küçükken yakalayıp bacağınaip bağladıktan sonra büyük bir zevkle caddelerde gezintiye çıkardığım böcek. bir köpeğim olmadığı için varolan boşluğu böyle dolduruyordum herhalde çocuk aklıyla.
bir çekirge sürüsünde bazen milyonlarca çekirge bulunabilir ve yüzlerce metrekarelik bir alanı dakikalar içinde talan edebilirler. uzaktan bakıldığında toz bulutu görünümü verirler. geçtikleri yerdeki hayvanlarıda öldürebilmektedirler. ama tabii ki doğanın kanunu gereği bu canlınında yenik düştüğü ve teslim olduğu bir canlı vardır peygamber devesi
yeşil olanı, koyu kahverengi olana göre bir derece kabul edilebilir olan haşerattır. koyu kahverengi olanıyla karşılaşıldığında çok hareketli olduğu ve ciddi anlamda kişinin üzerine zıplama değil direkt uçma eylemini gerçekleştirdiği görüldükten sonra bir an önce odayı terkedip bir böcek ilacı almaya gidilmelidir. üzerine bastıktan sonra da ölmemekte ısrar eden ilginç bir şeydir.
çinlilere ait shi king şarkı kitaplarında hızlı üremeleri ve istilacı olmaları nedeniyle övgüler düzülen ve bu özelliklerinden ötürü çinlilerin kendilerine örnek aldıkları hayvan.
(bkz: çekirge afeti)
tek başlarınayken uysal yaratıklardir. ama sürü halinde hareket ettiklerinde kanatları birbirine deger. bu onlara müthiş bir acı verir. bu acı yüzünden öldürme, yakıp yıkma içgüdüleriyle hareket etmeye başlarlar. sürüsüne denk gelinirse ortamdan uzaklaşma kararı isabet olur.
kulağı dizlerinde bulunan haşerat.geceleri sürekli öten türleri bulunur uyutmamak için yemin etmiş gibidirler.işin ilginç yanı ise sol kulağımı kapattığımda bu sesi duyamayıp açtığımda ise duyabilmemdir.sağ kulağım duymuyor mu yoksa lan.
son derce çirkin hayvandır, hani küçükken falan yine sevimsizler ama göze batmıyorlar. bizim yazlıkta bahçelerde çiçeklere verdiğimiz gübrelerden falan mıdır nedir kocaman kocaman oluyorlar ve o çirkin bacakları gözleri iğrenç gövdeleri daha bir göze batıyor.
bir de insan görünce kaçmıyorlar bu gerizekalı hayvanlara gözlerini size dikip seyrediyorlar, sanki korkutmak istermiş gibi... aslında bir yere kadar başarıyorlar da... yeterince böcek ilacı ile silahlanmadıysanız tırsıp kaçmanız bile mümkün... yok, yanınızda böcek ilacı varsa sinirlenip boca ediyorsunuz üzerine. ondan sonra o meşhur atasözü...
çekirge bu, bir sıçrar, iki sıçrar... üçüncüde yakalanır.
ikamet etmenin çırağanlı gibi salak lakaplardan başka bir şey getirmediği semt. merkeze yakın; ama merkezden bağımsız kimi apartman ve sitelere ev sahipliği yapması burayı güzel kılar.
"çekirgeler kanatlı hayvanlar grubunun birer üyesi ve zıplayan hayvanlar grubu içinde yer alan bir haşere grubudur. çekirgeler sıcak mevsimleri seven canlılardır. düz kanatlı hayvanlardır, kanatları üzerinde pul veya benzeri maddeler yoktur bu sayede çok uzak mesafelere kadar uçarlar. toplam 6 ayakları vardır. arkada bulunan 2 ayağı diğer ayaklarından hem büyük hem de güçlüdür bu ayaklara sıçrama ayağı denir. bizce bıraksın bu ayakları."
bu kopi paste bilginin ışığında (paragrafın son cümlesi okuyucu yorumu) ;
eve girebilen bir hayvandır ve sivrisinek gibi ancak sokunca, kulağnızın dibinde yaylı bir çalgı gibi sesini duyduğunuzda varlığını hissedebileceğiniz küçüklükte bişey değil.
"löp löp" zıplar, antilop gibi. üzerine insektisit kutusunun 3/2 sini boşaltmanız lazım. tespit ettiğim çekirge dozu.
ilacın etkisiyle çırpınırken bakmayın. hatta ölüsünü bırakın orda. bi müddet uğramayın evin o bölümüne. bir gün elektirikli süpürgeyle merasimini yaparsınız nasılsa. cenazeyi fazla bekletince kuruyup bacakları falan kopuyor, çürüme yok kuruma var. kıtır kıtır. hığvv... siz hepsini süpürdüğünüzü sanırken bigün çorabınızın altına yapışmış bacağıyla karşılaşabiliyosunuz. bu da ölü çekirgenin intikamı oluyor.