ankaranın enyüksekte kurulmuş terleşim yeri.genelde maddi durumu iyi olan kişilerin oturduğu yerdir.
türkiyenin en büyük ilçesi olmanın yanında cumhuriyet tarihinde hiç bir sağ partinin çıkamamasıyla ünlü ankaranın en güzel yeri.
ankara'dan başka
izmir'de de bulunan,
konak ilçesine bağlı bir semt.
edit:
devotee'ye teşekkürler.
(lethe, 06.08.2005 22:01)
izmir versiyonu ilçe değil
konak'a ait bir semt olan yerleşim merkezi. konak meydanı ile montrö & alsancak arasında kalan, bit pazarı, mimar kemalettin gibi çarşılara,
kemeraltı'ndan taşan esnaflara, birçok dersaneye
* mekan olan
semt.
864 rakımlı tepedir.
dün gece itibari ile ankara yokuşunda, cumhurbaşkanlığı için, tek partinin tek adayı olan
abdullah gülün hedef alındığı protestonun yapıldığı yer, sloganlar ise tanıdık.
çanakkaleden sonra düşmanın geçmemesi gereken ikinci bir güzide t.c. toprağı.
ankara ilinin 769.331 nüfuslu ve 203 km2 yüzölçümlü
ilçesidir.
m. yıldırım kadıoğlu
* ilçenin kaymakamıdır.
yakında çift minareli, 1000 kişilik bir camisi olacak semt imiş. vatan'ın haberine göre
necmettin erbakan'ın hayali gerçek oluyormuş.
http://haber.gazetevatan.com/...
falih rıfkı atay ın yazdığı,100 temel eserden biri kabul edilen kitap.
(araftaki, 02.09.2008 07:12 ~ 03.09.2008 14:14)
falih rıfkı atay'ın doğumundan ölümüne kadar atatürk'ün hayatını anlattığı eserdir. kitap gerçekten atatürk'ün bilinmeyen özelliklerini açığa çıkarıyor. son bölümünde kısa kısa hikayeler bulunuyor. okuması çok zevkli bir kitap olmakla birlikte 100 temel eserden biridir. atatürk devrimlerini anlayabilmek için bitirilmesi gereken kitaplardan biridir.
2009 yerel seçimlerinde
chp'li
bülent tanık'ın büyük ihtimalle kazanacağı
ankara ilçesi.
29 mart 2009 yerel seçimlerinde sandıkların çalındığı iddia edilen ilçe.
chp'nin
shrekdeki eşşek'i bile belediye başkan adayı olarak çıkartsa kazanacağı ankara'nın güzel semti.
akpye babayı aldıran ilçem, canım, her şeyim. en azından burayı kaptırmadık. teğet bile geçmedi. arada %35 fark var olm. çok mutluyum.
dikkatle okunursa görülecektir ki, orada mustafa kemal atatürk'ün dehası, daha çok sezgisel niteliği ile belirtilir. sezgi, elbette 'deha'nın bir parçasıdır, ama bilimsiz ise, kişinin büyük olması için yetmez. muhammed peygamberin 'ümmi'liği belki o dönem için geçerli, hatta yararlı idi. gerçekte o da, bildiğini söylemiyor, esinlendiğini anlatmakta direniyordu. mustafa kemal atatürk'ün kişiliğinde ise, 'akılcılık' başlıca yeri tutar. yoksa bunun kaynaklarından biri miydi atay? değilse bile, o öyle sanmış olabilir.
çankaya kitabında atatürk’ün hayatıyla ilgili ilginç anekdotlarla karşılaşırız. kitabın başlarında, yani mustafa kemal’in çocukluk yıllarının anlatıldığı sayfalarda, annesinin ikinci kocasının oğlu süreyya’dan bahsedilir. aralarında hiçbir kan bağı yoktur ama süreyya abisi, küçük mustafa’yı sever ve bir gün ona bir çakı hediye eder. der ki, “güzel bir çocuksun ve ne pahasına olursa olsun bu çakıyla kendini koruyacaksın.”
süreyya böyle bir tehdidin ciddiyetinden haberdar ki, üvey kardeşini hemcinslerine karşı korumak için ona bir çakı hediye ediyor. yani yazılanlardan, türk toplumunun muhafazakar olduğunu düşündüğümüz o yıllarda (sene 1890 civarı olmalı), sübyancılığın küçümsenemeyecek bir tehlike olduğunu anlıyoruz. sübyancılık, oğlancılık, artık adına ne derseniz deyin.
peki bunun sonunu nereye bağlıyoruz… valla ben bir yere bağlamak için yazmadım, çankaya başlığını görünce aklıma geldi. okuyanların gözüne sağlık, ne diyeyim…