1. çay yapmak bir sanattır,bir beceridir. öncelikle acılık ve burukluğun iki ayrı özellik olduğunu belirtmeliyim. çayı çay yapan damakta yarattığı küçük ısırıklardır. yoksa her kırmızı rengi olan sıcak su, çayın yerini tutabilirdi... bu ısırıkların kimyasal tabirine tein adı verilir. ancak damağa hoş gelen teinin de belli bir süre geçerliliği var. canlanması (ki biz buna dem diyoruz) bir süre alan teinin, çayın fazla bekletilmesi halinde tadı acır.
    en uzun süreli lezzetli olarak içilebilen çay semaverde yapılıyor. bunun yanında köz ateşinde yapılan çayında tadına doyum olmaz.
  2. anlatılan olay tamamen gerçektir.
    18 yaşına kadar gelmiş bir arkadaşım(erkek) bir gün çay yapmaya yani demlemeye karar verir ve çaydanlığın altına suyu ve çayı koyar.sonra aval aval üsttekinin ne işe yaradığını anlamaya çalışır,tabiki anlayamaz ve hemen bir kız arkadaşımızı arar..

    r-: ya canım bi şey soracağım,şimdi ben bu çaydanlığın büyük olana su ve çayı koydum ama üstteki ne işe yarıyo anlayabilmiş değilim..
    g: dalga mı geçiyosun!!

    kız arkadaş çat diye telefonu yüzüne kapatır.ama sonradan anlaşılır ki bu erkek arkadaşımız gerçekten çaydanlığın üstünün ne işe yaradığını harbi harbi bilmez imiş..vay halimize..
  3. çay yapmak;standartlarda kaynayan suyla çay yapraklarının demlenme usuludur.ama çayın damakta bıraktığı tad sizin mutluluğunuzla doğru orantılıdır. önemli olan çayı içerken hissettikleriniz ve yanınızda kim olduğudur.duruma göre damakta bıraktığı tad değişiklik gösterir.
  4. kendi aracınızla yolculuk yapıyor,bagajınızda semavere yer veriyor ve çay kriziniz tuttuğu anda aracı uygun bir yere çekip bu fiili gerçekleştirdiğinizde yaptığınız çayı ışığa yöneltip ona bir şaheser gözüyle baktığınızda oldukça fazla haz veren bir durum.