sözcüğün aslı lisan-i fariside dörtte bir mânâsına gelen çar-yek iken
dilimize galât olarak ceyrek şeklinde geçmiş, bu haliyle meshur olmuş
ve isti'mal edilegelmiştir. bilindiği üzre çar dört, yek de bir'in karşılığıdır
seyhan müzik tarafından piyasaya sürülen ve 2 cd'den oluşan albüm. ezginin günlüğü'nün 25 şarkısı, 25 müzisyen tarafından yorumlanmış ve piyasaya sürülmüş. 15 ytl'den satılan bu albüm açıkçası benim için tam bir hayal kırıklığı.
sezen aksu: 1980: sözleri hüsnü arkan, müziği nadir göktürk'e ait bu parça bence albümün en aceleye gelmiş parçalarından biri. sanki sezen aksu'ya bu parçayı zorla okutmuşlar o da bir sabah daha uyanamadan gelip okumuş gibi. bu eserin düzenlemesini aytuğ yargıç yapmış klasik gitarda erdem sökmen var. ezginin günlüğü'nün genel tarzını yansıtmadığını düşündüğüm bu parçanın türkü barlarda dahi bu kadar ruhsuz bir yorumunu dinlemedim. la majör tonunda icra edilmiş.
candan erçetin: gelmiyorsun: kanımca ezginin günlüğünün en güzel parçalarından biri olan bu eser albümdeki bir diğer facia, gerek düzenleme gerek yorum candan erçetin'e hiç yakışmamış. arka planda kullanılan ritm, melodiyi çalan mandolinle bir türlü uyuşmamış, candan erçetin'de bitse de gitsek şeklinde söylemiş. parça la minör.
feridun düzağaç: mutlu olmak varken: yine elektronik alt yapılı bir parça. feridun düzağaç fa# minörden söylemiş bu parçayı. belki candan erçetin'in düzenlemesi kadar facia olmamış ama yine de bu parça daha ince işçilik hak ediyor diye düşünüyorum.
yavuz bingöl: küçüğüm: söz ve müziği hüsnü arkan'a ait olan bu parçayı, yavuz bingöl hayret verici bir şekilde güzel söylemiş, düzenlemeye uğraşıldığı belli, enstrumanlar akustik çalınmış kolaya kaçılmamış. parça seçimi olarak da yavuz bingöl kendine yakışanı seçmiş. el gibi adlı parçaya yaptığı gibi parçayı yeniden bestelememiş. bunun tonu da mi minör.
barış akarsu: leyla: kendi orkestrasıyla çalıp söylemiş rahmetli, toprağı bol olsun. mi minör.
vokaliz: sardunya: orjinal 3 sesli bir düzenleme olmuş, özellikle finalde karar akoru çok sesli tınlatmaları hoş olmuş.
aşkın nur yengi: aşk bitti: cengiz onural'ın aranjörlüğünü gösterdiği parça olmuş, bossa nova teması üzerine gerçekten cuk diye oturmuş bu parça. cenk erdoğan'ın gitarları ve perküsyon tam anlamıyla bir bütün. çok sevdiğim bir yorumcu olmasına rağmen aşkın nur yengi bu parçada neden bu kadar reverb kullanmış çözemedim. güzel olmuş.
haluk levent: sabah türküsü: daha önce konserlerinde de buna benzer yorumluyordu bu parçayı haluk levent. girmiş, çalmış ve çıkmışlar. rockçıyım asiyim. sol# minör.
levent yüksel: selluka: müzisyen olarak çok beğendiğim levent yüksel bu parçada yine eline aldığı enstrumanları hakkıyla çalmış. hicaz şarkı, tonu la majör.
sabahat akkiraz: gemi: si minör tonunda akustik enstrumanlarla icra edilmiş, temiz çalınmış ve temiz söylenmiş.
gürol ağırbaş: yaprak: bu albümün yüz akı parçalarından biri. zaten sıkı bir basçı olan gürol ağırbaş tamamen ders niteliğinde bir aranjeye imza atmış, bas gitarında kullandığı effect'ler parçaya çok yakışmış ve öyle güzel çalmış ki bas gitarın sadece bir eşlik enstrumanı olmadığını da göstermiş. bu konu için bir de kamil erdem'e bakmakta fayda var. vokalist hatun öyle rahat ve öyle içten söylemiş aynı zamanda aranjeye öyle uyum sağlamış ki defalarca dinlense bıkılmaz. vokallerin adı jehan barbur.
yüksek sadakat: ayrılış: yüksek sadakat orkestra olarak düzenleyip çalmışlar ve söylemişler. abartı kaçmamış ve çok sert olmamış. ilk başta aranje parçayı değiştirmiş gibi geliyor insana fakat bir kaç dinlemeden sonra haluk levent'in şarkısından kat be kat iyi diyorsunuz.
grup gündoğarken: eksik bir şey: gündoğarken ve gürol ağırbaş birlikteliğinden doğmuş bir yorum, zaten gündoğarken kokan bir parça; belli ki hemen özümsemişler ve çalarken eğlenmişler. söyleyen burhan şeşen.
modern folk üçlüsü: düşler sokağı: benim için tam bir hayal kırıklığı olan parça, türkiye'nin çok sesli vokal olayında ilklerinden olan bu efsane grup yapa yapa bunu mu yaptı dediğimdir. evet çok sesli olmuş fakat bir bar programında soliste vokal yapan basçı ve gitarcı kıvamında olmuş. doğan canku olmayınca olmuyor galiba.
mirkelam:istanbul: biraz daha akustik bir alt yapısı olsa daha da güzel olabilirdi bu parça. ehhh işte.
bulutsuzluk özlemi: hükümsüzdür: bu albümde bulutsuzluk özleminin okuması gereken şarkı da zaten buydu. tam tarzlarına uygun bir parça, grup olarak aranjeyi kendileri yapmışlar.
vasiliki: kül vakti: tam anlamıyla şaheser olmuş bir şarkı. bu albümü kurtaran bir kaç parçadan biri, kayıtlar atina'da yapılmış, çalan müzisyenlerin tamamı yunan. süper düzenleme, süper yorum. elin gavuru böyle şeyler yaparken biz haluk levent'e parça okutuyoruz. yaprak ile beraber albümün en iyi iki çalışmasından biri.
fuat saka: hişt: enstrumanların tamamını kendi çalmış ve kendi söylemiş. bir müzik emekçisi olan fuat saka'ya yakışmış. her daim dinlenir.
sonuçta bu albümüm başarısı veya başarısızlığı ezginin günlüğü'nü direk olarak bağlayan bir durum değil, ama şahsi kanaatim bu albümün beklentileri kesinlikle karşılamayan bir albüm olduğu yönünde. özellikle başarıya doymuş yorumcuların bu işi bir angarya olarak görmesi, basit aranjelerle orjinal dokuyu bozan vokallerle süslemeleri açıkça beni rahatsız etti. 25 parçalık bu albümden 5 bilemedin 6 parçayı çıkar geriye koskocaman bir hiç kalıyor. keşke bu albümü popüler olmayan şarkıcı ve gruplar meydana getirseydi de yeni tınılar yeni soundlar keşfetseydik.
vasat olsa da ezginin günlüğü'nün en iyi şarkılarını hatırlatan albüm. en azından ezginin günlüğü şarkılarının farklı formlarda nasıl olacağı merakının cevabı.
bence ezginin günlüğü şarkılarının büyüsünün bozulmasına neden olan albümdür. sadece yavuz bingöl ve barış akarsu'yu başarılı buldum gerisi çok zorlama geldi bana. alırım dinlerim hüsnü bey'den bunun yerine. keşke 25. yılları şerefine kendileri tekrar söyleselerdi şarkılarını.
ezginin günlüğü 'nün 25. sanat yılları adına hasredilerek çıkarılmış ve farklı sanatçıların bir araya gelerek ezginin günlüğü'ne ait 25 şarkılık bir albüm oluşturulmuş. çeyrek elma'nın çeyreği de 25 şarkının 25'ine tekabul ediyor.
şarkılar ve söyleyen şarkıcılar listesi de aşağıda verilmiştir:
albümdeki gelmiyorsun parçasına candan erçetin hiç olmamış.candan erçetin gözümde çok büyük bir sanatçıdır ama kabul edelim şarkının içine sıçmıştır hele o başlarda sesini titretmesi yok mu............
2000 öncesinde kapalıçarşı'da alman markına verilen kısaltma idi. şimdi euro için avro diyen de var yuro diyen de var, çeyrek diyen de var. işler karışıyor bu noktada.
hani ciddi sayılabilecek bir süredir ezginin günlüğü dinleyicisiyim ve koşa koşa gidip hevesle albümün orijinalini kapıp eve gelmiştim. şimdiyse birinci cd'si kayboldu ve ezginin günlüğü'nün 1986'dan beri yaptıkları her albümü minimum 20'şer kez dinlemiş olan ben, cd'nin kaybolduğunu farkettiğim 20 günden beri hiçbir arama çalışmasına girmedim.
ne kadar berbat bir çalışma olduğunun göstergesi benim için budur.
küçüğüm - yavuz bingöl: albümün iyilerinden. keman, piyano ve yavuz bingöl birlikte iyi gitmişler tıpkı sarı gelin'deki gibi.
leyla - barış akarsu: 'ay rock söylemiş katletmiş' ya da 'rahmetli, çok güzel okumuş' dışında hakkında yorum olmasa da bence albümün iş yapan, fena olmayan parçalarından.
sardunya - vokaliz: albümün en başarılı parçalarından, lakin şarkı ezginin günlüğü'nün zannımca en sıradan eserlerinden biri. aynı gruptan bir karaköy'ü ya da bana kalsın'ı dinlemek isterdi deli gönül.
aşk bitti - aşkın nur yengi: daha iyisi olur muymuş, sanki olurmuş ama albümün en kötüsü eleştirilerine de katılamayacağım, hele levent yüksel, bulutsuzluk özlemi ve candan erçetin dururken.
signomi - hüsnü şenlendirici: grubun bir şarkısını seç, enstrümental olarak bu albümde yer alsın deselerdi gözü kapalı seçeceğim signomi'yi klarnetiyle konuşturmuş şenlendirici. albümün en iyi 3-4 eserinden.
sabah - haluk levent: albüm standardında zayıf kalmışsa da haluk levent'in canlı performansının da gerisinde kalmış olması üzücü. maalesef kötü.
selluka - levent yüksel: harika bir şarkı ancak bu denli katletilebilirmiş. levent yüksel, şarkıyı maalesef bir ağıta çevirmiş ve albümün en kötü şarkılarından birine imza atmıştır.
gemi - sabahat akkiraz: sabahat akkiraz'ın açık e - kapalı e sorunsalı dışında gayet güzel yorumladığı, üzerinde çok değişikliğe gidilmemiş, iyi de edilmiş parça.
yaprak - gürol ağırbaş - jehan barbur: gayet başarılı bir düzenleme. albümün en üstlerini zorlamasa da müzikal anlamda, akılda kalıcı bir eser olmuş.
seni düşünmek - sunay akın: güzel düşünülmüş, fena da uygulanmamış bir değişiklikle sunulmuş albümün en şiir tadındaki parçası.
ebruli - yaşar: ebruli'yi sevmem, ezginin günlüğü'nün en abartılan eserlerindendir bence, yaşar'ı daha bi sevmem. fena olmamış ama önyargısız bakamıyorum bu parçaya.
kedim - göksel: genel kanının aksine çok da başarılı bulamadığım bir düzenleme. göksel'in sesi kurtarıyor işte az biraz.
ayrılış - yüksek sadakat: albümün alamet-i farikası, muhteşem bir cover ve harikulade bir yorum. albümün uzak ara en iyi parçası, orijinalini zorlayacak kadar...
eksik bir şey - gündoğarken: kesinlikle başarılı bir düzenleme daha. şarkıya hafiften bir rum müziği havası da verilince, ya da bana öyle gelince, albümün en başarılı 2-3 parçasından biri olduğunu söylemekte bir engel görmüyorum.
düşler sokağı - modern folk üçlüsü: albümün iyilerinden bir parça daha. çok seslilik var, hafiften tsm'ye kaçan bir çalgılar bütünüyle de desteklenmiş. belki biraz hızlandırılması eleştirilebilir ama kesinlikle başarılı.
küçük hanımın şarkısı - feyza erenmemiş: kararsız kaldığım bir eser. feyza erenmemiş ismini görünce çok daha iyisi olabilirdi geçmiyor değil insanın aklından.
istanbul - mirkelam: çok kötü değil, çok iyi de değil ama pop tarzına kayması sebebiyle biraz sırıtıyor albüm içerisinde. yine sardunya için söylediğimi bu şarkı için de söyleyebilirim herhalde. yerine sanki daha güzel gidecek şarkıları vardı grubun.
kül vakti - vasiliki papageorgiou: orijinalinden daha iyi olmuş denmeyi hak edecek kadar iyi bir düzenleme. albümün ayrılış'tan sonraki en iyi parçası.
hişt - fuat saka: gayet güzel ve dinledikçe dinleten bir düzenleme. albümün iyilerinden. fuat saka kendisi için en uygun şarkıyı seçmiş denebilir.
mutlu son - ayşe tütüncü: hani böyle bazı enstrümantal eserler akar gider, siz de şarkı ne ara bitti dersiniz ya, işte öyle bir eser. gayet güzel.