tüm gece ve sabaha kadar telefonun çaldığı ana küfretmektir*. içinde olunan ortam sayesinde beklenilen telefona cevap verilemez. telefondaki sesi duyamadığına mı yanarsın yoksa o'nu üzdüğüne mi? ikisine de yan, beter ol, ben telefona cevap veremeyen bir aptalım diye ortalarda dolaş.
gel-git' lerinin en şiddetlisini yaşarken söylenecek sözlerin tükendiğinde, kendine bile izah edemediğin yüreğin düğüm düğüm olmuşken, aslında hiç duymadığın çağrılara kulak tıkamaktır
kafanın içinde bir yerlerde kaybolduğun ve tek nefeslik dermanının kalmadığı anlarda herşeye rağmen kuyruğu dik tutma gayretinin, perişanlığının kimselere farkettirmemek adına yaptığın eylemsizlik hali.
gizli veya tanıyamadığımız numaraları açıp gereksiz vakit kaybetmemize engel olan müthiş buluş. sürekli uygularım ben bunu, bakarım banka numarasına benziyordur, açmam.. eski sevgilidir, hiç açmam, kudursun.. aradığınız bana benim bilinçli tercihim yüzünden ulaşamıyorsunuz... ulan hayatta bu kadar kontrolün bizde olduğu başka bir an var mı???
banyoda olma olasılığınız yüksek ihtimal sonucunda köpük köpük banyodan koşup salona gittiğinizde telefonunuzu elinize aldığınız anda telefonun kapandığını görüp sinir olma olayıdır. o kadar çile o kadar stres boşa gitmiştir. artık sabunlar ve köpükler içerisinde telefona cevap verememekle büyük başarı elde etmişsinizdir. kendinize sinirlenip gerisin geri banyoya dönüp kaldığınız yerden devam edilir.
sanırım akılla izah edilebilecek bir durum değil bu. arayan kişi ister tanıdık biri olsun ister yabancı olsun bir türlü gitmez eliniz "yes" tuşuna. öylece kalakalırsınız. sadece sessize almakla yetinirsiniz çoğu zaman. ama yine de çalmaya devam eder lanet telefon. sessiz de olsa oradadır. sorudur, sorundur, soru işaretidir, cevap bekliyodur.
bazen sadece ekranda yanıp sönen ismi izlemeyi sever insan.
öyle bir şeydir o.
bir süre o duyguyu yaşamak istersin.
bir süre çalar. sonra açmalısın ama. açıp konuşmak lazım.