belki ilginizi çeker
  1. · çeviri işinin incelikleri
  2. · 386dx
  3. · tokat gibi cevaplar
  4. · çeviri
  5. · pont mirabeau
  6. · stella adler
  7. · edebi türler
  8. · tag editor
  9. · yunanca
  10. · aşk
gündem
  1. · her yerinden öpüyorum rüştü
  2. · yılmaz özdil
  3. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  4. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  5. · ibrahim üzülmez
  6. · google wave
  7. · ugg
  8. · sevişirken uyuyakalmak
  9. · avaturk

çeviri  

 sayfa  / 2
  1. reklama girer korkusuyla adını vermekten çekindiğim, ölümü olan 1986 yılının o meşum haziran gecesinde, cenevre'de bir hastanede can çekiştiğini bilmeden öykülerini ilk kez okuyor olduğum bir yazarı neden bu kadar çok sevdiğim konusuyla açıklayabileceğimi umuyorum bu başlığı ve izin verirseniz şöyle bir tanımda bulunmak istiyorum: bir metni, alındığı dildeki sözcüklerinin yanı sıra anlamlarını da götürüldüğü dilde oluşturmaktır çeviri.

    bu yazarla tanışmama vesile olan doğum günü hediyesine benzer bir şekilde bu yılki doğum günümde aldığım başka bir hediyede ki simurg'un kuşları kadar kitaptan oluşan bir setti bu, yayınevi ankara'da ikamet eden ve her nasılsa bir şiiri hıncal uluç köşelerine ve amazon'u dolaşan seyyah kadınların çektikleri video yanı kitaplarına malzeme olduktan sonra ünleniveren bu yazarın artık kendi işlerinden geçtim, seçtiği kitapları bile pazarlayan bir anlayışa sahiplerdi ve söylemeden geçemeyeceğim, çok ama çok özensizlerdi; hayır, bunu çeviri için söylemedim, henüz söylemedim, şimdilik kitaplara gösterilebilecek özenden söz ediyorum.

    oysa ben onu fatih özgüven, münir göle, tomris uyar çevirileriyle okumaya alışkındım, reklama girerse girsin. simurglardan birini seçki dışına çıkıp kendisine ait metinlerden oluşturduklarında bu yayınevinin tecimsever sahipleri, anladım ki ben bu yazarı eğer ilkin bu yayınevinden çıkmış bir kitabı aracılığıyla tanısaydım, hayatımda böyle bir yazar da olmayacaktı, birçokları gibi ilk on sayfasında pencereden atılmış kitapların uzak yazarları kapsamına katılacaktı.

    bu kadar önemli bu başlık.
    (muzevir, 14.01.2005 11:32)
  2. kaynak dilden erek dile metnin aktarılması sürecidir. skopos kavramı işin içine girdiğinde çevirinin yönü belirlenmiş olur. kaynak metne mi sadık kalınacak, erek metin odakli bir çeviri mi yapılacak, çeviri işini çevirmene veren kişinin özel talepleri ve metnin hangi kitle için hazırlandığı gibi bütün detaylar ve daha fazlası çeviride skopos kavramının önemini gösterir.
    (pseudonym, 19.04.2006 00:34)
  3. kemal tahir'in parasız kaldığı zamanlarda f. m. ikinci adıyla çevirdiği polisiye roman dizisi mike hammer'lar çevirinin ne kadar önemli olduğunu anlatır. kemal tahir'in çevirileri orijinalinden çok daha iyi olmakla suçlanırdı, hatta aziz nesin anılarında türkiyedeki mayk hammer serisinin orijinalinden fazla sayıda olduğunu söyler.
    (libertar, 19.04.2006 00:42 ~ 14.09.2007 01:13)
  4. sayfa hesabı karakter bazında hesaplanır. word programında araçlar sekmesinde boşluksuz karakter sayısına bakılarak çevirinin uzunluğu belirlenir. standart uygulamada 1000 karakter 1 sayfaya eşittir.
    (pseudonym, 19.04.2006 00:49)
  5. dünya üzerindeki en zor işlerden birisidir.

    öncelikle, yapan kişi büyük bir sorumluluk taşır. kaynak dil ana dili olan kişi kaynak dili okuduğunda ne anlarsa, erek dil anadili olan kişi de erek dili okuduğunda aynı şeyi anlamalıdır. aksi, çevrilen metnin yazarını ekarte ederek metnin yenisini yazmaktır; edebi eserlerde ahlaksızlıktır, ticari metinlerde ise çeviren kişinin başını fena halde ağrıtmaktadır. bu yüzden de yoğun bir araştırma süreci gerektirir.

    asosyalleştiren bir iştir. yapan kişinin, günlerini ve gecelerini bilgisayar veya daktilo başında kilitli kalarak geçirmek zorunda olduğu bir iştir. özellikle para kazanıp hayatı idame ettirmek için yapıldığında, ki bu halde edebi kaygılar güderek yapılamamaktadır çünkü edebi eserlerin çevirisi malesef ülkemizde hayatı idame ettiremeyeceğinden yapan kişileri ticari çevirilere ister istemez yönlendirmektedir, ihtiyacı olan kişi, şirket veya kurumların hiçbir zaman uzun süresi olmadığından uzun mesai saatleri gerektiren bir iştir.

    çok kötü gibi anlattım fakat elbette güzel yönleri de olan bir iştir. en büyük güzelliği, istediğiniz zaman çalışabilir, istediğiniz zaman gezebilir, istediğiniz zaman uyuyabilirsiniz.

    ve eğer içinde "e" harfi kullanmadan yazılmış bir eseri çevirmeye kalkışırsanız, abaniz sikilir *
    (chaghdash, 19.04.2006 01:02 ~ 27.07.2006 03:05)
  6. çeviri hangi dilden yapılıyorsa ona göre bir fiyatı vardır. herkesçe bilinen diller maalesef ki ucuzdur çeviri piyasasında. oysa daha egzotik diller mesela ispanyolca ingilizce'nin 3 katı daha değerlidir.
    (pseudonym, 26.04.2006 01:34)
  7. bu işlerde en salak olay çeviriyi yapan şahsın çeviriyi kendi kültürüne göre şekillendirmesidir.

    mesela samanyolu'ndaki şirinler olayını ele alaım. bu adamlar ekledikleri bir takım sözlerle çocuklara daha sokulucu ve işleyici bir hal aldıklarını zannetseler de aslında sadece eğlence veriyorlar. zira çocuk ilerde "şirin baba cumaya gitti gelecek" sözünü hep hatırlayacak ve ilerde samanyolu'nun amacının aksine cuma namazı ile bilinçaltında dalga geçen bir insan olabilecektir. yani aslında akıllara sokmaya çalıştığı şeye düşman etmektedir. aklı başında olanları da kendisine karşı cepheye sokmaktadır.

    halbuki otur be adam, olduğu gibi çevir. insanlar kimin ne olduğunu olduğu gibi bilsinler, ufku genişlesin, her bilgiye ulaşsın ve insan beyninin o geniş mantığını kullanarak gerekli doğru neyse ona ulaşsın. sana ne be adam..

    bu eleştirdiğim televizyon kanalının sahip olduğa mantığa aynen bazı "ben aydınım, kültürlüyüm, çağdaş modernim. izindeyim, koruyucusuym.." diyen halbuki dedikleriylke alakası olmayan maymunlar da sahip. lise tarih kitaplarını o hergeleler yazdı çünkü. bugün bir yığın boş balon bilgiye sahip sakat güdümlenmiş cahil aydınlar, üniversiteli kültürsüzler ordusu yetişiyorsa bunun da sebebi işte aynen bu mantıktır.

    düzeltme: klavyemin l harfinde arıza var, defalarca düzeltme yapıyorum.
    (hell guardian, 29.08.2006 22:35 ~ 22:39)
  8. melih cevdet anday'ın bizdeki çeviri hakkında düşündüklerinden bir kesit:
    "... bizde çevirinin tanzimat'la başladığını biliyoruz. ama o zaman yapılan şiir çevirileriyle bir yabancı ozanı, deyişi, düşüncesi, biçemi ile bir yabancı ozanı bulmamız olanağı yoktur. sanki o yabancı ozanlar, bizim tanzimat ozanlarının biçemine sığınmış gibidirler. gerçek şiir çevirisi ise bizim kuşakta oluştu. o dönemde, şiir çevirirken, şiir yazmanın tadını duyuyorduk. bunda şiirin özüne değinen bir sorun olduğunu sanıyorum. bence her ozan şiir çevirmelidir zaman zaman; böylece hem kendi geleneğinden kurtulmak, hem de anadili üzerinde düşünmek olanağını bulur."
    (hadapkol, 04.01.2007 23:54)
  9. can yücel kendi çeviri şeklini, anlayışını şu şekilde açıklar:
    " "çeviri kadın gibidir, güzeli sadık olmaz, sadığı güzel" diye bir atasözü var. çoğu atalar gibi, o rus atası da yanılmış. çeviri kadın gibidir, doğru. doğru ama, güzeli sadık olur onun da. sadığı güzel mi olur ille, bakın, orasını bilemiyorum. bu köpeksi kuşkum, belki de, o 'güvenilir', o 'sadık' bellenmiş çevirmenlerin harfî, lafzî, anlamı yakalayacağım derken şiirin tınını kaçıragelmiş olmalarından doğuyor. oysa şiiri şiir eden tınıdır, o gümledi mi, şiir de gümler... muradımı başka bir kolpayla anlatmaya çalışayım! şiir, ('ses' demiyorum, anlamı safdışı kalıyor çünkü) tınılarla zaman içre yaratılmış, patlatılmış bir olaydır. şairirnin bütün öznelliğine karşın, şiirin nesnelliği de burdan ileri gelmektedir. çeviri denen uğraş, söz konusu olayı bir başka dilde yaratmak, yeniden patlatmaktır. 'dakiklik' de tam da bu bağlamda işte devreye girmektedir. 'sadakat' demiyorum, dikkat edin! çevirmen bir taharri memuru veya bir simenon gibi asıl olayın dizeleri arasında kol gezecek, seyirtecek, ayrıntıları kurcalayacak, ipuçlarını yoklayacak, parmak-izlerini toparlayacak, işin çetelesini tuta tuta, olayın künhüne varacak, bütününü, tınını kavrayacak, sonra da onu başka bir dilin (mekânı değil) zamanı içinde yeniden yaratacaktır. benim şiir çevirilerimin altına 'türkçe söyleyen' kaydını düşmemin nedeni budur. sınırı be ki bu dalganın? çeviri bir 'serhad' olduğuna göre, (sınırı değil) amacı 'fetih'dir elbet..."
    (hadapkol, 05.01.2007 00:22)
  10. çeviri bir dile doğrultulmuş en tehlikeli silahlardan birisidir.... şüphesiz her çeviri piyasaya çıktığında elinden çıkan çevirmenin de marifetiyle o dile bir eser kazandırdığı gibi anadil üzerine olumsuz etkilerini de göstermiştir... çeviri okuyup, çeviri cümleleleri ile konuşan, konuştuklarının anlaşılması için önce cümlelerinin yabancı dile tekrar çevirisini, sonra da anadile adam akıllı bir kez daha çevirilmesini gerektiren bir güruh yartatılmıştır... kötü çeviriler okundukça türkçeyi her geçen gün daha anlaşılmaz hale getirmiştir ( misal: ingilizceden pat diye, jıt hızıyla çevirilen ve çocuklara dayatılan harry poter türü kitaplar) ... çevirmenlere sözüm: çevir ama lütfen türçemi de beraberinde devirme... (yazdıklarımı anlamıyorsanız, suçu hemen türkçeyi anlaşılmaz kılanları suçlarım haberiniz olsun)
    (levantine, 05.01.2007 10:42)
  11. hiçbir zaman orijinalinin tadını vermeyeceğine inandığım, ama özel çevirmenler tarafından farklı tatlara ulaşabilecek * , dikkat ve bilginin yanısıra, kulak dolgunluğu ve tecrübe de gerektirdiğini sandığım uğraş..
    (mishkadora, 30.05.2007 13:44)
  12. çeviri aslında mükemmele ulaşma çabasıdır fakat hiçbir zaman ulaşamamaktır.belki çeviri diye bir şey de olmayabilir.sadece anlatmak,anlaşılır kılmak bile olabilir yapılan olay.çünkü mükemmel çeviri diye bir şey asla ve asla olamaz sadece iyi anlaşılabilir bir çeviri olabilir.farzı misal kafkayı çeviriyoruz ya da daha da kasıp edgar allan poe den bir şiir çeviriyoruz.bu şiiri harika çevirmek için poe nin zamanında yaşamış olmak gotik akımdan etkilenmiş olmak,onunla yatıp onunla kalkmak,o şiiri yazmadan önce yediği şeyden yemek lazım ki bunlar bile çok yetersiz olacaktır.eğer poe ölümden bahsediyorsa ve çevirmene göre ölüm çok fena bir şeyse çeviriyi okuyacak kişi de ölümü fena bir şey olarak alacaktır oysa belki poe ölümün ne kadar da muhteşem bir şey olduğundan bahsetmiş olabilir.bunu ondan başkası bilemez
    lakin zor ve zahmetli bir iştir.sabır ister.zeka ister.tabi bunlar edebi çeviri için geçerli olaylardır.
    bir de şöyle bir şey var
    (bkz: sözlü çeviri)
    bunun için hızlı çalışan bir beyin hakim olunmuş iki dil yeterlidir
    (idealar magarasi, 28.08.2007 01:02)
  13. çok büyük bir sorumlulukla ve titizlikle yapılması gereken iş. anlam kayıplarını önleyerek, diller ve kültürler arası farkları iyice gözden geçirip olabildiğince metnin orjinalinden kopmayarak, en düzgün ifadelerle aynı anlamı başka bir dilde verme çabası.
    (nott, 28.10.2007 20:04)
  14. bilgisayarda üç boyutlu çizimler yapmak, render almak, 64 mb ekran kartıyla doom 3 oynamak ve bunlar gibi şeyler bilgisayarı nasıl kasıyorsa, insanların da beynini aynı şekilde kasan iştir.
    (nokia şarzı, 01.11.2007 17:40 ~ 17:43)
  15. (chaghdash, 01.11.2007 17:44)
  16. tercüme/@2302773
    (ageylan, 01.04.2008 05:11)
  17. dünyanın en sıkıcı işi hele bilgisayar terimleri ise...
    (pinokyo, 29.08.2008 16:22)
  18. alman filozofu schlegel in deyimiyle ihanettir. kültür, deneyim ve düşünce aktarımı düzgün yapılamadığında dil çevirisinin yetemediğini yarıda bırakıp ziyan ettiklerimizden anlarız.
    (heidi, 03.09.2008 08:35)
  19. sezgi, genel kültür, çeviri yapılan dillere hakimiyet, bütünü kavrayabilme yeteneğini kullanarak ve tüm bunlara biraz esin katıp, bir metni olduğu dilden bir başka dilde yazma ya da söyleme denemesidir. zor ve bir o kadar da zevklidir.
    (divine spleen, 15.12.2008 23:59)
  20. bir göstergenin göstereni yerine bir başka gösteren koyma, bunu yaparken de gösterilene dokunmama eylemidir.
    (depressive polyanna, 01.01.2009 15:41)
  21. bilim dili türkçe olan bir bölüme mesleki ingilizce dersi koyan zihniyeti kınamamama sebebiyet veren hadise..hazırlık bölümü yok çünkü gerek yok,dersler türkçe..dolayısıyla öğrenciler ingilizce bilmiyolar bilmek zorunda da değildir..bu tiplerden mesleki ingilizce adı altında wealth of nations, the new york times ın kriz makalelerini çevirmeleri bekleniyo..e bu mümkün mü?hayır tabi ki de..bu bölümde okuyan ama yabancı dil fakiri olan kardeşimin çeviri ödevleri de şahsıma kalıyo doğal olarak..bir dönemdir yaptığım çevirilerin haddi hesabı yok..çeviri yaparken bu dersin hocasına içimden saydığım küfürleri gidip yüzüne sölememek için zor tutuyorum kendimi..resmen ingilizceden soğudum,hani öle ahım şahım bir dil bilgim de yoktur amma velakin beni ingilizce bildiğime pişman ettiler..
    (delilergibiözledim, 13.01.2009 14:11 ~ 14:13)
  22. karın ağrısıdır. çeviri bitmeden sizi rahat bırakmaz,rüyalarınıza bile girer. hele edebi bir metinse çevrilecek,çevirmen kimliğinin yanısıra yazar gözüyle etrafa bakmak gerekir,araştırma ve altyapının yürütülmesi de cabası.çeviriye ehemmiyet veriliyorsa,hiç bir zaman evet erek kültürdeki karşılığı tam anlamıyla buldum heyo diye sevinemezsiniz. çoğu çeviride keskin çizgiler yoktur her zaman ihtimaller,daha güzel nasıl aktarılabilir kaygısı mevcuttur.metinde bir bütünlük sağlamak,belirli bir strateji izlemek gerekir. bu arada,çevirmenlerin oluşturduğu bir dil katmanı,son zamanlarda sinema ve çok okunan kitaplar başta olmak üzere her alana nüfus etmiş durumda,çevirmenleri,türkçe düşünmeye,anlatım biçimi kadar anlatılmak istenileni olabildiğince vermeye davet ediyorum. çevirmene bu noktada ,insana yeni kapılar açabilecek bir çok metnin mesajına hassasiyetle bağlılık,hedef kültürü, günümüz şartlarını göz önünde bulundurmak,son derece duyarlı olmak düşüyor.
    (cwen, 07.06.2009 21:51)
  23. bir dilde yazılmış bir eseri başka bir dile aktarmak. kültür farklılıkları önemli bir engel teşkil edebilir çeviri'ye; çünkü kültür, dili ve söylemleri her zaman etkiler, çoğu zaman değiştirir. bir kültüre ait bir söylem, diğer kültüre kelimeleri birebir olacak şekilde aktarılırsa anlam kayması yaratır. bu açıdan zorlu ve uğraş isteyen bir eylemdir çeviri. ayrıca bir çok açıdan ele alınan ve kendi içinde "yeniden yazma" (rewriting) gibi türler yaratandır. yapısalcılık, yapı bozuculuk, postmodernizm, göstergebilim ve antropoloji gibi alanların inceleme konusu olmuştur.
    (kodu mu oturtur, 09.09.2009 00:41 ~ 10.09.2009 02:43)
  24. dünyanın en güzel işi.

    çevirmek sözcüğünü türkçe'ye kazandıran nurullah ataç'tır. ondan önce tercüme denirdi. tam karşılığını veriyor mu? oldukça. mesela bir aktarmak sözcüğünü seçmemişler, o da olabilirdi. bazen de deviri der, büyük çevirmenler yaptıkları işe. tam olarak çevirmenin imkansız olduğunu vurgulamak için.

    çeviri, bir dili değil; yazarın beynini çevirmektir. önceden dil üzerinde çalışmalar yapılırdı, dilbilimin o mekanik çözümlemesi ile. artık her eserin yazarın kendi dilini yansıttığı kabul ediliyor, yani sen bir bakıma onu çeviriyorsun, onun kullandığı dili, kendi diline çeviriyorsun. sözkonusu diller, anadil çatısı altında, kişinin kendi, kişisel dilidir. bir alt-kültür var yani burada.

    evet, dünyanın en güzel işidir. çeviride ustalaşmaya çalışmak, üzerini karalamak, tekrar tekrar çevirmek.

    gönül işidir. parayla pulla zaten ölçülemez.
    (kodu mu oturtur, 19.09.2009 05:39)
  25. " çevirinin bilimi mi olurmuş be! " şeklinde yargılara maruz kalıyor çevirinin bilimi, çeviribilim.

    çeviri, şu gün böyledir! denebilecek bir tanıma sahip değil. kimisine göre duygu ve düşüncelerimizin aktarımı bile bir çeviri sayılırken, kimilerine göre dünya üzerinde çevirisi yapılacak hiçbir metin yok. çeviri derinliklerinde, birçok uzmanlık gerektiren, başlı başına bir eğitim alanı olması gereken ve gerçekten emek isteyen bir uğraş. bir bilim dalı kesin doğrulara sahip olmalıdır tezinden yola çıkarak, çeviribilimi bilim çatısı altında görmeyenleri bir bakımdan haklı bulmamak elde değil. çünkü yazınsal dediğimiz dışavurumsal metinlerde çeviri asla kesin yargılar üzerinden yürütelemeyecektir. bu tür çeviriler daima yoruma mahkum kalmak zorunda. ancak ortada kazanılması gereken bir edim; çeviri edimi var. çevirmenin, üzerinde çalışacağı metni tanıması, amacını kavraması ve metni nasıl bir yol üzerinde, kendince çevirmesi gerektiğini kavraması için belli başlı ölçütlere ihtiyaç var. bu gaye ile bu çatı altında çalışma yapan insanlara biliminsanı demekten çekinmemek gerek.

    çeviri kimi zaman yeniden yaratma, kimi zaman yalnızca aktarma kimi zaman ise sahtekarlık olabilir. yalnız hakkını vermek, şu dünya üzerindeki her olgudan haberdar olmayı ister.
    (fightordie, 24.10.2009 23:22)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil