belki ilginizi çeker
  1. · çöpçü balığı
gündem
  1. · uludağ sözlük
  2. · giyotine yolladılar gitmedim
  3. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  4. · çok istenip de olunamayan meslekler
  5. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  6. · 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı
  7. · beşiktaş
  8. · saguar
  9. · sinerjist hormonlar

çocukken beslenen hayvanlar  

 sayfa  / 2
  1. temizlik hastası anneler nedeniyle etrafı az kirletecek hayvanlar olması tercih edilir.

    deneme 1(balıklar): balık bunun için idealdir.alınan balık ebeveyinler tarafından akvaryuma konur.bu sırada çocuk, ona akvaryum camının dışından bakmakla yetinmelidir.ebeveyinlerin belirlediği saatlerde çocuğun balıklara yem vermesi uygun görülürse, çocuk eline aldığı yemleri birkaç mikro saniye sürecek bir işlemle parmakları arasında öğüterek balıklara atar.ilk defa balıklara bu kadar yaklaşmasına izin verilen çocuk artık ıslah olmayacaktır.onları her saat her dakika beslemek isteyecektir.short memory ye sahip olan balıklar daha biraz önce yemek yediklerinden habersiz her seferinde yemlerin hepsini yer.ertesi sabah su yüzeyinde gökyüzünü izleyen bir akvaryum dolusu balıkla karşılaşılır.

    deneme 2(başka balıklar):balıklar hakkında edindiği tecrübeleri şirinliği ile birleştiren çocuk ikinci defa balık aldırmayı sağlar.artık onları her dakika yemlemek yoktur.hıımmm ama acaba bu balık nasıl bişidir.gerçekten nefes alaz mı bunlar? peki akvaryumun içinde eline alabilir mi onu? şurda duran file de ne işe yarıyorudur? oohhhh cevaplanacak ne kadar da çok sorusu vardır.bunları cevaplamak için bir yerden başlamak lazımdır.file ile yakalanan balık, dün sabah annenin omleti çevirdiği gibi file nin içinde çevrilmeye başlanır.hoop havaya atılır ve tam isabet tutulur.hooop havaya atılır ve tam isabet tutulur. hoooooop havaya atılır....balık! balık!balııık!

    deneme 3(daha başka balıklar):baba iyi bir anında kandırılır ve ona boş akvaryum yeniden balıklarla doldurturulur.artık çocuk akıllanmıştır.balıkları attıp tutmak,akvaryumun içinde parmaklarla yakalayıp sıkmak,solungaçlarına parmaklarını sokmaya çalışmak yoktur.hava soğuktur.ve baba akvaryumun suyunu değiştirecektir.baba akvaryumun suyunu ısıtmanın iyi bir fikir olduğunu düşünür.ve su ısıtılır,ısıtılır,ısıtılııırr.sonra bu su daha önceden temizlenmiş akvaryuma doldurulur.arkasından da balıklar akvaryuma geri konur.balıkların gözleri yerinden fırlar,renkleri değişir ve ....annee babam balıklarımı öldürdüü..

    deneme 4(civcivler):başarısız balık girişimlerinden sonra anne nihayet çocuğunun eline alıp oynayabileceği bir hayvan istediğinin farkına varır.tombiş vücuduna rağmen sahip olduğu atletik yapıyı da düşünerek civcivin çocuğu için uygun olacağına karar verir.mevsim yazdır.balkon kapısı açıktır.masumca civcivini kovalayan (niyeyse!) çocuk, civcivini taaa balkon kapısına kadar getirir. kanatları olmasına rağmen uçamayan bu kuş türü yerçekiminin etkisiyle aşağıya düşer.aşağıdaki hain kedi de onu yer.çocuk bunun üstüne annesine ısrarla o kediyi beslemek istediğini söylesede annesi aslında çocuğunun o kediyi öldürmek istediğini hemen anlar.ve çocuk uzunca bir süre kedilerden uzak tutulmaya çalışılır.
    (666, 19.12.2005 20:56 ~ 20:58)
  2. bi akvaryum dolusu uğur böceği: apartmanın altındaki çocuk parkından toplanır, akvaryumdan kaçıp evi basmaları halinde temiz hayvanlar olmaktan çıkarlar
    hızlı ürerler
    (etipuf, 19.12.2005 21:46)
  3. sanal hayvan
    (ovid, 19.12.2005 21:54)
  4. karınca
    evin orasından burasından çıkan karıncalara toz şeker ekmek kırıntısı serpiştirirdim
    (felis, 07.02.2006 17:28)
  5. (bkz: kardeş)
    (trouble everyday, 07.02.2006 18:31)
  6. (bkz: bit)
    (songoku, 07.02.2006 18:34)
  7. (bkz: örümcek) kardeşimin plastik bir kutuda bir sürü örümceği vardı, ürüyordu da keratalar, sonları ne oldu bilemeyeceğim, eğer kardeşim sevme amaçlı eline aldığı muhabbet kuşunu sıktığı gibi sıktıysa, pörtlemiştir hayvanlar.
    (arch angel, 07.02.2006 18:37 ~ 18:37)
  8. tavşan bu havyanların başında gelir, ama tavşan henüz bir hayvancıktır ve 8 yaşındaki obez kardeş ise tam anlamıyla bir hayvandır aslında evde başka bir yaratık beslemeye de gerek yoktur, tavşanın sonu evde bulunan 8 yaşındaki obez kardeşin tavşanın üzerine görmeden (!) basarak ezmesiyle sonuçlanır.

    (bkz: 8 yaşındaki obez kardeş)
    (selenikom, 07.02.2006 18:46 ~ 18:53)
  9. ben çocukken kavanozun içinde kurbağa beslerdim,hatta onun yemesi için sinek bile yakalardım .bir gün kedim kavanoza pati attı ,o sıralarda yazlıktaydık hayvancık zıplayarak bahçeye kaçmıştı.bir daha kendisini göremedim.
    çocukken 9-10 tanede kedim olmuştur. bunun yanında oldukça garip hayvanlarda beslemedim değil.ipek böceği,yarasa,yaralı bir karga...
    (schatten, 07.02.2006 19:20)
  10. listemi açıklıyorum:
    muhabbet kuşu, cennet kuşu, güvercin, civciv (tavukluğa kadar ulaştırdım ikisini), karga yavrusu, kurbağa, kablumbağa, mahalledeki bilumum yavru kedi ve köpek, kurbağa larvası sürüsü, tavşan, hamster, kavanoz içinde karınca kolonisi.

    muhabbet kuşları ecelleriyle öldüler, onun dışındaki hepsi ya annemin hışmına uğradı ya da çocukluk haliyle öldüler.
    (hell guardian, 07.02.2006 19:56)
  11. (bkz: tamagotchi)

    ulan ne furya olmuştu bi ara... çok da aptal bişeydi.
    (tenement funster, 07.02.2006 20:06 ~ 20:07)
  12. (keyif pezevengi, 11.02.2006 17:58)
  13. (gelirsemkal, 03.04.2006 11:27)
  14. (melatonin, 21.06.2007 01:54 ~ 03:36)
  15. yaralı martı yavrusu
    (medium, 28.04.2008 21:41)
  16. uçamayan güvercin
    (medium, 28.04.2008 21:41)
  17. yeni doğum yapmış sokak köpekleri ve yavruları
    (medium, 28.04.2008 21:42)
  18. ziraat mühendisi bir dayınız varsa: süne böceği. zaten küçükken tekirdağ da yaşarken bahar ayında gökten yağıyordu bunlar. hala yağıyor mudur bilinmez.
    (ağustos, 28.04.2008 21:44)
  19. engin dağlara sığmayan yüreğini dünyayla paylaşmak, şefkati ve dostluğu en saf haliyle yaşamak istiyor çocuk. belki kendine hayali bir kardeş, belki bir aile yaratıyor onlarla. çocuk yüreği işte.. bilirsiniz

    bahri: küçük bahriyi arcade salonunun alt katında bir sepetin içinde terkedilmiş halde bulduğumda, o derece biçimsiz amorf bir varlıktı ki organik bir madde olup olmadığını bile ancak sonradan, laboratuvar testi sonrasında anladık. jeton olarak kullanılamayacak kadar büyük ve sevimli, pisuvar olamayacak kadar yaygaracı ve kompleksliydi. eve almama annemler izin vermeyeceğinden, kollektif teenager dışkısı kokan arcade salonu kenefinin mavi maşrapasında onu kendi tarzımda yetiştirmeye karar verdim. bir gün chun li nin yepyep çeken kaslı bacaklarını izlerken, önceden ağız sandığımız kavitesinden mavi ılık bir sıvı gelmesiyle ejakule olduğunu anlamış olduk. atari salonundaki yoğun coşku ve tebrik atmosferi onu iyice ürkütmüş olacak, hızla yuvarlanarak ön kapıdan dışarı aktı. (jelimsiydi) onsuz geçen günlerde ne olup bittiğini çok merak ettim. bir gün gazetede korkunç bir yaratığın özürlü danalara ve fabrika bacalarına tecavüz edip işi bittiğinde her yanlarını nutellayla sıvazladığını öğrendiğimde, bir daha o hayvanın adını anmak şöyle dursun (o şerefsiz piçin) uğursuz varlığını aklıma dahi getirmedim

    civciv: civcivi bir kaç gün yetiştirdim. randıman alamayacağımı hissedince, bir aile dostumuzdan onu para karşılığında ortadan kaldırmasını istedim. olaylar sarpasarınca ortam uyduruk bir ben stiller filmine döndü ve hayattan tiksintim bir kat daha arttı.

    ezgi: güzel kızdı. liseden sonra iyice serpilmiş. şimdi nerde acaba

    karıncalar: muhasebeye giriş ve advanced epistemology derslerinin etkisinde kalarak ilgi alanımı ufak, zeki ve kadirşinas hayvanlara kaydırdım. yanan bir yaprağın üstüne koyarak havuza bıraktığım karıncaların hiç biri etkili karar alma, takım elemanı olma, insiyatif alma ve liderlik özelliklerini kullanarak bu dezavantajlı durumu avantaja çeviremedi. kurtardıklarım da post travmatik stresin esiri olduklarından iyi bir aile hayatı kurup örnek birer vatandaş olamadılar. ve hayvana dair inancımın son kırıntıları da uçup gitmiş oldu böylece.

    edit: tüylüydü. sessizdi. bir gün ölünce üzülmüş gibi yaptım.
    (büyükşehir belediyesi, 10.07.2008 16:25 ~ 11.07.2008 15:10)
  20. 1.5 yaşındaki küçük kardeş. (zekası yavru köpek kadardır)
    (nada, 10.07.2008 16:27)
  21. şüphesiz civcivler!
    (bkz: ölen civcivi bahçeye defnetmek)
    (koyumavi, 10.07.2008 16:28)
  22. (bkz: kertenkele)

    dört yaşında falandım sanırım. eve musallat olmuş bi kertenkele vardı. adını şinasi koymuştum. sonra kuzenim küstü bana. babasının adı şinasiydi. sonra bir gün annem elektrik süpürgesiyle hakkın rahmetine kavuşturdu şinasimi. kuzenimle de barıştık sonra.

    özledim seni şinasi.
    (usako, 10.07.2008 16:40)
  23. muhabbet kuşu.
    efenim olay şöle gelişti. 2 tane almıştık babamla vakti zamanında biri dişi biri erkek. tamam hiç konuşmadılar ama ben o yaşta baya büyük umutlarla konuşmalarını bekliyodum. baya da seviyodum onları.(isimlerini hatırlamıyorum ya da koymamıştım vurmayın ayıp ama..) sonra sıradan bir akşamüstü durgun bir pazar günüydü ben bedbaht dolaşırken aylak aylak olan oldu aniden ve nasıl olduysa kafesinden kaçmış başka bir muhabbet kuşunu babam sofra beziyle ele geçirdi.(nası becerdi hiçbir fikrim şuan bile yok ama yaptı yani)evde bir sevinç havası, kutlama edası falan derken kafese koyduk bu yeni gelen elemanı dedik ki kardeş kardeş oynayın siz bakim burda. arkamızı döndüğümüz an birbirleriyle kanlı bıçaklı olacaklarını nerden bilebilirdim ki ama ben.

    okuldan döndüğüm günlerden birinde o hazin olay vuku buldu yeni gelen erkek elemanla bizim erkeğin arasında (kız mevzusu gibi duruyor ama hala şaibeli bir konu tabi..) olan kavga sonucunda 2 si birbirini öldürmüştü. eve geldiğimde kafes kan gölü ve içerdeki yenge çıldırmış haldeydi. o günden sonrada asla normale dönemedi hayvancağız. resmen psikolojisi bozuldu, bunalıma girdi artık ne ötüyor ne bişi yiyor içine kapandı yavrucak. baya üzülüyodum o haline. anne ve babama yeni arkadaş alalım dediğimde de bu sefer demirbaş anne tribiyle karşılaşıldı ve temizliği, bakımı zor olur diye tek bırakmak zorunda kaldık. zavallı hayvan o olaydan sonra da çok sürmedi öldü zaten. o günden sonra bi daha muhabbet kuşu alamadım,sevemedim.

    (bkz: bu da böyle bir anımdı işte)
    (donungözüküyor benjamin, 10.07.2008 16:50)
  24. (bkz: kemal abi)

    o ne lan demeyin sakın. bizim mahalledeki bi elemandı işte. durmadan anılarını, motor üzerinde yaptığı hareketleri ve o esnada onu kesen kızları, nasıl havalı olduğunu falan anlatırdı. e besleme neresinde derseniz, ki dersiniz, herif ne zaman beni görse elimdeki yarım ekmeği kapıverirdi. ha zaten o ekmeği bitirme ihtimalim yok. tamam ama e be abicim bi kere de izin verseydin de azıcık da ben yeseydim. sonra annemden azarı işiten ben oluyordum. "ben o ekmeği elin zibidisine mi yaptım?" diye çemkirip dururdu kadıncağız. sanırım tutamayacağım artık:

    hayvan! bokumu ye lan! siktir ordan! motormuş. lan zibidi! madem o hareketleri yapıyon, o kızların baktığını nasıl görüyon lan? düşer lan insan. yüzüne diyemedim. arkandan konuşuyorum ben de. oh mis.
    (spongebob, 06.11.2008 00:14)
  25. kaplumbağa.bildiğiniz su kaplumbağası değil normal kara kaplumbağası.nerden bulmuştuk bilmiyorum ama çamaşırhanede besliyordum.pek eğlenceli değildi ama o zamanki hayvan sevgim, inancım günün yaklaşık 5 saatini yanında geçirmeme yetiyordu.
    kaplumbağamdan hatıramda kalan şey top şeklindeki dışkısıydı.düşünmüştüm nasıl çıkarıyordu diye.hatta kıskanmıştım.sonra bir yere tatile gitmiştik döndüğümüzde ölmüştü.ters dönmüş hayvancağız heralde açlıktan ölmüş.gittim gömdüm ve ağladım tabi.
    yanlız ismi yoktu rahmetlinin keşke koysaymışım derim kendi kendime.şimdi su kaplumbağam var, bakınca onu hatırlıyorum.ama pek sevmiyorum.adı da var:osman.
    (poispolal, 07.11.2008 13:22 ~ 05.10.2009 20:33)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil