tarih boyunca sürekli göç etmek zorunda kalmış sürekli ezilmiş insan topluluğu
kimsenin bilmemesine rağmen iki dünya savaşında da en çok işkence yapılan en çok can kaybı olan topluluklardan biridir
"yetmiş iki buçuk millet" denir ya "buçuk" olan çingenelerdir.. nemrut'un hz.ibrahim'i yakmasına yardım ettikleri için müslüman sayılmadıkları rivayet edilir..en çok ezilen millettir..
sen gel kıta kıta gez dolaş, göç et. renklerinden, geleneklerinden, içgüdülerinden hiçbir şey kaybetme. globalleşme adına asimilasyonun aramızda kol gezdiği şu günlerde çingenelere imrenmeden bakmak mümkün değil.
hindu asıllı göçebe millet. kökleri olmadığı ıçin her zaman dışlanmış ve aşağılanmış halk. dünyanın ilk ırk ayrımı uygulanan topluluğu. bir nevi eski kıta zencisi.
kadıköy meydanda her zaman görebileceğiniz, her türlü pislik ve hayvanlığı görebileceğiniz çamura taş atma üstüne sıçrar mantığıyla kimsenin uğraşmadığı millet. kimseye saygı duymak gibi bir dertleri yoktur dolayısıyla saygı görmeleri beklenmesin.
ayının insanın kardeşi olduğuna inanan kendi tarzlarıyla yaşayan insanlardır. o nedenle ayı vurduklarında ayının karşısına geçip özür dilerlermiş. affetmesi için...
dünya üzerinde aidiyet dediğimiz haltı en saf haliyle özümseyebilmiş tek ruh. bu insanlar yüzyıllardır süregelen sosyal toplum gereklerini ellerini tersiyle itip sadece yaşamaya odaklanmış ve göstermiş oldukları bu cesaretten ötürü naturel biçimde aşağı ırk yerine koyulmuş, her insan gibi seçme hakkı olmadan edindikleri sıfatları dahi "ırk" yerine koyulup dünya çapında bir küfüre dönüştürülmüştür. şimdi bak, çingenenin ırkı yok, adamlar doğuştan sahipsiz, yersiz, yurtsuz olmayı benimsemişler; fakat iki şehir kurup şiddeti adaletle aklayınca geliştiğini sanan, üzerilerine bastıkları toprağın adına daha fazla toprağa sahip olabilmek uğruna "ırk" diye bir şey uyduran sakat kafalı insanoğlu, edimlerini ve söylemlerini meşrulaştırabilmek adına bu kendi halinde insanları rahatsız etmeyi kendisine görev bilmiş, insanın ruhunun genetiğe yenik düşürülebileceği gibi ("bu çingeneler acayip ürüyorlar abi" efsanesi) uyduruk bir ideaya kapılarak her biri kendisinden dahi bağımsız bu insanları sürmek, dağıtmak gibi fuzuli eylemlere girişmiş.
sonra bakıyon, tarihteki tüm savaşlar, işgaller yerleşik düzenleri hedef almış. örneğin; bir şehri yağmalıyon, oradaki yerleşik yapının içine ediyon, yeni bi düzen kurma iddian da var. ya askerlerinle ya da anavatanından getirdiğin bir kısım halkla o ırk olarak addettiğin, seni insan olmaktan hiçbir şekilde uzaklaştırmayan özünü, geleneğini, kültürünü bir şekilde bölgeye hakim kılma zorunluluğu duyuyon. sonra bu insanlar haliyle sevişiyorlar, hibritleşiyorlar. bunu insan oldukları için yapıyorlar, saf genlerini yaymak için değil, zira o saf genler çok değerli olaydı korunan ırk ideası bir şekilde sahiplenilir, krallar, padişahlar "amman genlerim hibritleşmesin" korkusuyla sefere dahi çıkmazdı. herkes kendi memleketinde otururdu. ama işler öyle değil işte. işin içinde fetih arzusu var, zenginlik var, zart var zurt var. bunlar geleneksel dünyada bile ırkın önüne geçebilmiş şeyler. ırk bilinci falan yok yani ortada. sonradan uydurulmuş suni bir bilinç var. onu da öyle bir gecede uydurmadılar. yerleşik düzene, dolayısı ile ırk bilinci denen sosyal dinamikten uzak yaşayan bir kaç safı buldular, onların kültürlerini hedef aldılar. işte çingeneler bu hedef alınan halklardan biri. şimdi amerika her nasılsa ırak'a demokrasi götürüyorsa, çingenelere de insanoğlunun yarattığı medeniyete uyum sağlayamamakla suçlanıp, yine insanoğlunun "medeniyet sevdası"nın yarattığı suç ve adalet sisteminde günah keçisi konumuna getirildiler. içerisinde yaşadığımız medeniyetin gereklerini öyle benimsemiş durumdayız ki bunu fark edemiyoruz.
bu halimiz bana don quijote'un aslında var olmayan yeldeğirmenleriyle girdiği trajikomik düelloyu hatırlatıyor. miguel de cervantes'in nerede doğduğundan, soyundan sopundan hiç bahsetmeyeceğim; ne de olsa hepiniz ezberlerini iyice yapmış, çok kültürlü çocuklarsınız.
çok az bilinir ama göçebe çingenelerde ailesi yapısı anaerkildir. evlenen erkek çingeneler kadının ailesine katılır. kimilerine şaşırtıcı gelen çingene kadınlarının kendine özgü havası aslında bu detaydan ileri gelmektedir.
toplumdan dışlanmışlardır. yabanilikleri bu dışlanma sebebiyledir. çeşitli kesimlerce kandırılmış ve sömürülmüşlerdir senelerce. o kadar ki iyilikle yaklaştığınızda bile bir çıkar ararlar girişimlerinizde. oysa öyle yardımsever ve iyi insanlardır ki çoğu. çok güzel gözleri vardır çingene çocuklarının carmen'i haklı çıkarırcasına! aklı başında kimselerdir ve sizi aralarına aldılar mı arkanızı kollarlar hep! en iyi dostunuzdan daha fazla dost olurlar! çoğu insanın önyargılı davranmasına rağmen, insandırlar her şeyden önce!
neolitik yaşama geçmemiş (iyi ki), böylece ruhen özgür kalmış insan topluluğu. yani "şu toprak benim, aman geri dur" şeklinde bir dertleri yok. bütün dünya onlarındır. katı kuralları olmadığından, kötü olanları gerçekten kötüdür yazık ki.
genelde batılılar gibi ırkçılık huyu olmayan ülkemizde bile ırkçı davranışlara maruz kalırlar.
örnek:
arkadaş: ne yapıyorsun?
ben: çingene müziği dinliyorum.
arkadaş: estafurullah
çingeneler, göçebe toplum sınıfına girer,
göçebe toplumların geçim kaynağı yerleşik düzene bağlı olmadığı için daha çok hayvancılıktır bu yüzden kırsal, dağlık, yayla tipi yerler seçerler,
çingeneler için ise bunun tersine şehir göçebeleri nitelendirilmesi daha doğrudur.
günümüz anarşizmini, tarih boyunca, dünya üzerinde canlı olarak yaşayan halktır.ayrı bir dilleri ve kültürleri olmasına rağmen yaşadıkları her ülkenin kültürünü ve dilini de öğrenip çift kültürlü olarak varlık gösterirler.
kağıt toplarlar, geri dönüşür o kağtlar, faydalı olur. çiçek satarlar, güzellik değil de nedir çiçek? müzik yaparlar, onsuz olmaz. fal bakarlar, hep iyi şeyleri görmemizi sağlarlar. ve her şeyden önce aralarında her millette olduğu gibi her türlü insan vardır, evet kimisi çalabilir bir şeyler ama mecbur olmadıkça yada gereksinimi olmadıkça çalmaz o teneke kutuları. yada bir somun ekmeği. bakın bakalım etrafta avaz avaz bağıran şımarık çocuklara; ilgi çekmek için türlü maymunluklar, yalanlar söyleyenlere.. bir de çingene çocuklarına, hangisi koşulsuzca elinizden tutuyor, size sarılabiliyor? yada siz hangisine daha yakın hissediyorsunuz?
bir rivayete göre de hz. isa'nın çarmıha gerilmesinde kullanılan çivilerin çingeneler tarafından yapıldığı söylenir. hatta ve hatta hz. isa'nın çingenelere bu yüzden, "millet olamayasınız" şeklinde beddua ettiği de söylenir. ne kadar doğrudur bilinmez tabi.
kökleri ,yıllarca sanıldığının aksine, mısırdan değil;kuzey hindistandan gelen,kültürü son derece dirayetli topluluğun türkçe adı.hint ari dillerinden ortak hint lehçesini kullanan bu ırkın dili romanidir ve yüzyıllardır yerleştikleri her coğrafyanın diliyle olan etkileşimlerine rağmen hala mevcuttur.
çingenelerle ilgili ilk belgeye 1416 yılında transilvanya da rastlanmış olsa da, iranlı efsane şair fırdevsinin şehnamesinde 12.000 kişilik luriler kavminin hindistanın kuzeyinden m.s. 420 yıllarında batıya doğru göçünden bahsedilir.hindistandan sonra uğradıkları medeniyet mısır olduğundan cihetle,yıllarca mısır kökenli zannedilmişler ve de bu kanı onların gitane (egypt) olarak adlandırılmalarına yol açmıştır.avrupaya gelişleri kimi tarihçilere göre 11 kimilerine göre 15. yüzyıldır.
günümüzde üç ayrı coğrafyada yoğunlaşan ve üç ana grup tasnifi yapabileceğimiz çingene topluluğu mevcuttur:
1. calderalar:balkanlarda yaşayan ve kendi içinde de grupalara ayrılan güruh(romen,bulgar;türk)
2.gitanelar:iber yarımadası,italya ve fransadaki çingeneler
3.manuchlar:ortaavrupada ikamet edenler(hususiyetle macaristan)
ne ilgiçtir ki tüm bu gruplar gerçek çingenelerin kendileri olduğunu iddia ederler.
çok değil 50 yıl önce,nazi soykırımına maruz kalmış olup,tarihçilere göre 1,5 milyon çingenenin katli vuku bulmuştur.spielberge duyrulur
şu anda takriben 500.000-1 milyon arası çingene avrupada yaşamaktadır ve umumiyetle araba alıp satarak,ayı raksattirerek(çigani) ve çerçi olarak hayatlarını kazanmaktadırlar.
bu genel bilgilerin dışında ülkemizde de ya çok sevilirler ya da hiç hazzedilmezler. yerleşik olarak yaşayan ve kent hayatına uyum sağlayan kesim daha çok trakya bölgesinde yoğunlaşmıştır.(hayrabolu,lüleburgaz,e- dirne,keşan,çorlu).hala birçok kentte göçebe kültürünü yaşatan ve çadırlarda yaşayan önemli sayıda çingene vardır.
bir hocamın anlattığına göre "südra" adı verilen bir grup olarak hindistan da yaşarlarmış.lakin sürekli ezilen,aşağılanan bir topluluk olmuşlar.çünkü günah-sevap,iyi-kötü gibi değerleri yokmuş.islamiyet yayılırken islam ordularının arkasına katılmışlar ve islamiyetin yayıldığı yerlere hindistan ı terkederek gitmişler. mısır üstünden avrupa ve anadolu ya gelmişler.kökenleri hindistanmış.
anadolu da onlara ;çin den geldikleri sanılarak "çingene"denilmiş.
avrupalılar mısır(egypt) üzerinden geldiklerinden dolayı kökenlerini mısır olarak düşünmüşler ve onlara "gipsy"demişler.
onlar ise kendilerine roma(anadolu) üstünden avrupaya yayıldıkları için "roman" demişler.
kıyafetleri(rengarenk ve cıvıl cıvıl) , yaşam tarzları( müzik, dans,oyun...) gibi nedenlerle sık sık bir şekilde aralarından biri olduğunu düşündüğüm topluluk.
(bkz: çingene yüreğim)