çocuğuna okuma alışkanlığı vermeye çalışan ebeveyn   

adana çık aradan

  1. yöntemini uygun seçmediği taktirde çabasının geri tepeceği ebeveyndir. (bkz: kaş yapayım derken göz çıkarmak)
    (bkz: çocuğa kitap okuma cezası vermek)
    (analist tilki, 14.01.2006 01:21)


  2. ben annemin ve babamın bana ve iki kardeşime "kitap okuyun!"dediklerini hiç hatırlamam.ama hepimiz okumayı severiz.ya onlar bu işi çaktırmadan halledip bizim bu alışkanlığı kendi kendimize edindiğimize inandırdılar(aynı zamanda özgüven aşıladılar.) ya da hiç çabaları yoktu da bizim merakımızdı.(bu biraz zayıf bir ihtimal sanırım.)yani zorlanmadığımızı hissettik.çaktırılmamalı diyorum ben.
    (bufo bufo, 14.01.2006 03:02)
  3. iş abartıldığında çocuğun kitaptan tiksinmesine ya da zır asosyal olmasına yol açmak da mümkündür. ama kıvam tutturulursa çağla kubat'lar da yetiştirilebiliyor. aha işte bunu yapan kişilerdir diyelim.
    (palanthaser, 14.01.2006 03:07 ~ 03:21)
  4. okuma alışkanlığını kendileri de edinememişse, ağzıyla kuş tutsa başarılı olamayacak anne babalardır. çocuğa örnek olmak gerçekten anlatıldığı kadar önemli bir meseledir fakat her şey değildir. neden? bir kere, evde çocuğun ilgisini çekecek kitapları bulundurmak gereklidir. mevcut kitaplarla ilgilenmiyor mu, o zaman çeşitliliği artırmak çözüm olabilir. illa ki okumayı seveceği bir tür bulunacaktır çocuğun. belki en iyisi, çocuğu kitaplarla dolu bir odada veya kitapçıda serbest bırakmaktır ki aklını ilk çelen kitapta takılı kalıp okumanın zevkine varsın.
    (jellicle, 14.01.2006 12:57)
  5. çocuğuyla düzenli olarak her gece salonda kitap okumaya çalışan ebeveyndir.bir olayı zevkten zorunlulağa nasıl dönüştüğünü hayretler içinde izleyebiliriz.yanlış bir yöntemdir.çocuğun içinde varsa öğrenmek ve okumak zaten bunu yapar.
    (pakanajuhla of boreat, 10.05.2008 01:07)
  6. nasıl verilemeyeceğini ansızın fark eden ebeveyndir. çünkü yöntemlerin kendini de tatmin eden alalım kitaplarımızı okuma seansları düzenleyelim kısmı geri teper. velet annenin köşesinde eline yapışık kitabını hazetmez, kıskanır hatta kitaptan nefret eder. bunu da yüze çarpar, "ben büyüyünce kitap okumayan iyi bir anne olacağım."
    ikinci yöntem ona kitap okumaktır, alır uzanır teyatral bir havada kendinizden geçerek aşılama işlemine geçersiniz, sonra bir kitap daha bir tane daha mı? sesiniz düşer, nefesiniz kesilir, uykudan ölmeye bir kala..." yeter dersiniz, kalanı yarına..." sonra tüm çabanız boşa gider, memnniyetsiz velet bilinçsiz bir karın boşluğu tekmesiyle sizi haklar, güçsüz siz, düşmüş şikayet eden çenesine rağmen, okuduğunuz masalımsıların etkisiyle gülümseyerek uyursunuz.
    sonuç; kitap okuyorsunuz diye kitap kurdunuz olamaz, diğer çözüm ise bir işe yarayabilir, ama aslolan merak uyandırmak bu durumda okuduklarınızdan heves ettirmek en esaslı yöntem olmalı, ya da heves edebileceği bir başka idol bulmak, hoş sizden güzel idol olamaz ama çocuklar pek kıymet bilmiyor ya o bakımdan...
    (heidi, 17.07.2008 09:38 ~ 09:41)
  7. çocukluğumdaki anneme dair hatırladığım şeylerden biri annemi çiçeklerinden ve kitaplarından deli gibi kıskandığımdır. sabahları saatlerce çiçekleriyle uğraşır, akşamları da sürekli kitap okurdu. benim için bana tercih edilen şeylerdi çiçekler ve kitaplar.
    itiraf ediyorum kötü bir çocuktum bu konuda; çiçeklerinin dallarını kırardım gizlice; üzerilerine oyuncak atardım kaza süsü vererek. hali hazırda okuduğu bir kitabı da sakladığım çok olurdu. çok küçüktüm tabi bunları yaptığım zamanlarda. annem bu durumu farketmiş olacak ki beni kucağına alıp kitap okumaya öyle devam etti. ben halimden memnundum artık, tabi o da. çiçekleriyle ben odadayken ilgilenmeyi de azaltmıştı.
    zamanla bir merak başladı bende kitap okumak nasıl bir şey diye. kitaplar alınmaya başladı ondan sonra bana da. kıskançlık günlerim keyif günlerime dönüşmüştü artık. annemle birlikte yarışlar yapmaya başladık; hangimiz elindeki kitabı daha çabuk bitirecek diye.
    sonuç olarak, anne babanın evde sürekli kitap okumasının çocuklar üzerinde etkilerini bire bir yaşayan biri olarak tahmin edebiliyorum. kötü etkileri kaldırmak da yine anne babanın elinde. annem eğer beni kucağına alıp okumaya devam etmeseydi ya da benden gizli kitap okumaya devam etseydi şimdi ben o gizli hazineme sahip olamayacaktım. belki de kitap okumanın hazzına hiç bir zaman erişemeyecektim. kitaplardan nefret eden biri olup çıkacaktım.
    çoğu şeyde olduğu gibi bu konuda da minnettarım anneme. şimdi hayatımın vazgeçilmezleri arasındadır kitaplar ve çiçekler.
    (zarpandit, 17.07.2008 10:05)
  8. elinde kitap görülmediği halde bir kitap kurdu yaratmayı başarmış olan ebeveyndir..üstelik bunu yapması gereken zaman,çocuğun bütün gününü sokakta geçirmek istediği zamanla çakıştığından işi daha da zordur..
    -karne hediyesi beklenen geçmiş zamanların birinde bir gün kapı çalar,kargoyla gelen koca bir koli çocuğun eline verilir..36 adet dünya klasiği..ince ama resimsiz kitaplar..okumaya ustalarla başlar çocuk,36 kitap o yaz biter..
    esaslı karne hediyesi 2.sınıfın yazında gelmiştir ve 8 yaş kitap kurtluğunun ilk adımı için daima mükemmeldir..
    (mnemosyne, 17.07.2008 10:05)
  9. kendinde olmayanı vermeye çalışıyorsa baya zorlanacak olan ebeveyn.
    (cveevezvea, 17.07.2008 15:59)
  10. stratejisini acilen değiştirmesi gereken kişidir. alışkanlık vermeye çalışmak nasıl olabilir? çocuk ancak işine yarayacak ya da yasak olan şeyleri alışkanlık edinir. yani bu kitabı oku yerine," bu kitabı sakın okuma , çok kötü pis kaka" denip çocuğun odasına kitabı koymak çok daha mantıklıdır. ya da "bu kitabı oku sonra seni parka götürecem,dondurma yemeğe gideriz ordan da" demek de aynı işlevi görür ama biraz daha zararlıdır maddi açıdan.
    (badanaadanadanaana, 17.07.2008 16:11)
  11. en kolay ve etkili yolu evde bol bol kitap bulundurmak ve çocukların göreceği zamanlarda kitap okuyor olmaktır.
    (eflatunsina, 17.07.2008 16:12)
  12. günlük gazete okumayı masraf olarak gören, gazete kağıdını okumanın dışında her iş için kullanan, günümüz teknolojisinde pc de oyun oynayarak ya da tv de ki perili dizileri izleterek çocuğunu oyalayan, reklamlarla yemek yediren ebeveyn için zor olacak alışkanlık. illa evde dünya klasikleri ya da çocuk kitapları olması gerekmez misal ben okumayı öğrendiğimde cin ali serisinden sonra ciltli elele dergisi okuyarak başladım. hafta içi 3 gazetenin hafta sonları ise hemen hemen bütün gazetelerin eve alınmasının da katkısı olduğunu düşünüyorum. haa hiç evde oturup kitap okuma seansları yapmadık, annanem baktı bana okuması yazması da yoktu rahmetlinin. bana masal anlatmadı . canlandırmadım kafamda hiç bir öyküyü. kendimi bildim bileli okurum. demek ki neymiş; okuma alışkanlığı diye bir şey olmazmış. okumak; alışkanlık, boş vakit geçirmek ya da popüler kitapları almakla değil severek gerçekleştirilebilecek bir olguymuş.
    (treninsonundakivagon, 17.07.2008 18:12)
  13. jules verne ile işe başlaması gereken ebeveyn
    (archi, 17.07.2008 18:29)
  14. bilinçlidirler, çok doğru yapıyorlardır. okumanın hayalgücünü artırdığının %100 farkındadır.bunu başarmış ebeveynlerden birine sahibim. kendisinin metodunu takdir ediyorum, tamamen özendirerek yaptı bunu. şöyle ki:

    annem bana hep masal anlatırdı, bazen kendi kafasından, bazen de bir sürü masal kitabı alır okurdu. birlikte o masal kitaplarındaki resimlere bakardık, arada kendi kafasından "bak şimdi prenses o baloya giderken neler neler takmıştır, elmas kolyeler.. elbisesinin eteği kabarıkmış, maviymiş, eteklerinde minik çiçekler varmış" falan filan atar da atardı. sonra bu masal seanslarını azalttı ve bana neden kendin okumuyorsun dedi, orda benim anlattığımdan daha güzel şeyler yazıyor dedi. bunu ben okumayı öğrenmeden önce yaptı. tam benim hoşlandığım türlerde, bol resimli kitaplar seçti, anlamasam da resimlerine bakıp canlandırıyordum. zamanla ilgim arttı, sordum, konuştuk, birlikte anlattık masalları, prensesin mücevherinden prensin yaşadığı sarayın bahçesine kadar. ve okumayı kendi kendime, ilkokula başlamadan önce öğrendim ben.

    (bkz: duygu seli)
    (charlienin dorduncu melegi, 17.07.2008 19:35 ~ 19:38)
  15. benim babamla annemdir.

    okuma yazma öğrenmeden önce masal okurlardı bana. o kitapları nasıl merak ederdim. çok önemliydi o kitaplar. hadi uyku vakti derdi annem ve babam başlardı masal okumaya başucumda. arada kalkıp resimlerine bakardım. bir gün kırmızı başlıklı kız olurdum rüyamda bir gün kibritçi kız. ben de okuyabilecek miyim bir gün diye sabırsızlıkla beklerdim.babamdan yeterince masal dinlediğim için sanırım sonradan masallara kanmaz oldum, böyle de bir faydası oldu mesela benim için.


    sonra okula başladım ilk okumayı ben söktüm sınıfta. babam hediye olarak bir kitap aldı bana, sonra bir daha . sonra anlaşma yaptık babamla her maaş aldığında bana bir kitap alır gelirdi. maaş günlerini iple çekerdim kitabım gelecek diye. böyle böyle çocuk klasikleri bitti .

    evet okuma alışkanlığı kazandım evet bu ailem sayesinde evet ilerde ebeveyn olursam ben de bu ebeveynlerden biri olacağım.

    okuyan, öğrenen, sorgulayan insanların eksikliğini çekiyor bu toplum. okuma alışkanlığı az olduğu için eleştiriden mahrum, ne dense evet diyen insanlarla dolu.

    o yüzden saflara bölünmek bu kadar kolay. o yüzden 3 kuruş etmeyecek insanlar yönlendiriyor bu toplumu.

    belki okumak huzursuzluğu getiriyor beraberinde, uyumsuzluğu ama insan olduğunuzu da okuyarak anlarsınız. yalnız olmadığınızı, bir yerlerde size benzeyen birileri olduğunu ortak dertleriniz olduğunu görür evrenselleşirsiniz.
    (eleanor, 17.07.2008 19:39 ~ 19:41)