insan gücünün
* limitlerine dayanıldığında ve yapılacak bir şey kalmadığındaki insan hissiyatı.
içine düşülmemesi umut edilen bir durumdur zira içinde bulunulan durumun vehameti mertebesinde insan bünyesini zedeleyici etkisi büyüktür.
çözüm bulamama durumu
atlatılıp üzeirnden zaman geçtikten sonra durumun kaldığı haline memnun bile olunabilir
yani çaresizliğe sevinilebilir
insanın kendini karanlık bi odada eli kolu bağlıymış gibi hissetmesine neden olan durumun adı.
açık denizde, günün tam ortasında, püfür püfür esen teknede, güneşin tam altında saatlerce uyuyakalmanın ardından akşam aynada kırmızının çeşitli tonlarına bakarken hissedilen duygudur çaresizlik
(bkz:
ana rahmine dönme isteği)
(mavio, 26.06.2006 16:26 ~ 16:28)
başka yolu yok denen andır.
yaptıklarınızın doğruluğunu veya yanlışlığını sorgulayamayacak halde olduğunuz andır.
(deulu, 12.08.2006 12:55)
insanın, bir olaya ya da duruma bakış açısını değiştirmesinin vaktidir..
hastasını kurtarmak için elinden geleni yapan doktorun, hastası öldüğünde, ameliyat masası başında hissettiği duygudur.
bir kötü hastalık olarak düşünürsek, reçete: siz
tedavi: (bkz:
çaresizseniz çare sizsiniz)
ya dışındasındır çemberin ya içinde yer alacaksın durumu işte...ama çaresizlik varsa serde nerde durcana bi türlü karar vermez bir yerde durdurulursun...
çaresizlik;
içinde sevdiği birinin olduğu kırmızı bir arabanın arkasından yalpalayarak koşarken, bir yandan da durmaları için yalvaran küçük bir kız çocuğunun, gideni durduramayacağını anladığı zaman kendini yere atıp hıçkıra kıçkıra ağlamasıdır.
içinden çıkılamayan,insanı bombok eden bir acayip duygu.en çok haklı olunduğu halde sessiz sessiz ağlandığı vakit içinde bulunulan durumdur.haklısınızdır.teselliye,ağlamaya hatta üzülmeye ihtiyacınız yoktur.doğru olan kızgın olmaktır.ama olmaz bir türlü.çünkü haklı olmak bir şeyi değiştirmemektedir.terlemiş ellerinizden medet umarak gözyaşlarınızı silmeye çalışırsınız.fayda etmez,yapış yapış olur yüzünüz.pikeyi avuçlarınızda sarar yavaşça dokundurursunuz yaşlarınıza.bu sefer de akmış rimelden siyahlaşır bembeyaz örtü.her şeyi unutup ''hani akmıyodu lan bu rimel'' derken bulursunuz kendinizi.lavaboya gidip yüzünüzü yıkamaya mecalinizde yoktur.ayaklarınız sizi taşımaz diye korkarsınız.sabah olsun bir an önce diye uyumak istersiniz ama güçsüz bedeniniz uykuyu da kabul etmez.içinizden bir şarkı tuttur öyle uzanırsınız yatakta.çaresizsinizdir,sabahı beklersiniz. ''her siyahın bir beyazı gecelerin gündüzü de vardır'',''yüzünü dökme küçük kız,bırak üzülmeyi.''...
her gün ölmektir. kelimenin tam anlamıyla ama.
"çaresiz kaldığın zamanlarda git bir taş ustası bul ve seyret. adam belki yüz kere vurur taşa. ama değil kırmak belki küçük bir çatlak bile oluşturamaz. sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. işte o zaman anlarsın ki, taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir."
-
jacob riis
ömrünün çoğu küçük bir çatlak bile oluşturamayan vuruşlarla geçer. işte tam o zaman yaşarsın çaresizliği... umutsuzluk tüketir seni. sonu gelmeyecekmiş duygusu koca bir taş gibi yuvarlanır yoluna. ayaklanır dolanır, yolda kalırsın. vazgeçer bırakırsın. oysa sadece yüz birinci vuruşa ulaşman beklenir senden. sonuca giden yolda yürümeyi sonuca ulaşmak kadar sevimli görmedikçe, taş ustasının bilgeliğine erişemezsin.
ırak haberlerini okudukça hissettiğim şey. bugün yine 57 kişi öldü. bugün abd temsilciler meclisi ülkeyi üçe bölme kararı aldı.
insana herkesi kurtaramam herşeyi sağlayamam dedirten durum. bir bakıma terbiye yöntemi. elinizden ne kadar az şey geldiğini farkedip susmanızı sağlıyor.
sevdiğin kızı ellerinle bir başkasına teslim etmek...
tam iftar vaktinde herkes işinde ve gücündeyken beşiktaşın ortasında cebinizde vapura binecek kadar bile paranız olmadığından eve gidemiyorsanız, telefon rehberini bir baştan bir başa taradığınızda arayabileceğiniz hiç kimsenin olmadığını gördüğünüzde, o esnada yanınızdaki camiden kulağınıza gelen ezan sesiyle birlikte gidip caminin şadırvanından suyla orucunuzu açıp belirsiz bekleyişinize devam ettiğinizde, ve ne kadar düşünürseniz düşünün o an yapabileceğiniz tek şey aklınıza gelmiyorsa işte o an hissettiğiniz duygudur.
(uncle, 29.09.2007 16:14)
insanın kendi gözünde değerinin düştüğü andır.
reel manada çare yada çarelerin tükenmesi olsa da, hayatın her safhasında tetkik edildiğinde de görüleceği üzere zihinsel sınırların dışı olarak yansır hayata. dolayısıyla çare ya da çaresizlik kişinin sınırlarından başka bir şey değildir aslında.
çaylaklığımın değerlendirilmesini beklerken içine düştüğüm, koca bir belirsizlik doğuran ve yaşanmak istenmeyen durumdur.
acil bir şeyler yapmanız gereken durumda hiçbir şey yapamamanızdır.
(bkz:
eli kolu bağlanmak)
inanılmaz bir aşkın var,
al diyemiyorsun.
sonu olmayan bir gidişten,
gel diyemiyorsun.
içinde aşkın, keşfedilmemiş satırları,
ama bunları kulağına fısıldayamıyorsun.
şarkıların var,
söyleyemiyorsun.
gelemediği gibi, sen de gidemiyorsun.
çaresizsin işte!
ne bekliyordun.
(özlemce, 23.11.2007 23:28 ~ 24.11.2007 13:04)
babası kalp ameliyatındayken
dışarda doktorun çıkmasını bekleyen oğulun düşdüğü durumdur....
arkadaşlarının dalga geçmesinden çok üzülmüş 17 yaşındaki danimarkalı kızın
bekaretimi kime versem acaba diye düşünüp durduğu durumdur...
fenerbahçenin 6. golünden sonra
fatih terim'in saraçoğlundaki durumuyla çok ilintilidir...
kız arkadaşının özel günlerinin gecikmesi durumunda
ne yapacağını bilemeyen üniversiteli gencin yaşadığı durumdur...
allah yardımcıları olusun...
boktan bir durumdur...