üstümüzde kurulmuş veya çevreden öğrendiğimiz, gördüğümüz kadarıyla kurulduğunu düşündüğümüz otoriterinin bir sonucu mudur bilinmez ama hemen hemen her çocuk kendi babasını dünyanın en güçlü adamı zanneder.otorite hafifledikçe veya biz dış dünyayla, çevreyle biraz daha haşır neşir oldukça bu düşünce de gücünü yitirir, sonunda kaybolur.yine de hoş anıların, şimdilerde güldüğümüz bir kısım lakırdıların çıkış kaynağıdır.
(bkz:
benim babam senin babanı döver)
daha çok kız çocukları bu düşüncededir, hatta bunu bir adım öteye götürüp büyüyünce babaları ile evleneceklerini hayal ederler.
babanın aciz durumlara düştüğünün görülmesi durumunda insanı inanılmaz boyutlara ulaşan bir hayalkırıklığı ve çaresizlik ile başbaşa bırakan sanrıdır.
göreceli bir konudur aslında, babanız iyidir size ve çevresine iyi davranır dünyanın en güçlüsüdür. bir de tersi vardır kötüdür, dayak atar felan o zaman da en güçlüsüdür ama aynı zamanda en orospu çocuğudur.
genelde erkek çocuklar bu düşüncenin sahibidir. ben babamı dünyanın en yakışıklı erkeği sanırdım çocukken. hala yakışıklıdır o ayrı..
(bkz:
elektra kompleksi)
bu düşünce sonucu korkulan herşeye karşı babanın tek sözü yeter
+ ya baba ben denize girmicem
- gel bak ben varım bişey olmaz
+ olmaz di mi baba
*
- olmaz
(bkz:
babaya duyulan güven)
(si, 21.01.2006 23:48 ~ 23:51)
büyüdükçe değiştirilmek istenmeyen, tersi kabullenilmeyen sanı.
çok önemli bir düşüncedir. baba dünyanın en güçlü adamı olmayabilir, ama herkesin babası hayata başlarken sırtını yasladığı , ömür boyu da yaslayabileceği en önemli, belki de tek varlıktır.
uzun mesafeli bir yolda babanın omzuna çıkıp oturulması, senin 5 arkadaşınla siksen kıpırdatamayacağın kocaman(bkz:
büsbüyük) eşyaları babanın rahatlıkla kaldırıp oraya buraya taşıması, yürürken babanın eli yerine parmağının tutulması, gece şımarıp yatmak istemeyince seni tek eliyle kaldırıp koltukaltına alıp yatağa götürmesi, alışveriş sonrası en ağır paketlerin hepsini birden taşıması, anne temizlik yaparken karyolayı çekyatı kaldırıp kaldırıp indirmesi, imkansız kavanoz kapaklarını açması ve seni yolda yürürken "uçtu uçtu" yapmasıyla pekişen sanrıdır
not: bi arayayım bakalım nasılmış...
(mavio, 07.08.2006 09:42)
hemen her çocukta görülen bir olgudur bu. bir de küçükken "baba her yolu bilir, her türlü aracı kullanır." fikri vardı bende. hatta babamın helikopter kullanamayacağını öğrendiğimde yaşadığım hayal kırıklığı, onun uçak(!) kullanacağı kanaatini getirdiğimde geçmişti.
babanızın dünyanın en önemli kişisi olduğuna inanırsınız..
(bu olay kız 3-4 yaşlarındayken cereyan etmektedir)
kız: babaaa sen red kit i tanıyo musun??
baba: evet kızım
k: peki boyu nerene gelio senin?
b: (alnının ortasında bi yeri göstererek) burama filan..
k:(başka sefer de trt 1 de şarkı sööleyen bi adamı göstererek) baba bu adamı tanıyo musun sen??
b: evet kızımmm (artık sinirlenerek)
k: peki o seni tanıo mu?
b: evet o da beni tanıyo..
sonra bu işkence şöyle devam eder. o adam her tv de görüldüğünde "aa bak babaaaaaa senin arkadaşın çıktıı!!..." diye bağırılır.. sonu gelmez bir kısıır döngüdür.
ben baya ilkokul başlayana kadar filan heralde o adamları babamın arkadaşı sanmıştım..kimbilir herkeslere de anlatmışımdır kesin..
olayın renginin değişmesi,hanı bu işin kokusu çıkar diye arkamızdan konuşanların haklı çıktığı an bir nevi kaynama noktası hep büyümeye denk geliyor,büyüyorsunuz bir bakıyorsunuz dünya aynı dünya babanız aynı baba ama düşünceleriniz aynı değil,birisi çomak sokmuş gibi,kahraman sandığınız adamla içsel çatışmalara başladığınızda çocuk kalabilmeler çok uzak kıyılara kürek çekmiştir bile.
özellikle boyunuzun babanızın bacak boyunu geçmediği zamanlarda ,babanızın elini tutarken küçük ellerinizin babanızın avuçları içinde tamamen kaybolduğunu görünce düşünülen bir hadisedir.yolda herkes yürürken ve siz yorulmuşken babanızın bir herkül edasıyla sizi tek eliyle kavrayıp hiç yorulmadan hep kucağında taşıması,annenizin açamadığı salça kavanozlarının kapaklarını babanızın açması bu hadiseyi dahada güçlendirir niteliktedir.
sadece çocukluk dönemi ile sınırlı olmayan, hala tarafımca inanılan durumdur.
benim babam var yaaaa..
(iussy, 17.06.2008 10:01)
benim babamdı o; elleri kocaman olan, yüreğindeki sevgiyle ısıtan, kocaman gövdesiyle beni koruyup kollayan kimi zaman kocaman kucak açıp bana sarılan..evin direği, evin erkeği oydu, bütün gün sırf bizi geçindiribilmek için çalışır dururdu. o yüzden gurur duyardık babalarımızla. herkesten daha güçlüydü benim babam..o kuvvetli kollarıyla tutar beni hadi bakalım oyun vakti diyip havalara atar, benim şen kahkahalarıma eşlik ederdi. küçüktük anlamıyorduk ya, herşeyin iyisini ve doğrusunu o bilir, sonsuz güveni o sağlardı bize. baba kelimesi oysa söylenirken bile o kadar dolu bir anlam taşıyor ki, o zamanlarda sığınabileceğin en yüce en korktuğun şeye güveniyordun, seviyordun, herşeyden öncesi mutluydun. korktuğun zamanlarda bir çığlık atmanız yada bir damla gözyaşınız yeterdi güven ve huzur bulmaya. zaman geçtikçe daha iyi anladık bazı gerçekleri, belki de olmayan şeyleri.. baba bizim için ne kadar özel ve güzel bir anlam taşıyorsa ki ilk güvendiğin erkektir o, herşey yaptığı yada daha da yapıcağı yanlışlarla yıkılır başınıza. o muhteşem çocukluğunuzdan yada o zaman bile yaşayamadığınız mutlu aile tablosundan uyanırsınız ama hep özlersiniz, hasret çekersiniz o yalandan tablolara.. kendi babanda bulamadığın sevgiyi, şefkati, ilgiyi ararsın, bulamazsın orda burda. o güçlü baba görüntüsü yıkılmış yerine büyük bir çöküntü ve iskeleden oluşan biri gelmiştir. o güven bitmiştir ve gitmiştir artık. o güçlü baba neleri yıktığını belki de hiç bilmeyerek belki de hala bunun sorumsuzluğuyla yaşayıp devam ederken biz hala o güçlü babayı arıyoruz yanımızda, her ne kadar büyümüş olsakta..ama kabul etmeliyiz ki ne yaparsan yap artık o güçlü ve güven duyacağın baba yok çünkü o gitti yada gitmeyi tercih etti..
akabinde babanızdan daha akıllı , daha bilgili olduğunuzu sandığınız döneme girersiniz. yaşlandığınızda ise farkedersiniz ki çocukluktaki sanrılar aslında gerçekmiş.
(fular, 20.03.2009 09:01)