içindeki tein maddesi vasıtasıyla nescafe kadar olmasa da şekersiz içildiğinde insanı açan sıcak içecek...
son bikaç yıla kadar ismi çaykurla anılmaktaydı.
(bkz. doğuş çay)
tadı fincanda çıkan nescafenin aksine ince bardakta olanı makbul olan, okuma ağırlıklı bir bölümde okunuyorsa (bkz: edebiyat) tiryakisi olunmadan mezun olunması halinde, bazı şeylerin (bkz: çalışma) eksik yapıldığının kanıtı sayılabilecek her daim içilesi dost.
nedense hep uzak durduğum bende alışkanlık yaratmamış olan ancak türk toplumunun kültürel bir simgesi olması hasebiyle içenleri gönülden desteklediğim ve fazlasının zarar olduğunu düşündüğüm tavşan kanı içecek
üniversiteye gidecek olan tıfıl insan, tecrübelilerden hep duyduğu gibi çay triyakisi olmayacağını, "ne alakam var lan benim çayla" gibi cümlelerle iddia etse de, sonunda 1 gün içmese aramaya başladığını şaşırarak fark ettiği sıcacık içecek.
insana müthiş bir huzur veren içecek. börektir, kektir, kurabiyedir, her türlü altın günü yiyeceğinin yanında süper gider. içerisine az miktarda seylan çayı koyulursa, lezzeti bir kat daha artar. 2 yudumluk küçük bardaklarda içmek belki çayın sıcak kalmasını sağlayabilir ancak 3 dakikada bir mutfağa gidip gelmek insanın sinirini bozacağından çoğu zaman fincanlar ya da ayda bardak denilen büyük çay bardakları tercih edilir. en güzel çay, annenin koyup önüne getirdiği çaydır. bu çayın insana hissettirdikleri bambaşkadır. bunun haricinde bir de ingilizlerin sömürgelerinden (bkz: hindistan) edindiği çayları paketleyip kendi malıymış gibi bütün dünyaya yutturması gibi bir durum vardır ki oldukça sinir bozucudur.
ayrı bir konu ise bitki çaylarıdır. onlar da pek güzel, faydalı içeceklerdir.
keyifli adam işidir çay. günde 30 bardak içmek değildir onu güzel kılan, birkaç günlük hatta haftalık aralardan sonra keyfine vararak içmektir. lipton'un paketinde bile meymenet olmayan çaylarını plastik bardaklarda bol şekerle içtikten sonra "abi çayı çok seviyom ben yaaa" demek çaya hakarettir.