çocuğun büyüme ve gelişimini olumsuz yönde engelleyen her türlü davranış çocuk istismarıdır. bmçocuk fonu unıcef 'in "çocuk istismarına son" kampanyası çerçevesinde açıklanan verilere göre, dünyadaki çocuk istismarıyla ilgili genel bilgiler şu şekilde:
- çocuk ticareti
bmrakamlarına göre, çocuk ticaretirakamı yılda 1.2 milyon civarında. özellikle, az eğitimli ve yoksulailelerin çocukları daha savunmasız durumda. çocukların bazıları kaçırılırken, büyük çoğunluğu yabancı yerlerde iş ve eğitim vaadiyle kandırılıyor. çocuk ticareti endüstrisinde örneğin batı afrika'da çocuk ticaretinin amacı kızlara ev işleri yaptırmakken, pakistan ve hindistan'da bangladeşli erkek çocuklar imalat sanayisinde çalıştırılıyor.
- ticari cinsel istismar
unıcef 'e göre çoğu kız, ancak önemli bir kısmı da erkek çocuk olmak üzere yaklaşık 2 milyon çocuk, milyar dolarlık seks ticaretine dahiller.
yalnızca güneydoğu asya'da, 1 milyon çocuğun bu alanda çalıştığı tahmin ediliyor. unıcef, sri lanka sahillerinde 10-15 bin erkek çocuğun kendisini seks için turistlere sattığını belirtiyor.
çoğu çocuk seks işine zorlanırken, bir kısmı da yüksek gelir amacıyla bunu yapıyor. örneğin vietnam'ın başkenti hanoy'da çocuk fahişeler ayda 1000 dolar kazanabiliyor, bu da 25 dolar olan ortalama aylıkların 40 katı.
- çocuk emeği - çocuk işçiler
uluslararası çalışma örgütü(ılo), 2002 yılında dünya çapında "ekonomik olarak aktif" 352 milyon çocuğun bulunduğunu hesapladı. bu çocukların 211 milyonu 5-14 yaş grubunda. ılo, yine bu çocukların 246 milyonunu "çocuk işçiler" olarak sınıflandırdı.
çocuk emeği istismarında en ciddi sorun sahraaltı afrikası ülkelerinde meydana geliyor. burada 5-14 yaş arasındaki çocukların yüzde 29'u (48 milyon) çalışıyor. asya ve pasifik bölgesinde bu oran yüzde 19 (127.3 milyon çocuk), orta doğu ve kuzey afrika'daysa yüzde 15 (13.4 milyon çocuk). çocukların yüzde 70'lik gibi büyük bir çoğunluğutarım alanında çalışıyor. yüzde 8'i imalat, yüzde 8'i toptan ya da perakende satışta, ayrıca restoranlar ve otellerde çalışıyorlar.
- çocuk askerler
insan hakları izleme örgütü human rights watch'a göre, 30'dan fazla ülkedeki çatışmalarda 8 ila 18 yaş arasındaki yaklaşık 300 bin çocuk kullanılıyor.
çocuklar, çatışmalarda savaşçı, ulak, hamal, ahçıolarak kullanılıyor ya da cinsel hizmet sağlıyor. el salvador, etiyopya ve uganda'da çocuk askerlerin yaklaşık üçte birini kız çocuklar oluşturuyor.
acemi ve deneyimsiz oldukları için çocuk askerler arasında yetişkinlerden daha fazla kayıplar oluyor. sık sık sakat kalıyor, psikolojik travma geçiriyor ve topluma yeniden katılmakta zorluk çekiyorlar.
- çocukların uyuşturucuda kullanılması
çeteler ve uyuşturucumüptelası aileler, polisin kuşkusunu çekmemek için çocukları uyuşturucu kuryesi olarak da kullanıyor. sokak çocukları, uyuşturucu ticaretinin olduğu şehirlerde özellikle savunmasız durumdalar.
türkiye'de de oldukça fazladır. özelikle küçük şehirlerde kaçırılıp büyük şehirlerde kapkaç yapmaya, dilenmeye mecbur edilen çocuklar özellikle uyuşturucu madde ve tehtit yoluyla kullanılırlar.
ailelerinin yaşadığı şehirlerden uzağa götürüldüklerinde bulunan çocukların sayısı maalesef her 100 çocuktan sadece 7'sidir.
kız çocukları için maalesef satılma, fuhuşa yönlendirilme, para karşılığı birden fazla kişiyle evlendirilme gibi vakalar görülmektedir.
sadece istanbul'da 2007 yılında kaybolan çocuk sayısına ulaşmak için http://www.asayis.pol.tr/... burayı kullanabilirsiniz ben 225'e kadar sayabildim.
ayrıca belirli yerlerde sürekli olarak gördüğünüz çocukların kayıp olup olmadığını öğrenmek, belki birilerine yardım edebilme ihtimaliniz olduğunu görmek için şu sitelere uğrayabilirsiniz.
maalesef çeşitli türden çocuk istismarlarının yaşandığı bir dünya da yaşıyoruz.elbette yaşı kaç olursa olsun bir insanın istismar edilmesi korkunç birşey.ancak istismar edilen bir çocuksa işte o zaman insan korkunç kelimesinin bile yetersiz olduğunu düşünüyor.çocukların zorla çalıştırılması,hırsızlık gasp gibi suçlara bulaştırılması,uyuşturucuya alıştırılması,dilendirilmesi ve elbette en vahimi cinsel suçlarla ilgili olan istismar.
en fazla korunması gereken ama korumayı zaman zaman başaramadığımız çocuklarımıza yapılan insanlık dışı muameleler.şu aralar o kadar çok şey duyuyorum ki artık yazmalıyım diye düşündüm.herkesin, her bireyin anne-baba olsun olmasın her vatandaşın sorumluluğundadır tüm çocuklar.zaten maharet yalnızca kendi çocuklarımıza anne-baba olmak değil her çocuğu sakınmak kollamaktır.
çocuk istismarının önüne geçebilmek için ingiltere'de kısırlaştırma yöntemine başvuracakmış. deney aşamasında olan uygulama ile sağlık eski bakanının önerisi çerçevesinde pedofillere psikiyatr gözetim ve denetiminde sanıkların aynı suçu tekrar işlememeleri için önlem olarak testesteron azaltıcı ilaç verilecekmiş.
uygulamanın insan hakları açısından çok tartışma yaratacağı açık. sonuçta kişinin vücud ve beden bütünlüğü uluslararası anlaşmalar ve iç hukuk normları ile korunmakta. uygulamanın beklenen sonucu verip vermeyeceği, söz konusu cezanın caydırıcılık özelliğinin olup olmadığını bekleyip göreceğiz artık.
makinelerin bile kullanımının ehliyete, sınava ve biraz beyin gerektiren bir çabaya bağlandığı dünyamızda, çocuk yapabilmek su içmek kadar doğal karşılanmaktadır. imkanlı görünmeyen birşeyi konuştuğumu biliyorum ama ben ehliyet aldım, birine çarptım, yaraladım, ne oluyor? en azından yargılanıyorum sonrası boş da olsa... ama bırakın başka istismarları çocuğunu döven bir adam gönül rahatlığıyla dövmeye devam ediyor. bu çocuğu yaparken olduğu gibi onun hür (!) iradesine, aklına fikrine bırakılıyor. bir tecavüzcü helalinden bir kız bulunup evlendiriliyor - haliyle- , sonra bir de çocuğu oluyor, allah veriyor.
işin bu kısmının pek engellenemeyeceği aşikar olduğuna göre, cezasını etkin kılmak bir parça iyilik sağlayabilir. elimde değil özellikle bu konuda soğukkanlı veya insani sayılacak bütün vasıflarımı yitiriyorum. pedofilleri kısırlaştırmak da bu anlamda çok insani kalıyor bana göre... elini kolunu ne yapacaksın, daha da kötüsü gözünü. istisnasız, müebbete çevirmeden yok edilmeleri, bana uygun gözüküyor.
çok çok üzücü olan bir diğer yanı ise, çocukken bu istismara uğrayanların çoğu ilerde böyle bir eğilim gösterebiliyor. ve işte kendi kendime yenildiğim şu anda da biliyorum ki, yok edilmeliler derken ben onun 3 yaşındaki masum yüzünü değil 33 yaşındaki yetişkin ve bozulmuş gözlerini görüyorum.
maalesef ülkemizde din konusunda da fazlasıyla örneklerini görmekteyiz.. insanların din tercihleri, dinlerini nasıl yaşadıkları , inançları beni ilgilendirmez, özeldir bu.. ta ki başka insanlara rahatsızlık verilmediği , onların hak ve özgürlüklerine, inançlarına müdahil olunmadığı sürece..
ama tahammül edemediğim bir durum var.. çocuklar.. ebeveyn olmak , onlara din konusunda da eğitim verme isteği; 7 yaşında bir kız çocuğunu türbanımsı bir kıyafetle sarıp sarmalamayı mı gerektirir, bu yaştaki çocuklara ilahiler ezberletmeyi, din içerikli sloganlar öğretmeyi, şiirler okutmayı mı tembihler din? sonra da bu çocukları doldur bir gösteri salonuna marifetmiş gibi sergilet, çıkart miting alanlarına özgürlük çağrısı yaptırt.. nasıl bir aymazlıktır bile diyemiyorum, içim acıyor.. ki böyle bir zihniyeti sorgulamanın gereği bile yok , herşey ortada.. ki milli eğitim müdürlükleri bile bu tip organizasyonlara ev sahipliği yapabiliyor.. denizli'de yaşanmıştı böyle bir hadise..
koruyamıyoruz çocuklarımızı işin ironik kısmı kimden koruyacağız devletten mi?.. noktasına geldi artık..
tahammülsüzlük güzel bir durum değildir çoğu zaman sonunda pişmanlığı da beraberinde getirebilir.. ama bu gün, bu konu ile ilgili son derece tahammülsüz davranışlar sergiledim.. kapalı bir mekan, en fazla 7 yaşında bir kız çocuğu, üzerine allah ne verdiyse giydirmişler, gözlerini zor açıyor.. o sinirle tam olarak neler söyledim bilemiyorum ama açtım ağzımı yumdum gözümü.. ''sana ne!'' cevabını aldım doğal olarak.. ''ben babasıyım sen kimsin? git polis çağır, şikayet et beni..''
insanım ben ya insan!
eğitimsizlik diyoruz , cehalet diyoruz, suçu hep insanlardan arındırıp siteme yüklüyoruz.. bu insanlar o kadar da sorumlu değil , onların bu şekilde davranmasına , bu yanlışlıkların , insan dışı durumların kaynağına inilmesi gerekir diyoruz.. ama o kadar da basit değil ya! ''insan olmak'' gerekiyor önce.. bu vasıfları üzerinde taşıyabilmek, vicdan gerekiyor.. allah'a mı inanıyorsun, inan.. ama önce allah'ı anlamak gerekiyor.. hangi baba vicdanı , yüreği 7 yaşındaki kızını bu şekle sokmaya razı olabilir ki , nasıl bir allah rızasıdır bu ya! geçenlerde, gazetede -sanırım- şanlıurfalı bir çobanın hayat hikayesini okudum.. 3 çocuğu birden üniversite kazanmış.. ''biz okumadık onlar okusun'' diyordu adam.. ve bir tanesi kızdı çocuklarının.. suçu sadece cehalete, eğitimsizliğe, sisteme yüklersek yanlış yaparız.. ''insan olmak'' lazım , olabilmek!
çok zevklidir.
- git ekmek al la bitmiş bak somun.
- git kola al boğazımız kurudu be.
- bi koşu mayonez al gel bak pizza söyledik
- aşşağdan iki paket çekirdek getir hele film izlicem.
gibi. yurtta odada bizden n yaş küçük biri vardı, sömürdük sabiyi hehe.
dünyanın en masum varlığına ,
dünyanın en hastalıklı ve kötü elinin bulaşma hadisesi.
evet bunu yapan en ağır işkencelere maruz bırakılmalı.
çocuğu ya da yeğeni/kuzeni olanlar bana hak vereceklerdir ki;
o kadar sevgiye açtır ki
o kadar savunmasızdır ki
o kadar iyi niyetlidir ki
o kadar inanmaya hazırdır ki
o kadar şüphesiz ve sorgusuz inanır ki insana
ona herhangi bir biçimde kötü bakan gözlerin,kötü amaçla dokunan ellerin acıtılması gerek en şiddetlisinden.
inim inim işkencelerden geçirilmesi gerek.