engin dağlara sığmayan yüreğini dünyayla paylaşmak, şefkati ve dostluğu en saf haliyle yaşamak istiyor çocuk. belki kendine hayali bir kardeş, belki bir aile yaratıyor onlarla. çocuk yüreği işte.. bilirsiniz
bahri: küçük bahriyi arcade salonunun alt katında bir sepetin içinde terkedilmiş halde bulduğumda, o derece biçimsiz amorf bir varlıktı ki organik bir madde olup olmadığını bile ancak sonradan, laboratuvar testi sonrasında anladık. jeton olarak kullanılamayacak kadar büyük ve sevimli, pisuvar olamayacak kadar yaygaracı ve kompleksliydi. eve almama annemler izin vermeyeceğinden, kollektif teenager dışkısı kokan arcade salonu kenefinin mavi maşrapasında onu kendi tarzımda yetiştirmeye karar verdim. bir gün chun li nin yepyep çeken kaslı bacaklarını izlerken, önceden ağız sandığımız kavitesinden mavi ılık bir sıvı gelmesiyle ejakule olduğunu anlamış olduk. atari salonundaki yoğun coşku ve tebrik atmosferi onu iyice ürkütmüş olacak, hızla yuvarlanarak ön kapıdan dışarı aktı. (jelimsiydi) onsuz geçen günlerde ne olup bittiğini çok merak ettim. bir gün gazetede korkunç bir yaratığın özürlü danalara ve fabrika bacalarına tecavüz edip işi bittiğinde her yanlarını nutellayla sıvazladığını öğrendiğimde, bir daha o hayvanın adını anmak şöyle dursun (o şerefsiz piçin) uğursuz varlığını aklıma dahi getirmedim
civciv: civcivi bir kaç gün yetiştirdim. randıman alamayacağımı hissedince, bir aile dostumuzdan onu para karşılığında ortadan kaldırmasını istedim. olaylar sarpasarınca ortam uyduruk bir ben stiller filmine döndü ve hayattan tiksintim bir kat daha arttı.
ezgi: güzel kızdı. liseden sonra iyice serpilmiş. şimdi nerde acaba
karıncalar: muhasebeye giriş ve advanced epistemology derslerinin etkisinde kalarak ilgi alanımı ufak, zeki ve kadirşinas hayvanlara kaydırdım. yanan bir yaprağın üstüne koyarak havuza bıraktığım karıncaların hiç biri etkili karar alma, takım elemanı olma, insiyatif alma ve liderlik özelliklerini kullanarak bu dezavantajlı durumu avantaja çeviremedi. kurtardıklarım da post travmatik stresin esiri olduklarından iyi bir aile hayatı kurup örnek birer vatandaş olamadılar. ve hayvana dair inancımın son kırıntıları da uçup gitmiş oldu böylece.
edit: tüylüydü. sessizdi. bir gün ölünce üzülmüş gibi yaptım.