çin işkencesi
küçüklüğümden beri savaşlardan nefret eder insanların öldürülmesini anlayamazdim. en çok savaşa gitmiş milletin bir üyesi olarak savaşa kesinlikle karşıydım.
ta ki bir gün yolum batı çin'e düşünceye kadar. yani doğu türkistan.
ilk başlar insanların hayatı normal gibi geldi. evet fakirlerdi ama çinlilerle türkleri ayırt etmekte zorlanıyordum. sonradan bir dostumun söylediğine göre üstü başı düzgün zengin birini görürsem ya çinli ya da çinlileşmiş bir türk olurmuş. fakirlerse de türk. dehşet saatlerine kadar soydaşlarımızın haline üzülsem de içimde çin’e savaş ilan edecek duyguyu hissetmemiştim henüz.
ve o dehşet saatleri hayatımın en uzun saatleriydi.
bir gün şehrin merkezi bir yerine geldiğimizde hummalı bir çalışma gördük. çinli askerler insanlara dipçik vura vura ilerliyor bir yandan da bağırıyordu. meydanı boşalttıktan sonra büyük bir araç geldi. zırhlı olmalıydı. içinden onlarca asker indi, onlarla beraber de çırılçıplak soyulmuş bir adam. her tarafı yara bere içinde saçı kazınmış kupkuru bir adam.
arkadaşım soydaşlarımızı hemen tanıyordu. çin hükümetinin eziyeti altında inim inim inleyen soydaşlarımızdan biri daha idam edilecekti, onlarca asker ve bir zırhlı araçla birlikte.
önce meydanın yüksekçe bir yerine elleri arkadan bağlı bıraktılar. askerler halka oluşturmuşlardı. sonra bir kadın -çinlilerden nefret ettiğim için hepsi iğrenç geliyor ama onlara göre güzeldir herhalde- çırılçıplak olan mahkuma elinde bir kağıtla yaklaşti ve adamı dişiliğiyle tahrik etmeye calıştı. adam yüzünü çeviriyordu ama çinli kadın burada yazmaya edebimin müsade etmediği oyunlar yapıp adamın erkekliğini sertleştirmeye çalışıyordu. yüzlerce insanın önünde olan bu olay sırasında etrafta toplanan çinliler ve askerler gülüyor, mazlum türk halkı ise ağlıyordu.
mahkum en ufak bir eğilim göstermedi . ya çok iradeliydi ya da günlerdir gördüğü çin işkencesi bitkin düşürmüştü.
kadının yüzüne tükürdü.
bunu üzerine kadın adamı topuklu ayakabbısıyla tekmeledi. hıncını alamayıp devam edecekti ama rütbeli olduğu belli olan bir asker geldi ve kadına gitmesini söyledi. sonra asker elindeki şişedeki sıvıyı –ki alkollü içkiymiş- zorla adama içirdi. zorla bir şeyler söyletmeye çalıştı ama başarlı olamadı. tekrar içirdi içkiden ve o koca şişeyi bitirinceye kadar dakikalarca uğraşti. sonra başka bir kadın geldi, ve pis emeline ulaştı. elindeki kağıda aldığı spermleri türklerin olduğu tarafa attı.
bir asker elindeki kovadaki suyu adama boca etti ve ayılttı . önceden hazır olan ve arkadaşımın söylediğine göre o meydandan hiç kaldırılmayan darağacına asıldı. ertesi güne kadar ibret için asılı kalacağını öğrendiğim adamın yanında bir tabela vardı.
ve tabelada şu yazılıydı:
" bu adam müslüman olarak ölmedi! "
editten sonra gelen not: bu olay, yıllar önce gazetede bu olayı anlatan haberlerin çıkması üzerine yazdığım ama gün yüzüne çıkarmadığım, çindeki son olaylardan dolayı hatırlayıp buraya koyduğum gerçekten yola çıkan kurgu bir hikayedir.
vakti zamanında okullardaki uygur türkçesi yasaklanmış, bilmedikleri bir dil zorunlu hale getirilmiş ( çince ), çince eğitim vermeyen öğretmenler atılmıştır. 1990 yılı olması lazım, köylere minibüs şeklindeki arabalarla gelip hijyenik olmayan bir ortamda hamile kadınlara zorla kürtaj yapmışlardır. bunu da köyün muhtarından haber alarak gerçekleştirmişlerdir. köydeki hamile kadınları bize söyleyeceksin, eğer söylemezsen kendi sonunu düşün gibisinden... 6 aylık hamile kadınları bile kürtaj yapmışlardır. uygur türkleri'nden 3.çocuk dünyaya geldi mi, o ailenin evi talan edilir, neredeyse işkenceye kadar gidilirmiş. bir kısmı ise ölüm der, ölesiyle döverlermiş.
bu gibi işkenceler, insansızlıklar, insafsızlıklar uygur türkleri'ni tahrik etmiş, en son olayla ( orada çalışmayın burada çalışın ) patlak vermiştir.
ve hatta 11 eylül'den itibaren abd'nin teröre karşı politika izlemesini örnek alarak, onlar da ( çinliler ) kendilerine rol biçmiş uygur türkleri'ni terörist olarak göstermeye çalışmışlardır.
kime yapıldığı önemli olmayan önemli olanın herkesin yüksek sesle tepki vermesi gerekiği şiddettir, hayvanlıktır, köpekliktir. hükümetimizin henüz ele avuca gelir bir tepki vermemesi ise çok üzücüdür. kaldı ki diğer ülkeler bile gerektiği kadar tepki vermemiştir. yılmaz özdil in bugün ki saçma sapan, konuyu farklı yerlere itmeye çalışan yazısına katılmasamda hükümetin gerekli tepkiyi vermemesi cok yanlıştır. hangi milletin katledildiğinin çok bir önemi yok.. vahşet devam ediyor ve dünya hala seyrediyor.
ayrıca bu olay bize çinlilerin ne kadar kinci ve vahşi olduğunu açıkça gösterdi.. polis korumasında çivili sopalarla uygurlulara saldırmak ta ne demek aşağılıklar... allah cezalarını versin diyelim bizde ne geliyor ki elden..