gün itibarıyla ukrayna'da bulunan çernobil nükleer santralinin doğu reaktöründe, 26 nisan 1986 sabahı olan patlama. patlamanın etkisiyle reaktörün duvarı uçmuş, içerideki radyasyon dışarıya yayılmıştır. yayılan radyasyon milyonlarca canlıyı etkilemiştir. felaketin tek nedeni insan hatasıdır. santral personelinin tehlikeli bir anda reaktörleri ne kadar kısa zamanda durdurabileceklerini hesaplamaları için yaptıkları deneyde reaktörün kontrolünü kaybetmeleri ve reaksiyonun çok hızlı gerçekleşmesi bu sonucu doğurmuştur. tabii burda tehlikeli bir an simülasyonu yerine tehlikeli bir durumu bilerek ve isteyerek kendileri yaratan, grafit çubukları kesen, soğutma sistemini önce hızlandırıp sonra yavaşlatan, alarm sistemini kapatan bilimadamlarını kutlamak gerekiyor.
patlamanın ardından yangın söndürülmüş ve reaktörün üstü önce kum sonra çakıl ve betonla kaplanmıştır. ancak içeride reaksiyonun devam etmesi sebebiyle oluşan ısı betonları çatlatmıştır. gelicek yıllarda ikinci bir patlamanın olabileceği belirtilmektedir.
yıldönümünde bilgisayarlara intenet ortamından her türlü virüsün, trojenin girdiği, bazılarının bilgisayarları yakabilecek, düzeltilemeyecek hasarlar meydana getirdiği korku dolu gün. eskiden, 26 nisan'da bilgisayarınızı açmayın, zira internete de girmeseniz bilgisayarınıza belki 4 ay önce indirdiğiniz küçük boyutlu bir screensaver bile bugüne programlı olup bilgisayarınıza zarar verebilir derdik arkadaşlarımıza, şimdi ise bilgisayarınızın ya da win xp'nin tarihini ileri çekin diyor, acaba p2p olayında hub 'ların durumu nasıl olacak diye merak etmeden de duramamaktayım.
a. cihat baytaş tarafından ısı geçişi, giriş dersi demeden; bıkmadan, usanmadan elli kere anlatılan felaket. tek tavsiyem bu değerli hocadan ders alacak arkadaşlar çernobil demesin.
nükleer enerji ne zaman gündeme gelse hemen bir sivri zekalının ortaya attığı argüman. sanırsın ki nükleer enerji öyle kötü bir şey ki duvarları delip dünyayı sikiyor. yok kardeşim yok. adamlar testlerini normal süresinde zamanında yapsalar olacak birşey değildi. reaktörü kontrolden çıkardılar bir buçuk dakika içinde infilak etti. aradan geçen 20 sene içinde sistemler iyice otomatikleştirildi. geri beslemeler, emniyet switchleri vs. vs. teknikleri, yeni reaktör teknolojileri aldı yürüdü. sen takıl dur orda. "nükleer yapıyosun, patlıyo sonra. bak patladı. bik bik bik!"
nükleer enerjinin temizliği ile doğrudan hiçbir alakası yoktur. neticede siz arabanıza çevre dostu, kurşunsuz benzin doldurup uçurumdan uçarsanız, düştüğünüz yerde bir çevre kirliliği yaratırsınız ama bu sizin benzin tercihinizin sonucu değildir. lakin çarpmanın etkisiyle deponuz delinirse ki olur, ot bok benzin kaplanır. hatta alev alırsa etraftaki canlıları da öldürür. hem de yakarak. çare bisiklet kullanmak diyen de o uçurumdan yuvarlandığında kurtarma ekipleri adamı kurtarırken bisikleti de hurdaya kaldırmazlarsa kirlilik yaratır.
etkilerinin bu dönemde özellikler karadeniz bölgesinde kanserden ölümlerin artmasıyla daha fazla ortaya çıkan facia...
ha, kanserden ölümlerin artmasında, televizyona çıkıp "bu çaylarda birşey yok, bakın ben de içiyorum" diyerek çay içen ve 6 bin ton radrasyonlu çayı toprağa gömdüren yetkililerin payı ne büyüklüktedir bu da merak konusu
28 nisan-2 mayıs 1986 tarihlerinde başta karadeniz olmak üzere trakya'yı da yoğun bir şekilde etkisi altına alan, dünya sağlık örgütü (who)'nün raporlarında 4 bin, greenpeace'te ise felaket yüzünden ölenlerin sayısının 90 bini aştığı yazılan nükleer patlama.
nükleer enerjinin geleceği için çok talihsiz bir olay olmuştur.
birkaç dallama rus yüzünden gerçekleşen bu olay sayesinde rahatlıkla nükleer enerji "tü kaka" ilan ediliyor. biraz daha abartılıp bir de alternatifi olarak rüzgar enerjisi gibi osuruk yakmaktan farklı bir getirisi olmayan enerji türlerini tavsiye etme aymazlığı yapılıyor. tarihin en cehalet dolu sosyal kampanyaları bu felaketin kisvesi altında düzenleniyor.
bilen bilmeyen herkesin konuştuğu, o zamana ait otomasyon sistemi ile şimdiki arasındaki bariz farkları iredelemeyen, nükleer enerji karşıtlarının elindeki tek koz. birkaç sarhoş rusun, manualde yapması gereken, vanaları sırasıyla ve zamanında kapatamamaları nedeniyle, reaktördeki ısının artmış olması sebebiyle patlama olmuş ve çevreyi maalesef etkilemiştir.
halbuki, son 20 yılda yapılan teknik ilerlemeler sayesinde, bu santrallarda hiçbir şekilde insan kontrolüne güvenilmeyip, 2 of 3 redundancy lojiği ile 100% güvenlik sağlanmaktadır.
her ne kadar sovyetlerin acizliği, güçsüzlüğü gibi algılansa da bu felaket sovyetler birliği'nin çöküş döneminde olmasına rağmen 1 hafta boyunca tüm dünyadan gizlenmiştir.
ülkemizde, özellikle karadeniz bölgesinde büyük küçük birçok tehlikenin baş göstermesine ve bu tehlikelerden insanların mağdur olmasına yol açmış* dikkatsizlik kaynaklı nükleer kazadır. nükleer enerji denilince akla hemen 'yıkım' ve 'şiddet'in yerleşmemesi**, enerji üretimi imkanlarından daha fazla yararlanabilmemiz demektir; zira nükleer santrallerin hiçbiri patlamaya programlanmıyor ve seri halde atom bombası üretmiyor.
bugün öğrendiğim üzere şöyle bir senaryoyla meydana gelen felaket..sürekli enerji üretilen bir sürecin gereksinimi olarak normalde esnek bir kurum (bireylerin sürece gerek görülen yerde dahil olma yetkisi) olması gereken santralin aslında basit bir hiyerarşiye dayanması sonucu tersliğin farkına varan kişinin komut alacağı üst düzey yetkiliyi bulamaması üzerine kendi kararını da uygulayamayarak dünyanın anlamsız bir bürokrasi kurbanı olmasına göz yumması..gittikçe organik yapıların hakim olmaya başladığı dünyamızda o zaman böyle bir hatanın yapılabilmiş olması sovyetlerin o zamanki iç yapısıyla bağdaştırılabilir sanırım..ama bunun dışında bir de 'organizasyon yapısı' vardır ki ,böyle hassas bir konuda gerçekten bunlara sebep olabiliyorsa, orada 'kurum kültürü'nü 'milli kültür'den ayırmak lazım geliyor demektir..
tarihteki 17 nükleer santral kazasından biri ve en meşhurudur. bunda elbette ki soğuk savaş atmosferinin de etkisi vardır. lakin sayıya vurduğumuzda da bunun yapılmış en büyük kaza olduğu görülebilir.
ayrıca "çernobil çernobil bilili bilili" diye hala nükleer enerjiye karşı olanlar varmış. öyleymiş. bunlara da gülüp geçmek göt ister. misal bende var bi tane. senelerdir götümle gülüyorum.
sanılanın aksine bu faciadan türkiye de en çok karadeniz bölgesi değil trakya bölgesi etkilenmiştir karadenizdeki yüksek kanser oranın sebebi başka birşeydir ama araştırılmaz nedense çernobil diye geçiştirilir.
nükleer santrallerin ne demek olduğunu bize gösteren olaydır. türkiye'de nasıl yaşandığı ise çok daha acı bir faciadır. türkiye'de bu konudaki yanlış politika 1996 yılından sonra doğan özürlü bebek oranını çok fazla arttırmıştır. özellikle karadeniz bölgesinde kanser vakalarındada inanılmaz ölçüde bir artış olmuştur. buna sebep olanların hatası affedilmeyecek kadar büyüktür.
bu facia aynı zamanda böyle bir facia karşısındaki eylem planının nasıl olması gerektiğine dair başarılı bir uygulamanın gerçekleştirildiği ve pek çok bilginin de elde edildiği bir faciadır. faciaya müdahalede geçmişten gelen ciddi bir tecrübe vardır.