teoman'ın bir şarkısında da geçer bu takıntı. yere bakarak yürürünür gerekirse bazı orantısızlıklardan dolayı uzun adımlar atılır.
(viola, 23.01.2005 23:27)
as good as it gets filminde
jack nicholsonun canlandırdığı karakter olan melvin udall ın da böyle bir takıntısı vardır.
bir obsesif kompulsiflik belirtisi.
normal adım büyüklüğünüzden uzunsa iki çizgi arası hızlı gitmenizi sağlayacak tik
gizli bağımlılık (
çekirdek ve
çikolata gibi). bundan vazgeçebilmek için herhangi bir yöntem de ortaya konamamıştır tıp çevreleri tarafından. tehlikeli olabilir. insan o kadar dalar ki, önündeki bir direği, hatta daha da beteri, yanından geçen bir kızı göremeyebilir. uzun vadede kapanamayan yaralar açar bu nedenle.
teoman'ın şarkısını ilk dinlediğimde "vay be demek benden başkaları da varmış böyle yürüyen" dediğim durum.
bazen çok komik göründüğümü düşünsemde seviyorum bu hali
kişinin özel hayatındaki dağınıklıktan dolayı kendine kurallar koymasının sadece açıklama amaçlı olan somut durumu. ehliyet kemeri takma gibi zorunluluğu yoktur ama kişi uymak zorunda olduğu baskısına kendisini bırakıp çizgilerin üstünden atlar. karakterin bir rengidir aslında bu.
her gün yaptığım eylem. bunun bir adım ilerisi basmadan geçtiğiniz çizgileri saymaya çalışmaktır. kafadaki bir sürü düşünceyle bir de bu takıntı birleşince kazaya uğrama riski artıyor. düz çizgiler değil de bir de böyle baklava dilimi şeklinde olan çizgilerden geçmeye çalışmak baya bir dikkat gerektiriyor. takmamak lazım aslında kafaya, yani basınca birşey değişmiyor; ama niyeyse yine devam ediyorum buna
çocukluğunda pek çok kişinin yapmaya çalıştığı eylemdir. büyüdükçe yürünen telaşlı yollar size bütün çocukluk alışkanlıklarınız gibi bunu da unutturur.
bir de sevgili
mabel için : çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi; yiten bu işte...
çok bilmiş (bir kısmı biraz olsun biliyor tabi) arkadaşların hemen obsesif, deli, takıntılı, kompesif ve expensive damgası ile yapanı damgaladıkları eylem. yanlış hatırlamıyorsam jhon steinbeck'in inci isimli hikayesinde afrika kökenli başrol oyuncusunun da buna benzer bir şeyi sırf tanrılar buna kızmasınlar diye yaptığını okumuştum.ben de küçükken bilim-kurgu hayallerle çizgilere basmama gayreti içindeydim. güya çizgiye basınca oradan yer yarılacak, alevler fışkıracak, ben şööyle yukarı doğru kaçacağım (uçacağım) ve istemediğim halde canavarla atışmaya başlayacağım.
o bana
- neden benim sınırlarımı çiğnedinnnnn!...
diye kükreyecek. ben de
+ yapma be bilader, okula geç kalıcam şimdi
diyeceğim. bunu düşünürken ne kadar da komik olduğuna bakıp "eki eki" diye gülüp çizgilerden birine basıp hızlıca koşuyor ve döngünün başlangıç noktasına gidiyorum.
bazen bu hikayelerde değişiklikler iyi oluyo ama hepsinin kendimi eğlendirme amaçlı olduğunun farkına varıyorum.
şöyleyin şimdi. o obsessif ve expensive arkadaş benim dimi, deliyim ben deli.
bir boyutu da çizgilere basarak yürümeye çalışmaktır ki bu eylemi malesef her gün gerçekleştiriyorum.
bir de aynı renkli taşlara ya da aynı şekilli olanlara basmaya çalışmak vardır. hatta bazısı kendine yanma hakkı falan da tanır. üç sefer basınca yanlış kareye baştan başlar saymaya falan.
(bkz:
bizim bir arkadaş vardı)
bunun yanında satrançtaki atın hareketi gibi yürümeyi ekleyince daha da eziyetli oluyor. hem çizgiye basmadan hem de l (büyük l harfi) şeklinde yürümek ya da bunu gözlerle takip etmek yorucu oluyor. bunu yaptığımı farkedince inadına basıp zevk bile alıyorum.
anca
teoman gibi hayal dünyasında yaşayan nevrotik insanın yapabileceği psikolojik bir semptom göstergesi hareket.
ulan düz yol var işte önünde. ne diye çizgilere basmamaya çalışırsın. hayatında eksantrik (bu kelimeyi de ilk defa kullanıyorum, bi anda yanlış mı yazdım tedirginliği yaşadım) bir şeyler mi olsun istiyorsun?
git bi halk pazarına. en ucuzundan iç çamaşırları al ve cem garipoğlu'nu ziyaret et. çocuğun temiz donu kalmamış olabilir. çok istiyorsan dönüşte yine çizgilere basmadan yürüyebilirsin.
obsesif kompulsif davranış bozukluğundan muzdarip insanlarda görülebilecek alışkanlık. ilk başlarda önemsiz gibi gözüken bu davranışlar, sonraları insanın hayatını cehenneme çevirebilir. dikkatli olmak gerekir.
çocukluğa dair bir takıntı. teoman çocukluğuna gönderme yapıyor olabilir, ya da hala basmıyordur, bilmiyorum görmedim.
bazen yolda yürürken yaptığım şey. bunu ilk kez bir filmde görmüştüm. temizlik hastası bir adamdı bunu yapan. filmi izlerken pek dikkatimi çekmemişti. ancak birkaç gün sonra kendimi bunu yaparken buldum. bir anda kendimi "şahane pazar" yarışmasının "boya çukuru" bölümünde yarışan yarışmacı gibi hissettim kendimi.
not: bu arada söyleyeyim herhangi bir psikolojik sorunum yok.
çizgileri henüz boyanmış bir yol üzerinde yürünmesi halinde, kimsenin size tuhaf bakmayacağı eylemdir.
sarhoşken yapılması zor eylem. zira nereye bastığını bilemiyor insan.
izleyenlere, sıcak kum üzerinde seke seke geziyorsunuz izlenimi verir. mal derler, her şey derler valla ühüüü... halbüsü çok zevklidir.