sabahları besinlerden alınan demirin kana ve vücuda yararlı bir şekilde geçmesini engellediğini duyduktan beri fazla sevmeme ve fazla tercih etmeme olayıdır..
zevk meselesi keyif meselesi. babaannem ne kadar sabahları "bütün dünya çay içiyor yawrum!" gibi bir bildiri yayınlasa da içmiyorum kardeşim sevmiyorum zorla mı
bir kere çay içmeye alışmadıktan sonra devamının gelmesidir.çünkü bundan sonra içmeyi deneyeceğiniz her çay içine kaç tane şeker atarsanız atın acı gelecektir.fakat börek vb. yanında yediğiniz şey bitene kadar içilebilir.
türkler* tarafından o kadar çok seviliyor ki çay bağımlısı olmayan bir insan direk neden çay sevmiyorsun diye bir soruyla karşılaşıyor.
- sevmiyorum değil sadece ara sıra canım istiyor.
olabilir tabi. muhtemelen bu insanlar, karşıyaka konak vapur hattında (ya da beşiktaş kadıkoy, neyse işte) çay sigara yapmanın keyfini de bilmezler. rakı balığı bilmezler. eminönü'ne gidip balık ekmek yemek de pek bi şey ifade etmez onlar için. kanlıca'da yoğurt yemek de anlamsızdır. çengelköy'de tarihi çınaraltı kafe'de (süper baba dizisindeki mekan) oturup, güneşin köprünün altından batıp gitmesini seyretmek de saçmalıktır. istinye'de, yeniköy'de deniz denizin nağmelerini dinlemek de vakit kaybıdır. olabilir tabi niye olmasın, zevkler ve rekler tartışılmas... (bkz: hayattan tad almak)
çay zararlı değildir. ilk demlenildiğinde içildiği zaman vücuda vitamin bilem gönderir.önemli olan demliği ateşte kaynatmamak, çayı kaynamış suyla haşlamak ve hemen tüketmektir. içine bir kaç damla limon katmaksa çayın vücutta neden olduğu demir eksikliğinin olmamasını sağlar.
çernobil faciası dönemlerine denk gelen neslin içmediği, içeni dahi sevmediği içecektir.radyasyonlu diye ailelerin çocuklarına çay içirmemesi ,çocuğun çayı haliyle sevmemesine sebeb olmuştur.çay alışkanlık ister ,çayla bir geçmişiniz yoksa tabiki sevmezsiniz ,içmek dahi aklınıza gelmez,sabah kahvaltısında görmeye bile tahammül edemezsiniz.çay içenlere içmeyenler nasıl garip geliyorsa içmeyenlerede içenler aynı derecede garip gelmektedir; ayrıca siz çay sevmediğiniz için heryerde farklı bir gezegen insanı olarak algılanmakta,' yahu!!!nasıl sevmezsin çayı ?'diye, gelen sorular karşısında bunalmaktasınızdır...
çay çok da yararlı bir şey olmadığı için, ufak yaştan beri kahvaltılarda çay yerine süt içiren bir anneniz varsa, çok da uzak olmayacağınız kavramdır. eşek kadar olsa da kahvaltılarda süt içmeye devam eder, ancak keyif ve eşlik için bir bardak sıcak çaya da hayır demez.
çay tiryakisi olanlara saygı duyarken içmemeyi tercih etme durumudur. çay tiryakilerine kahve içirme gibi bir çaba içinde bulunmayanlar bu durumda karşılarındakinden de aynısını beklerler. ancak buna rağmen aynı ekşi yüz ifadesini "aaa sen çay içmiyo musun" serzenişinin hemen yanı başında bulmaları an meselesidir.
çay içince nedense midesi bulanan insanları kapsayabilecek önerme.
şahsen bana öyle oluyor.birde sürekli çay içmek bağımlılık değilde nedir?bir yere gidiyoruz hadi ilk hatta ikinci çayı anladım da, kardeşim 20 dakikada bir çay içilmez ki.
çay sevmeyen biri olarak insanlara anlatmayı çalışıpta anlatamadığım şey. o kadar alışmış ki türk insanı sabahın köründe içmeye bu şeyi;içmeyene uzaylı, yabani ne bileyim tuhaf birşey gözüyle bakıyorlar.