|
|
- onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan er rütbesi.
- (bkz. çavuşu tokatlamak)
- onbaşının üstü olan askeri rütbe.
bunların kıdemlisi, başı veuzmanı vardır.
- bir de kıdemli kademelisi vardır ki gidebilecekleri en son nokta orasıdır. astsubay sınıfına dahil olan bu ordu mensuplarımız, dünyanın en zorlu sınavlarından geçerek subay sınıfına girme şansına sahiptir.
- ev arkadaşımın lakabı. arkadaşlarına bir askermişçesine emirler vermiş sarhoşken de, sonuc da böyle.
- erbaş olan çavuşlar : askerlik mükellefiyeti altında olanlar.
uzman çavuşlar : askerliğini yapmış sözleşmeli ve ya uzman okullarından mezun olanlar.
astsubay çavuşlar : uzmanlardan çok başarılı olanlardan sınavla seçilenler ile astsubay okullarından mezun olanlar.
her er mutlaka askerliği boyunca bunlardan birini dövmüştür. acaba orduda bu kadar çavuş var mıdır yoksa herkes gelip gidip aynı çavuşu mu döver?
- argoda penisin adı. çavuşu tokatlamak gibi bir deyimlede karşımıza çıkmaktadır.
- sıradan erler den farklı olarak çavuş talimgahlarında eğitim alırlar. acemi birliklerinde eğitim çavuşu olarak görevlendirilip, eğitim astsubayının verdiği talimatlara göre acemi askerlere de eğitim verirler.
rütbesi sağ ve sol kolunda aşağı doğru bakan çift ok şeklindedir.
not : bu adamlar ayrıca bölük komutanlarını gaza getirip -komutanım bu askerler selam vermeyi beceremiyorlar, bundan sonra herkese selam versinler der ve kesin onay alırlar*. ondan sonra acemiliğiniz boyunca sizin gibi askerlik yapan adamlara da selam vermek zorunda kalırsınız.(dlord, 15.11.2005 22:26)
- (bkz: citroen)
- 2 pırpırlı asker olup acemi askerlik döneminde kendilerini komutan gibi tanıtan askerdir.
- ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan erbaştır. kısa dönem askerler yemin töreninden sonra çavuş rütbesine haiz görülürler.
- söz ve müziği hüsnü arkan a ait olan, ezginin günlüğü parçası. istavrit * albümünde 5. parça.
cıgarası sönmüş bir elinde, bakışında sevdalar
cigarası sönmüş bir elinde, içinde bir efkâr
böyle değildin yıllar önce sen, gülüşünü bakışını aldı mı rüzgâr?
böyle değildin yıllar önce sen, gülünü dalını kırdı rüzgâr
çık yollara şarkı söyle, ne hale geldi dünya böyle
unut olanı, ver elini, oyna; ceketini bakışını gülüşünü topla
geriye kalan acınası dünya
yeni bir umut yok bu yerlerde, bırakmadın gittin
yeni bir ışık yok bu yerlerde, güneşimi tükettin
böyle değildin yıllar önce sen, gülüşünü bakışını ceketini al git
çare yok artık soldu bu bahçe, suçunun yükünü kim alır şimdi?
bu ışıksız gün senden kaldı, bu yeşilsiz dal senden kaldı
unut olanı, ver elini, oyna: ceketini bakışını gülüşünü topla
geriye kalan acınası dünya.
- sözlük hakkında benimle aynı düşüncelere sahip olduğum saygı değer yazar
- şapkalı mantar başlığından yönlendirildiğim başlık. alakayı çözemedim. yani aslında çözdüm de çözmüş olmak istemiyorum. çavuş? çavuşu tokatlamak? şapkalı mantar? diyince herşey açıklığa kavuşuyor kavuşmasına da, ben her pizza yediğimde yarrak mi yiyorum arkadaş? bilelim ona göre yemeyelim yani.
- göksel baktagir in kanunuyla renk kattığı harika bir ezginin günlüğü şarkısı.
|