenen olasılığı ya çok yüksek yada imkansız hayallerdir.ortası yoktur.
mesela benim çocukken imkansız sandığım hayallerim (ör:1 kg antep fıstığını tek başıma yemek) gerçekleşirken; kesin gözüyle baktığım düşlerim (ör:büyüyünce doktor olmak) asla gerçek olmadı.
"ben çocuğum ne isterse yapacağım."
gerçeklikten uzak, sahiden çocuksu hayallerdir. mesela ben, nilüferin "kar taneleri" şarkısını çok severdim. her gece yatmadan önce sözlerini içimden tekrar ederdim. amacım şarkıyı unutmamaktı. büyüyecektim ve herkesler şarkıyı unutacak ama ben unutmayacaktım. bir gün gelecek ve o şarkıyla meşhur olacaktım. bu hayalim tek bir işe yaradı. hala şarkının sözlerini biliyorum.
alıcı kuşlar gibi başımın üstünde dönüp durmayın.
kol kola girip yalnızlığım vurmayın yüzüme kar taneleri.
aaahhh özledim hemde çok özledim ezberledim beklemeyi
yollar benim umudumdur yolları kapatmayın
yağmayın yollarımı durun kar taneleri.
(not: sözleri o günlerde ezberlediğim gibi yazdım. kesin hatalar vardır. "alıcı kuşlar" ne ya?)
geriye dönüp bakıldığında güldüren hayallerdir.
(bkz:
uçan denizaltı)
(bkz:
zeyna ile sevişmek)
(trasker, 19.06.2008 16:29 ~ 26.05.2009 13:21)
minikken yıllarca kendi evde oturan biri olarak, başka bir eve taşınmanın ne kadar güzel olacağının hayalleriyle büyüdüm.
istanbula gelince çok istemişim demek ki kol çantası yerine çek çek bavul taşıyan biri oldum.
böyle hayalin ben tam ortasına dedirten durumdur.
bora öztoprak la düet yapmak, yaşanılan denizsiz yerde denizin olması.
(kl7mu, 19.06.2008 20:12 ~ 20:12)
her şey olunabilinirdi çocukluk hayellerinde ama acı gerçek şu ki hiçbir şey olunamadı büyüyünce.
(agoni, 19.06.2008 21:26)
çocukken kurulan hayaller bir buluta iliştirilir fakat hayal dünyasının genişliği sebebiyle, gökyüzündeki bulutlara bile sığmayan hayallerdir bunlar. çocukken düşlerde yaşayan insan, her hayalinin gerçekleşeceğine inanır... sonra zaman geçer ve bir gün, gök yüzüne baktığında hayallerini barındıran bulutların gittiğini fark eder. işte gerçeklerle yüzleşildiği andır. hava açıktır. tekrar hayal kurmaya müsaittir ama bu sefer hiç bir hayal çocukken kurulanlar kadar büyük olmaz ve asılı durmaz gökyüzünde..
bahçemizdeki kocaman ceviz ağacının en tepesine çıkıp orada sırtüstü yatmak ve yıldızları seyretmek isterdim.gerçi bu pek hayal değildi çünkü nedese düşebileceğim hiç aklıma gelmediğinden sadece çabucak büyümeyi isterdim.o ağaca çıkabilecek kadar.
-büyüyünce
dansöz olmak(akrabaların gazıyla oldu bu olay.masaların üzerinde göbek attırdı adiler üleeyn!)
-bir kuşun pençelerine tutunup
uzaya kadar uçup geri dönmek
-
süper kahraman olup insanlara yardım etmek
-
zamanda yolculuk yapmak
-
şemsiyeyle yüksek bir yerden atlamak.(denedim pek iyi olmadı!sonuç karşınızda işte!)
benim en büyük hayalim amerikaya yerleşip kırmızı ferrarimle günümü gün etmekti hala hayalini kurduğuma göre büyümemişim henüz
öğretmen olmak ve hiç ders işlememek
çok zengin olmak ve evi tombilerle eti puflarla, çikolatalarla donatmak
çok çok ünlü olmak o kadar ünlü olmak ki imza dağıtmak
emrah'a aşık olmak tarkan'la evlenmeyi istemek
nerde akşam orda sabah lunaparklarda sabahlamak
babanın emekli olup bakkal açacağına inanmak.....
(şu dördüncüsü hariç fena hayaller değilmiş aslında???)
çocukken kurulan hayaller
(bkz:
hepsi uçtu gitti)
çok büyük bi hayalim vardı. proje de denebilir. günlerce bunun için dua ettim çocukken. duamı aynen aktarıyorum:
'allahım lütfen uyandığımda gözlüklü şirin haricinde bütün şirinler yastığımın altında olsun'
eğer iyi bi çocuk olsaydım belki de bulabilirdim birgün. gözlüklü olmaz ama çok göt o.
büyük adam olacağına inanmak bunlardan ilkidir.
bi gün amerika ya gidip
''hey dostum teyzenin beyaz kedisinin kıçını tekmeledin mi? '' demek
(bkz:
amerikan film replikleri)
büyüyünce hayal olup, uçup gidenlerdir aslında.
komşumuz olan kendimden yaklaşık 10 yaş büyük kızla evlenme hayalleri kurardım. sonra hayallerim gerçekleşmedi tabi kız 1-2 sene içinde bıyıklı hıyar gibi bi herifle evlenmişti. bende gelinlikle apartmandan çıkışını pencereden izlediydim.
odaya kendini kitleyip, saç fırçasını mikrafon yapıp, dolaba efenime söyliyim çalışma masasına konser vermek...
-sahneye çıkıcam ben ahmet...
+nerde?
-kendi çapımda işte...
+hınk?
(yok hala yaptığımdan değil de...hı konu neydi?)
geriye dönüp baktığında, kurduğun hayallerdeki oyuncuların kaybolmasından dolayı yitip giden hayallerdir.çocuklukta kurulmuştur o hayaller...güzeldir.imkansızdır gerçekleşmesi artık.hep hayallerin ardına saklanan çocukluk yılları geçer gözünün önünden;tıpkı ölmeden önce gözünün önünden geçen film şeridi gibi.keşke o hayaller gerçekleşebilseydi.
yatağın üstünde fön tarağıyla tüm dünyaya konser verdiğimi hayal ederdim.
anaokulunda aşık olduğum çocukla evlendiğimizi,tüm arkadaşlarımın bize altın yerine rozet taktığını,
avukat olmayı çok isterdim,şu an alakam yok
kedilere kıyafet dikmeyi hayal ederdim.
sabah uyandığımda yatağımın altında ördek bulmayı dilerdim.
ileride herşeyin düzeldiğini hayal ederdim.
hala konser veriyorum kendi çapımda
anaokulundaki çocuğun yüzünü hatırlayamıyorum
en azından mesleğimi seviyorum
yatağımın altında çikolata çöpleri ve eski eşyalar var.
hala ileride herşeyin düzeleceğini hayal ediyorum...
bir gün kendisinin de büyüyecek olmasıdır, yiyecek ve yenecek bir insan olmaktır.
lakin büyüdükçe, çocuk olup, bu vaziyet bir hayal daha kurabilmek ister insan. büyüdükçe küçülmek ister, küçüldükçeyse büyümek.