bir çok çizgi filmde görülen, genelde mantığa ve fiziğe aykırı olan, çocukların hayata bakış açısına önemli etki eden klişelerdir.
kendisini kovalayan bir şeyden kaçmak için koşmaya başlayan birinin önce bir kaç saniye yerinde sayması gibi.
bi yerden düştüğü zaman ya da ne biliyim üzerine bişey düştüğü zaman ölmesi gereken bilimum canlının bir türlü ölmek bilmemesi her defasında ezilerek ya da kafası şişerek kurtulması. evet çok saçma.
japon çizgi filmlerinde olan başka bir tane olan klişe ise, sinirlenince gözlerin büyümesi ve alnında üç dört tane büyük artı şekline benzer kutucukların çıkması,he bide kafabüyümezse olmaaaaaz
çizgi film karakterinin bir şeyi veya olayı fark edinceye kadar o şeyin olmamasıdır. örneğin üzerine bastığı şey kaybolan bir karakter boşlukta olduğunu fark edene kadar yere düşmez ve hatta koşmaya, yürümeye devam edebilir. ya da elinde dinamit lokumu varsa, kahraman onun yanmakta olduğunu idrak ettikten hemen sonra dinamit patlar.
çok lezzetli görünen biftek, tavuk butları ve peynirler. insanın iştahı açılıyor ama gerçeklerinin boyut orantısızlıkları görülünce hayal kırıklığı oluyor.
anime serilerinde 8-15 yaş arası dünyayı kurtarma potansiyeline sahip çocuk sürüsü. öyle çokturki bunlar adam 15 yaşında ölüler dünyasına gider (shinigami world) dünyayı kurtarır , sizse 20 küsür yaşlarına gelmiş evde sabahtan akşama onu izler anlık olarak kendinizden utanırsınız.
(bkz: fatihin istanbulu fethettiği yaştasın)
üstüne tonlarca ağırlık düşen çizgi film karakterimizin önce kağıt gibi dümdüz olduktan sonra 1-2 saniye içinde tekrar üç boyutlu hale geçebilmesidir. bir diğeri de; yemek kokularının duman duman kahramanımızı bulup, kahramanı kendine doğru uçurarak çekmesidir...
kahramanın koşarken birkaç adımda çabucak ufuk çizgisine dek ulaşması, birine aşık olduğu zaman kalbinin dışarıya doğru fırlayarak atması, kafasına birşey düştüğü ya da vurulduğu zaman başının etrafında yıldız veya kuşların uçuşması...
çizgi film kahramanı eğer bayansa aşık olduğunda ellerini göğüs hizasında kavuşturup, upuzun kirpiklerini kırpıştırması...
deniz altı canlılarının bir orkestra oluşturması, gerçek hayatta insanlara genelde sevimsiz gelen hayvancıkların çizgi filmlerde sevimli görünebilmeleri, domuzların betimlenirken hep saf, aptal, sessiz sakin olmaları..vs.vs...
-güller kırmızıdır menekşeler mavi ve seeen....
diye devam ederdi bugs bunny, kimseye soramazdım küçüklüğüm çakılmasın diye ve ama anlamayıp ne demek istediğini(ne biçim laf şimdi bu diye) çok üzülürdüm. o sebeple belki de hiç sevemedim kendisini.(gereksiz kişise bilgi işte)
uykusu olan ama uyumaması gereken karakterin bardaklarca kahve içmesi, gözleri kürdan vb. maddelerle açık tutma çabaları, bir türlü geçmek bilmeyen ilerlemeyen zaman.