ilk etapta kulağa kötü de gelse, bir yazar için cezasını doldurmak için parmaklıklar ardında beklemeyi çağrıştırıyor da olsa, hevesli bir okur için ilk adım olmasından dolayı heyecan dolu bir araf.
insanın kendini hapis de ki nazım hikmet gibi hissedip şiirler dolu giriler saçasının geldiği,geçmek,bitmek bilmeyen kahır ve pişmanlıklar dolu anlar...
ayrıca her giri sonrası ekranın üst kısmında beliren ''sayın çaylak, yazarlığınız onaylanana dek girdiğiniz giriler sadece sözlük moderatörlerince görülebilecektir'' uyarısı ile insanı ezik hissettiren,karamsarlığa iten,duygulandıran lanet olası anlardır...
bağırdıktan sonra sesinizin size geri yankılanması gibi birşey, en azından şimdilik böyle hissediyor olmayı ve bu hissin çok uzun ömürlü olmamasını diliyorum.
insanın kendini kaptırıp "vay be ne manyak yazıyorum haa", "yine aştım kendimi oleeeyyy" gibi gaz düşüncelerle klavye patlatırken bi anda kafasına donkk eden ve ulan kimse görmüyo ki dedirterek gözlerinin dolmasına sebep olan durum... ühüüüüü....
yazarlığınız onaylanana kadar moderatörden gelecek mailin yollarını gözlediğiniz, acaba moderatörün başına bişeymi geldi kaç zamandır bana mail atmadı diye sizi düşüncelere sevk eden durum
uzun süredir beklediğim ve beklemekten gına gelen bu süreç içerisinde okuduklarıma baktığımda komik manzaralar karşısında, gerek moderatör ekibi, gerek bu zümrelerin kriterlerine hayıflanmama sebebiyet veren ve birilerine ''yeter lan'' demek istediğini depreştiren durumdur..
farklı bir lezzettir buna bana yaşatan itü sözlük semalarında ve bişeyler katmasa da verdiği hazdır arkasından koştuğum heves..
evet anlatım bozukluğu ya da bilmemezlik değildir o kelimenin müsebbibi yahut cümledeki zikri, zira bir haz da bir hevestir bende ve ben yaşadıklarım içerisinde bir de heves düşkünü olmaksızın, ansızın hasıl olmuş bir arzunun heveslisini yaşamak istemişimdir ücra bir köşede ve şimdi de bu yaşanmışlığın gayesidir tüm bu koşuşturmanın ve istemenin hali..
lisede hazırlık okumak yazar olmadan evvelki versiyonuysa, üniversitede hazırlık öğrencisi olmak yazarlıktan sonraki versiyonudur. kötü hisseder insan. ne kadar süreceğini bilmez ve kurtulmak ister.. hatta bunu okuyan moderatör, ne olur kurtar beni!
an itibariyle yaptığım, kurtulmak istediğim, günden güne içimdeki yazma şevkini kıran meslektir çaylaklık.. terfi almış hali yazarlıktır.. onun da ötesi moderasyon üyeliğidir..
"uzun ince bir yoldayım gidiyorum gündüz gece" tadında uzun mu uzun bir süreç gibi gelen hallerimi özetler çaylaklık. bir ömür gibi bu ne ya? hayır gerçekten çaylakken tıkanıyor beyin denen meret. bari nba'deki gibi bir haz, heyecan katsalardı. hani yılın gelecek vaat eden en iyi çaylağı vs. tadında yapsalar diyorum.
edit ile büdüt : yapsalar değil, yapsanız diyorum. zira sadece çaylak ben ve eziyetten hoşlanan siz yöneticiler olarak biz bizeyiz değil mi?
pırpır uçuşan kelebeklerin yarattığı fırtınalarla bezeli kişiliklerin demir attığı, batan güneşin son ışıklarında okunan kitapların huzurunu yakalama şansı tanıyan müessese.
acabalarla dolu bir dönemdir. 'acaba yazılarımı beğendiler mi?' 'acaba ne zaman alacaklar beni de yanlarına?' diye sürer gider bu. şahsen 1 hafta ömrümden ömür gitti, uykularımda moderatörlerin benimle dalga geçtiklerini, tepemde 'nihahahaha, almayacağız seni lavaşkiriii sözlüğee, çaylak olarak kalacaksıııın' diye bağırdıklarını gördüm, oluk oluk terler aktı dötümden, heyecenla yazar oldum mu diye baktığım zaman çaylak olduğumu gördüğümde ağlamamak için zor tuttum kendimi, yazdım, yazdım, yazdım... ve sonunda, sevinçten ağladım yazar olduğumu görünce, çaylaklık bitti, kabuslar bitti. sözlük ailesinde olmaktan çok mutlu ve mesudum.