ah evet sevgili arılarım, bir tane daha insani yaralarımızdan birine daha tuz basılmıştır bu başlığı görünce...
çirkine aşık olmak...
şimdi efendim ilk olarak çirkin bir "insan" değilmiş gibi bahsediliyor. böyle çirkin işte, yani bir şey değil, o işte ot, banyoda eskiden oynadığımız sarı oyuncak plastik vicik vicik diye ses çıkaran unutulmuş ördek, televizyonun binlerce kere yere düşmekten harap olmuş dandik kumandası gibi...
neler oluyor peki bize de "çirkine aşık oldum" diyoruz. yani "ıyyy çirkine aşık oldum"
burda hepimiz brad pitt ve angeline çifti olarak mı görüyoruz kendimizi?
görünüşe göre biz artık insanları "iyi anlaştığım - anlaşamadığım - kendisi bomb.k bi heriftir" diye ayıramıyoruz. sanırım yeni insan kategorileri şöyle oluyor sevgili arılar "yanımda güzel durur - eh idare eder - off var s.ksen yanımda dolandıramam bu çirkini!"
hepimiz "beyaz"perdede gördüğümüz, çılgınlarca aşk yaşayan, yatakta muhteşem performanslı kusursuz güzellikteki insanların buram buram amerikan rüyası kokan rüyalarıyla doldurulduk. hepimizin rüyalarını o "güzeller", o "kusursuz" hayaller kapladı...
etrafımızdaki insanları artık o "beyaz"perde statülerine göre görmeye başladık. gözümüzde bir terminatör gözlüğü var böyle insanlara zoom yapıyor, biip biip "çirkin - command: ignore" diyor. sarı saçlı renkli gözlü hoş bir hatun geldiğinde "vaşşş anacıım - command: attack!" diye dijital harflerle gözlüğümüzde yazılar beliriyor.
tiksinç efendim evet tiksinç...
hepimiz güzele yöneliriz. bu bir gerçektir, içgüdüdür. ama artık son zamanlarda bu hayalperestlik derecesine gelen "güzel - çirkin" saçmalığı iyice çirkin bir hale bürünmüştür...
insanı "insan" olarak sevmenin gerçekten de artık vasfı azalmakta sanırım. "her şey bir insanı sevmekle başlar" diyen
sait faik bu dereceye gelen dış görünüş önyargısını görse adaya kendini kapatıp sirozun kendisini bitirmesini beklerdi heralde...
insan kişiliğini sevmeye neler oldu acaba da "çirkin sevmek" diye bir terim çıktı başımıza? bir insanın güzel suratında, koca göğüslerinde, ya da güzel kalçasında mı bulacağız acaba biz aradığımız sevgiyi? sarıldığımızda onlar mı bize güven verecek? canımız sıkkın, içimiz boğuk olduğunda, "dur ya şu güzel kalçayı elleyeyim de geçsin herşey" diyeceğiz?
hani kişilik, uyumluluk gibi artık bakınca eskide kalmış gözüken bence "güzel" olan kavramlara neler oldu? dıştaki "güzellik" onları yendi mi acaba? çalışma masasının üzerine resmi konulmak üzere resmi alınan erkek arkadaşın resmi utanılıp da çekmecede durunca neler oluyor demeden duramıyor ki insan...
o "çirkin" diye tanımladığımız aşık olunan insan için gerçekten çirkin olamaz. sevilen bir insana çirkin denilemez ki. diyorsan da sen ona aşık değilsindir...
bir insanı kalbindeki sevgiye göre tartan insanların sayısı azalmış orası belli. o "dışı güzel" ve aşık olunanlar bizim içimizi ne kadar çirkin hale getirirler, nitekim getirmişler...