|
|
- "çeviri kadın gibidir; güzeli sadık, sadığı güzel olmaz" sözüyle özetleyebileceğimiz maddeler bütünü.
çeviride öncelikli olarak yapılması gereken, kaynak metnin okunması ve anlaşılmasıdır. buradaki anlaşılma mefhumu, hazırlık sınıflarında öğretmenlerimizin "sözlük kullanmayın, kelimelerin hepsini anlamanıza gerek yok, neyi anlattığını zaten az çok anlarsınız," sözüyle kısıtlanan bir durum değildir. bahsedilen, metnin tam anlamıyla özümsenmesidir. yapılacak çeviri bir film çevirisi ise, çeviriye başlamadan önce film mutlaka izlenmeli, hakkındaki yorumlar okunmalı ve tabiri caizse filmin içine girilmelidir. aynı durum, metinsel çevirilerde de geçerlidir. çevirmen, çevireceği metne hâkim olmazsa, dışarıdan bakarsa, sonunda elde edeceği hedef metin asla ve asla kaynak metnin ruhunu taşımayacaktır.
çeviri hazırlıklarını yaparken, çok çok iyi birkaç sözlük bulundurulmalıdır. elektronik ortamın bizlere sunduğu inanılmaz geniş olanaklardan yararlanılabilir. ancak, internet'in sınırsız içeriğine sonsuz bir güven duyulmamalıdır. birkaç yerden doğrulama yaparak ilerlemeniz en sağlıklı yöntemdir. kullanılacak olan sözlükler, çeviri metninin doğasına uygun olarak seçilmelidir; teknikse teknik sözlük, hukuksa hukuksal sözlük vs. aşağıdaki siteler size çok yardımcı olacaktır:
(bkz: http://www.zargan.com/) - zargan - genel tür-ing ve ing-tür sözlük
(bkz: http://www.seslisozluk.com/) - sesli sözlük - genel tür-ing ve ing-tür sözlük
(bkz: http://www.wordassistant.com/) - word assistant - ağırlıklı olarak teknik çeviri ve bilişim sözlüğü
(bkz: http://www.tbd.org.tr/...) - tbd - türk bilişim derneği'nin bilişim sözlüğü
(bkz: http://idioms.thefreedictionary.com/) - the free dictionary - ingilizce deyimler ve atasözleri sözlüğü
(bkz: http://www.urbandictionary.com/) - urban dictionary - ingilizce argo (sokak ağzı) sözlüğü
(bkz: http://babelfish.altavista.com/) - altavista babelfish - çapraz dil çevirileri
(bkz: http://193.133.140.102/...) - collocation sözlüğü. hangi fiilin hangi yardımcı fiille birlikte kullanıldığını örneklerle açıklayan bir site. phrasal verb'ler için birebir.
ve elbette google. google'ı verimli olarak nasıl kullanacağınızı daha sonra ayrıntılarıyla anlatacağım.
çeviri hazırlıklarınızı tamamladıktan sonra, artık biliyoruz ki kaynak metne tam anlamıyla hâkimsiniz. sözlükleriniz açık, kuşburnu çayınız yanınızda, klasik müzik çalıyor (kesinlikle ve kesinlikle sözlü müzik dinlemeyin); msn, icq, facebook, assbook falan hepsi kapalı... artık çeviriye başlayabiliriz. burada, wordfast, transit, trados gibi yardımcı programları kullanmadığınızı varsayıyorum.
genel
"çeviri yapmaya sondan başlanır" yaklaşımını derhal bırakmanızı öneririm. hattı mudafaa yoktur sathı mudafaa vardır ve o satıh da bütün cümledir. yapmanız gereken, çevireceğiniz cümlenin bütününü anlamaktır. cümleyi parçalamak, üzerinde bir sürü değişiklik yapmanıza ve çevirinizin kalitesinin düşmesine neden olur. cümleyi çok iyi bir şekilde anladığınızdan emin olmalısınız. cümleyi oluşturan her sözcüğün anlamını çok çok iyi bilmelisiniz. çeviri yaparken, en iyi bildiğinizi sandığınız sözcüğü bile yanlış hatırlayabilir ya da unutabilirsiniz. bu nedenle sözlük kullanmaktan erinmeyiniz. zamana karşı çeviri yapılmaz. sizi buna zorlayan olursa, durumu bu şekilde açıklayınız.
cümlenin çevirisi bittiğinde hemen kontrol etmeyin. böyle yaparsanız, "hem çevirdim hem de kontrol ettim" güvencesiyle bir daha metninizi kontrol etmezsiniz. ben biliyorum, böyle oluyor. çeviriyi yaptıktan sonra hemen kontrol ederseniz, yaptığınız çeviri size normal gelecektir. hatanızı görmeme olasılığınız çok yüksektir. cümleyi bir kere okuyup diğer cümleye geçmeniz yeterlidir. çevirinizin, mekanik olmadığını anlamak için, bir gün uyumanız gerekir.
çeviri, bir dil aktarımının yanında bir kültür aktarımıdır. kelimelerin motamot karşılıklarını bulup yerleştirmek değildir. bunu yapan programlar piyasada mevcuttur ancak hiçbir profesyonel bu programları kullanmaz çünkü aslolan insandır. "sadığın güzel olmaması" bu sebeple söylenmiştir. yaptığınız çevirinin, çevirdiğiniz dilin ait olduğu kültüre uygun olması gerekir. ingilizce bir metni, türkçe'ye çevirirken, buradaki kültürü ve söyleniş âdetlerini göz önüne almak durumundasınız. eğer böyle yapmazsanız, çevirinizin çeviri olduğu belli olur. metnin çeviri kokmaması için, doğal ve kendiliğinden görünmesi için, metni yeniden yaratmalısınız. çeviri, anladığınızı başka bir dilde yeniden yazmaktır. "güzelin sadık olmaması" bu sebeple söylenmiştir.
örnek vereyim:
"may you rest in peace alexander wilson" cümlesini çevirelim. tek bir cümle, elbette bize hiçbir zaman bir fikir vermez. bağlam içinde değerlendirilir ama böyle kısa bir örnek vermek için ifadeyi cımbızla çekip çıkardım. bu cümle, bir rahip tarafından bir cenaze töreninde, ölü defnedilirken söyleniyor. cümleyi anladıysak ve bir sorun yoksa o zaman başlayalım çeviriye. amca burada ne diyor? ölen kişinin, öldükten sonra da rahat olması için yapılan dualardan birini yapıyor. güzel. o zaman bu duayı aşağıdaki gibi çevirebiliriz değil mi?
çeviri kokan, motamot çeviri:
"barış içinde dinlen alexander wilson"
bu çeviri, sadakât açısından doğru ancak kavramsal olarak yanlıştır. bu duanın, çevrilen dilin ait olduğu kültürde söylenişini bulmak gerekir. bir de şöyle deneyelim:
mis gibi kokan, harikulâde çeviri:
"huzur içinde yat alexander wilson"
umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. çeviri yaparken, mutlaka ve mutlaka, organik bir cümle yaratmaya çalışın. o cümlenin çevrildiği asla belli olmasın. bunu da, kaynak metne sadık kalmayarak ama özünden ve anlamından da kopmayarak, metni yeniden yazarak yapabilirsiniz. bir örnek da burada verip ayrıntılara geçeyim:
sonet 66 - william shakespeare
tired with all these, for restful death i cry,
as, to behold desert a beggar born,
and needy nothing trimm'd in jollity,
and purest faith unhappily forsworn,
and guilded honour shamefully misplaced,
and maiden virtue rudely strumpeted,
and right perfection wrongfully disgraced,
and strength by limping sway disabled,
and art made tongue-tied by authority,
and folly doctor-like controlling skill,
and simple truth miscall'd simplicity,
and captive good attending captain ill:
tired with all these, from these would i be gone,
save that, to die, i leave my love alone.
66. sone - can yücel çevirisi
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen’e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
teknik metinler (kullanım kılavuzları, bilişim çevirileri)
çevrilmesi en kolay metinlerdir. ürünle veya işlemle ilgili fikir sahibi olmanız yeterlidir. bir televizyonun kullanma kılavuzunu çeviriyorsanız işiniz çok daha kolaydır ancak nasıl çalıştığını hiç bilmediğiniz bir ürünün kullanma kılavuzunu çevirecekseniz (extrusion machine) o zaman bir parça literatür taraması yapmanız gerekir. bilgisayarla ilgili çeviri yaparken de, google'ı kullanmanız yararınıza olur. ingilizce bir terimin türkçe karşılığını arıyorsanız; sözcüğün ingilizcesini google'a yazıp türkçe sayfalarda ara demeniz, size yararlı ama doğruluğu pek de kesin olmayan sonuçlar verecektir. şu âna kadar, bu sözlükleri ve google'ı kullanarak anlamını bulamadığım sözcük bir ya da ikidir. bu işi beş yıldır yaptığımı düşünürseniz, bu oldukça güven verici olmalı. sevin google'ı.
hukukî metinler
ilk yapmaya başladığınızda en zor, yaptıkça gittikçe kolaylaşan ve zaman geçtikçe çevrilmesi en kolay hâle gelen metinlerdir çünkü hukukî bir metinin, bir sözleşmenin, bir kontratın bahsettiği konular üç aşağı beş yukarı aynıdır. kalıpları vardır, onları kullanırsınız. internet'te binlerce örnek sözleşme, noter tasdik belgesi, ticaret sicil gazetesi vs. bulabilirsiniz. eğer ilk kez yapacaksanız, örnek sözleşmeleri incelemeniz çok çok yararınıza olur. aksi takdirde, onlarca kelimeden oluşan bir paragrafı çevirmeniz cidden çok zordur. metni anlamak ve özümsemek de ayrı bir derttir. önerebileceğim tek şey, hangi dile çevirecekseniz, o dille ilgili örnek sözleşmeleri okumanız. internet sitelerinin "terms of use"ları bile bunlara örnektir.
film çevirisi
altyazı çevirmek en zevkli çeviri işidir. incelik kısmı, ifadenizi sınırlı bir yerde aktarmak durumunda kalmanızdadır. söyleyeceğiniz sözleri, iki satırda, en sade, en anlaşılabilir ve karaktere en uygun şekilde aktarmalısınız. karakter derken, filmdeki karakterden bahsediyorum. içkici, çocuğunu döven, yere sümük atan bir adamın söyledikleriyle; bir dükün, bir imparatorun söylemleri birbirine benzememelidir. film çevirisinde, en hayatî nokta, karakterleri konuşturabilmeniz ve yaşatabilmenizdir. çevirdiğiniz cümleyi, kendi içinizden birkaç kere tekrar edin. o karakterin, o sözleri kullanıp kullanmayacağından emin olun. bunun için elbette filmi izlemeniz ve o karakteri tanımanız gerekir. bunun için de, film çevirisi yapan kişilerin, film çözümlemesine yatkın olması bir nebze önemlidir. yayın konusunda herhangi bir kısıtlama yoksa, küfür etmekten çekinmeyin. "mother fucker"--> "kahrolası pislik" değildir; "anası sikik" ya da amiyane tabiriyle orospu çocuğudur. bunlara dikkat edin. man, dude vs. sokak ağzı ifadelerini, türkçe'deki sokak ağzına tam olarak çevirmeye gayret edin. "dostum" kelimesini kullanmayın.
kontrol
yaptığınız çeviri bittikten sonra gidin yatın. asla ve asla hemen kontrol etmeyin. başka işler yapın, taksim'e çıkın, kızılay'a inin, alsancak'ta turlayın ama çeviri dosyasını açmayın. bu sizin nesnel yargılarınızı etkiler. işten sıkılmış olduğunuz için işi bir an önce teslim etme güdünüze yenik düşebilir ve hatalarınızı görmeyebilirsiniz. aradan bir gün geçsin, sakin olun. çevirilerinizi tertemiz bir zihinle kontrol edin. çeviremediğiniz kısmı uydurmayın. kiminle irtibat hâlindeyseniz ona söyleyin. yanlış çevirmek, hiç çevirmemekten çok daha kötüdür.
afiyet olsun.
ukteci: blue danube (20.09.2007 01:08)
"mümkünse bu işle profesyonel olarak uğraşmış birileri doldursun."
- mümkündür.
- çeviri işinin inceliklerini burada saymakla bitiremeyiz. bir dönemde aldığımız kuram dersleri ve 4 yıllık lisans eğitimi bile yetmiyor. her gün yeni bir şey öğreniyoruz. o yüzden bu işin incelikleri ancak içindeyken ve yaparken öğrenilebilir.
- tecrübeden başka bir şey değildir.
- "çeviri şu şekilde yapılır" diye reçete vermemektir.
(koku, 13.12.2007 18:16 ~ 18:17)
- (bkz: çevir kazı yanmasın)
- amatör de olsa bu işle özellikle film çevirisi babında uğraşan biri olarak film çevirisinin incelikleri hakkında bir şeyler karalayabilirim.
film çevirisi hoştur, eğlencelidir, hele bir de tam sevdiğiniz tarzda film üzerindeyseniz tadından yenmez. belki de diğer tüm çevirilerden daha çok insanın yabancı dil hazinesine argo, küfür, deyim, kelime ekleyen, bunları gerçek hayatta nasıl etsem de kullansam diye düşündürten, olup olmadık yerlerde kullanıp insanı madara da edebilen bir yapıya sahip olmakla beraber bazı zaman gelir ki öyle bir deyim veya argo kullanırsınız mother tongue olan kişi kalakalır oracıkta. neyse hemen konumuza dönelim uzatmadan.
öncelikle elinizde doğal olarak çeviri için bir program olması gerekmekte. bunun için subtitle workshop öneririm. kullanması basit, tüm ihtiyaçlarınıza cevap bulabileceğiniz bir programdır. biraz kurcalayıp hemencecik programın kompetanı olabilir, ortamlara çılgınca akabilirsniz.film elinize geçtiği zaman filmi bir defa izlemenizi tavsiye ederim. hiç izlemeden bir filmi duraklatıp duraklatıp izlemek hem sizi sıkar hem de önceden film izleyerek film hakkında bir fikir sahibi olmakla beraber diyalogların aklınızın bir köşesinde kalması sizin açınızdan çok faydalı olacaktır.
ha elimde text var ordan çeviriyorum ben derseniz eğer bunu pek tavsiye etmem. bu yöntem bana hep bir babanın artık büyümüş olan çocuğuna ondan habersiz aldığı, üstelik çocuğun beğenmediği bir elbiseyi alıp zorla giydirmesi gibi gelmiştir. önce filmi izleyin, sonra gerisi kolay.
tarzınızı, üslubunuzu çeviriye yansıtmaktan kaçınmayın. thank you'yu "eyvallah" diye çevirmekten korkmayın. izleyici ne der, ne düşünür şeklinde kasmayın. hiş bir şey olmaz. gene çeviride türkçesi cuk oturan durumlarda argo kullanmaktan kaçınmayın. çok kastıysanız altyazıyı siteye eklerken belirtirsiniz, izleyici ona göre indirir.
çok yorulursanız, dalıyorsanız kaydedip, sonra devam edin. hemen bir örnek örnek vereyim. bu işe gönül vermiş bir arkadaşın *, herhalde çok yorgunluk veya dalgınlık anına denk gelmiş olacak ki, 24'ün ikinci sezonunda odaya giren roger stanton'a roger diye karşılayan david palmer'ın sözünü anlaşıldı * şeklinde çevirmesini hiç unutmam. bunun için dikkat edin, gözünüzden kaçmasın böyle şeyler.
çok sıkıştığınız yerlerde iyi düşünün. motamotu bırakın. mesela lost'un 3. sezon finalinde, sarah'ın jack'i hastane ziyareti sırasında bir diyalogtan bir enstantane, şöyle ki.
jack*: "it's ok, we used to be married." şimdi ilk bakışta "sorun değil, biz eskiden evliydik" gibi gelebilir ama değildir, öyle şey olmaz. "sorun değil, eski karım"'dır bu cümlenin çevirisi. bunun gibi daha bir sürü örnek verilebilir. aklıma geldikçe eklerim.
üyeliğiniz varsa altyazı sitelerinin forumlarını takip edin, faydalı tartışmalar, yeni yöntemler öğrenebilir, bunları uygulamaya koyabilirsiniz.
unutmayın. bu işten para kazanıyor olsanız bile, bir yanından amme hizmetidir. anadolu'nun bir köyünde veya bir beldesinde yollları aylarca kapalı olan, tek hayata bağlanma şekli sadece internet olan, film hastası ve download manyağı bir vatandaşın size bir şekilde ulaşıp attığı "ellerinize sağlık, teşekkürler" mesajı veya hiç haberinizin olmadığı bir hayır duası bu işten binlerce lira kazanmaktan daha değerli olabilir.
- çeviri yapacağınız dilleri bilmeniz gerekir.
- çeviri işinin incelikleri çok incedir. her metin, her konuşma en profesyoneller tarafından bile çevirilemiyor olabilir. bu gibi durumlarda "ulan yıllardır ingilizce çeviri yapıyorum, bu kadar göt olmamıştım" dememeli, suç çevirilecek metnin sahibinde aranmalıdır.
(bkz: http://www.youtube.com/...)
- burada saymakla bitmeyecek kadar çoktur. ama bence en önemlilerinden biri kaynak dilden çok hedef dile hakim olabilmektir. metinde yazılı olanları tercüme edeceğiniz dile uyarlamak, o dilin cümle yapısını, edebi özelliklerini, söz sanatlarını, deyimlerini çok iyi bilmektir. biraz yorum katabilmektir. sadece orada yazılı olanları kelimesi kelimesine tercüme etmek her zaman yeterli değildir. tabi bir de özel yetenek veya bilgi gerektiren konularda tercüme yaparken o alanla ilgili terminolojiyi de bilmek gerekir.
- divxplanet çevirmenleri tarafından da pek güzel anlatılmışlardır:
http://forum.divxplanet.org/...
- bölüm hocaları bile tam olarak anlayamayıp çevirileri yargılamaya ve ölçmeye çalıştıklarından gerçekten de ince olan unsurlardır.
- ödemeleri aksatanlara yapmamaktır.
- "yazılı mı sözlü mü?" diye sormak lazım incelik anlatacak olanlara. ama eğer söylem çözümlemesi, kuram, eleştiri vs. biliyorsanız epey bir şey biliyorsunuz sayılır. yine de çeviri "yapa yapa" öğrenilir şirin okyavuz yener hocanın da dediği gibi.
yazılıyla iligli bir şeyler yazılmış, sözlüye yönelik iki çift laf edeyim:
hiç bilmediğiniz teknik bir toplantıya, hiç hazırlıksız vs. girmeniz gerekebilir. önemli olan suratınızı asmadan, gruba hakim olmaya ve esnek davranmaya çalışarak anlatmanızdır; çevirmeniz değil. sonra her gittiğiniz kurumda uzman sanılmanın keyfini yaşarsınız. benden söylemesi.
- (bkz: kahretsin)
(bkz: kahrolası)
(bkz: lanet olsun)
- iş yeri sahibi için iyi para kazandıran iştir..
(bkz: az para çok iş)
|