pşevu ethem bey
*, kuvay-ı milliye hareketinin önde gelen isimlerinden biridir. çıkan isyanların bastırılmasında sonsuz çaba ve emeği vardır. zaten mecliste de onun bu emeklerine övgüler yağdırılmış, bizzat atatürk tarafında teşekkür içeren telgraflar gönderilmiştir kendisine.
savaşçıdır. siyasetten ve dalaverelerden anlamaz ve bu durum da onun sonunu hazırlar.
ethem bey'in mecliste nail olduğu iltifat, ona duyulan sempati ve sevgi, ismet paşa tarafından kıskanılacaktır. zira ismet paşa'nın en büyük korkusu, m. kemal'in yanında ikinci isim olarak ethem bey'in anılmasıdır. o makama kendisi layıktır zira ve gereken yapılmalı, ethem bey, bu amaca ulaşmak için tasfiye edilmelidir. bunun için de fazla bir şeye gerek yoktur. siyasi manevralardan anlamayan ethem bey, istenen alana kolaylıkla çekilebilecektir.
senaryo kurulur. buradan sonrasını bir alıntı aracılığıyla anlatalım: "muhtemeldir ki ismet paşa başta olmak üzere mücadelenin rütbeli diğer zevatı çerkes ethem'in bmm genel kurulu'nda coşkuyla karşılanmasına bakıp ürktüler. milletvekilleri tarafından tam bir kahraman gibi karşılanır ve dakikalarca süren alkışların kesilmemesi üzerine utançtan terler ethem. saf dışı edilmesine karar verilmiştir ethem'in. ve manevra ismet paşa'nın sorumluluğundadır. ethem geç fark ettiği oyuna son anda müdahale ederek bir deneme yapar. ama paşa sadece asker değil siyasetçidir de. ansızın maiyetiyle birlikte eskişehir'e gelip doğruca yanına giren ethem'i yatıştırmayı başarır. 'başını kaldırınca beni gördü. bakışlarında hayret ve ürkeklik vardı. ayağa kalktı, şaşırmıştı tereddüt geçirdi, sonra süratli adımlarla bana doğru geldi. yüzündeki şaşkınlığı hemen tebessüme çevirmeyi başardı. iki eliyle ellerimi tuttu, daha sonra ellerini kollarıma doğru çıkardı ve o vaziyette konuşmaya başladı:
-ne vakit teşrif buyuruldu? elleriniz sıcak ve ateşli. doktorunuz seyahatinize nasıl müsaade etti? hastalığınızı hakikaten merak ediyordum. şöyle buyurun.
fakat ethem kararlı görünür ilk başta:
-samimiyetten eser kalmayan müşterek mesaimize son vermeye geldim. niçin böyle yapılıyor, anlayamıyorum. aleyhime gizli-açık birçok tedbirlere başvuruluyor. rica ediyorum, eğer kendinize ait olmasını istediğiniz, fakat açıkça ifade edemediğiniz hususlar varsa bunları işte karşı karşıyayız, cesaretle söyleyin.
arada itiraz eden ismet paşa'yı susturur ethem, sözlerini sürdürür:
-ben sizinle açık ve ciddi konuşuyorum ve böyle olmanızı rica ederek açık ve samimi cevap bekliyorum.
söz ismet paşa'dadır artık:
-allah fesatçıların cezasını versin ethem beyefendi. itimad ediniz ki ben sizin gibi arkadaşlarımın mevcudiyetine güvenerek garp cephesi kumandanlığı'nı aldım. ordu içinde menfi propaganda yapanları teker teker araştıracağım ve cezalandıracağım. ben bu hizmeti beraberce yürüteceğimize samimiyetle inanıyorum. sizin de aynı hisde olduğunuzu çok iyi biliyorum.
böylece teskin olur ve endişelerden büsbütün kurtulmasa da içi ferahlamış olarak eskişehir'den ayrılır ethem.
ama ismet paşa'nın gözünde "hükümlüdür" artık. bmm ordularıyla yunan kuvvetleri arasında sıkıştırılır ethem. mebusların arabuluculuk çabaları yetmez durumu kurtarmaya. ve "hayatının hatasını" yapar ethem, bmm'ye telgraf çeker. o ana kadar kendisinden yana olan milletvekilleri dahil herkes tehdit olarak algılar orada söylediklerini ve meclis'ten ilk defa istediği desteği bulur ismet paşa.ethem hatasını anlar ama iş işten geçmiştir. partı pehlivan'ı silahları ve askerleri batı cephesi kumandanlığına teslimle görevlendirir ve mukadder akıbetine doğru yola çıkmak için uşak'taki yunan kumandanlığına başvurur. siyasi tarihimizin başkaları için de kullanılmış "politik küfür" ünün yafta olarak onun boynuna da takılması gecikmez: hain!
elinin altında hayli maddi kaynak olmasına rağmen yunanlılara teslim olma kararını verdiğinde cebindeki üç-beş kuruş dışında yanına bir şey almadı. ethem'in gurbet günlerinde hayalini kurduğu gelişme enver paşa'nın muzaffer olmasıydı.
onun şehit olduğu haberini aldığında bütün ümidini kaybettiğini söylemeye gerek yok. almanya'dan mısır'a oradan da ürdün'e gidip yerleşti. türkiye'de 150'likler listesindeydi. 1937'de diğerleriyle birlikte ethem de affedildi ve ülkeye dönmesine izin verildi. atatürk'ün ona para ve pasaport gönderttiği söylenir. kardeşleri döndüler. ama o " boynumda hain yaftasıyla mı? asla!" diyerek daveti reddetti:
"ben milletime ve tarihe hain diye tanıtılmış, gıyabında idama mahkûm edilmiş bir adamım. ama hakikatte ben, asgari bana böyle diyenler kadar vatanperverim. ve milli mücadele'de hepsinden kıdemliyim. ben hain olmaya icbar edildim, buna rağmen hain olmadım. şimdi hakikatleri açıkça konuşabilecek miyiz? hepimiz adil ve bitaraf hâkimler önüne çıkabilecek miyiz? haydi bunlar oldu diyelim; ya zihinlere yerleştirilmiş menfur kanaatleri nasıl ıslah edeceğiz. burada gurbette ölürüm, fakat hiç olmazsa günün birinde doğru tarihin hakikatları ele almasını ümit ederek gözıerimi kaparım."
ethem 1948 eylül'ünde amman'da hayata gözlerini yumdu. şeria nehri'nin kenarında mütevazı bir törenle toprağa verildi" (kaynak:
http://www.radikal.com.tr- avni özgürel).
işte böyledir pşevu ethem bey'i hain yapan olayların seyri.
adının önüne "
çerkes" sıfatının konması da ayrı bir sindirme politikasının ürünüdür. mensubu olduğu etnik kimliğe yönelik suçlu hissettirme ve haddini bildirme politikasıdır kastedilen ve yürütülen.