bunu bir örnekle anlatmak istiyorum:
çizgi filmin birinde bir çocuk normal, iyi fakat bir kusuru var çok dağınık. annesi sürekli yakınıyor; odasını toplaması konusunda uyarıyor ama bizimki laf anlamıyor. çocuk da sonra eşyalarını, çöplerini hep yatağının altına atmaya başlıyor.gel zaman git zaman sonra esrarengiz şeyler olmaya başlıyor: sesler, değişikilkler... sonra bir gece çocuk tuvalete gitmek için yatağında doğruluyor. terliklerini giymek için bacaklarını sallandırıyor ve o da ne bir çift el yatağın altından çocuğun bileklerini kavrayıvermiş ve kendi dünyasına çekmiş. eski oyuncaklarının, kokmuş çoraplarının canavara dönüştüğü bir çöp dünyası. haliyle çocuk bundan çok etkileniyor. kurtulmak istiyor. maceralar yaşıyor ve -nasıl bağladıklarını hatırlamıyorum- gerçek dünyaya geri dönebiliyor. ilk yaptığı iş ise yatağının altını temizleyip kırık oyuncaklarını tamir edip, kirlilerini yıkamak oluyor. sonunda da annesinin tam istediği gibi bir çocuğa dönüşüyor.
şimdi benim bu çizgi filmden çıkardığım çook önemli dersler var:
1. hiçbir şeyi saklamamak
2. dağınıklarımı yatağımın altına atmamak, direk ortaya saçmak.
rüyada, üstünüzden yılanların döküldüğünü, yattığınız yatakta envai çeşit yılan olduğunu görmek, uzun siyah saçlı biriyle(kim acaba*) jutsu geliştirmek bu duruma örnek olarak gösterilebilir...
azulacozuttuğunda ağlayacaktım be. zira etkilenmek fiilini burada duygusal olarak etkilenmek şeklinde alıyorum , yoksa şu yaşta, tövbe estağfirullah, ne hava bükmesi falan.
final haftasına iki gün kala bir dönemlik babalar gibi matematik sınavı ve analog elektrik sınavına çalışmaya başlayan kişi umudu kesip kendini çizgi filme vermiş ise etkilenmeme olasılığı sıfırdır.
ben--kaç jerry kaç allasen off anne tom jerry i yakalayamadı ya böhüü (zırla)
anne--hareketsiz kalır sadece