katlanılma amacının para kazanmak olduğu
işkence [evet, amaç para kazanmak. ben mesleğimi seviyorum o yüzden yapıyorum diyenler varsa kulaklarımı tıkıyorum onlara şimdiden. hala ısrar edenler varsa, mesela, mesleğini çok seven bir makina mühendisine, gidip bir yerlerde gönüllü, ücret almadan çalışmasını tavsiye ediyorum]. işkence, çünkü amaç para kazanmak. mevcut sistemde para kazanmadan da hayatımızı devam ettiremeyeceğimize göre, ismi
çalışmak olan bir bedel ödememiz gerekiyor. hatta ve hatta, okuldan sonraki hayatımızın -okumayanlar için daha çetin şartlar mevcut- neredeyse tamamını çalışarak -bedel ödeyerek- geçiriyoruz da diyebilirim -emeklilik falan demeyin şimdi, giriyi üç sayfa uzatmayın. yani bunu türkiye şartları için söyleyebilirim. özel sektörde çalışanlarımızın çoğu sabah 8 - akşam 6 mesai yapıyor. sonuç olarak, para kazanmak ve bu paranın bir kısmıyla temel ihtiyaçlarımızı -yemek, barınmak, çocukları okutmak falan...- karşıladıktan sonra, kalam kısmını rahat bir biçimde harcayabilmek için çalışıyoruz.
bazıları da uyuşturucu falan satıyorlar mesela. ne bileyim, adam vuruyorlar, çek senet tahsil ediyorlar... bu adamlar da para kazanmak için yapıyorlar her ne yapıyorlarsa -manyak, felsefik seri katilleri bu konunun dışında tutuyorum. zevk için yapmıyorlar. ben kimsenin çok sevdiği, zevk aldığı için uyuşturucu pazarlayabileceğine veya mafya babaları için fedailik yapabileceğine de inanmıyorum. ve şuraya geliyorum: bu adamlar da belli bir bedel ödüyorlar. hayatlarını koyuyorlar ortaya. çünkü birilerini vurarak para kazanıyorsanız, birileri tarafından vurulma olasılığınız da artıyor. ya da uyuşturucu satarak para kazanıyorsanız, polisler veya rakip çeteler tarafından vurulma olasılığınız artıyor. demek istediğim, bu kişiler, ortaya koyduklarının karşılığında da -ortaya koydukları şeyin önemine bağlı olarak- iyi paralar kazanıyorlar. namusuyla, şerefiyla çalışanın yıllarca sahip olamayacağı şeylere, taşaklı bir adamı vurarak veya bir kilo uyuşturucu satarak sahip olabiliyorlar.
şimdi, gelin şerefiyle para kazananla, uyuşturucu satan orusbu çocuğunu basit bir mantıkla karşılaştıralım. uyuşturucu satanın yaptığı iş tehlikeli, silah falan taşıması gerekiyor, polise yakalanmaması gerekiyor. vurulabilir, dövülebilir, hastanelik edilebilir, sakat kalabilir, hapse girebilir, ölebilir. ama iyi de para kazanıyor. üç tane taşaklı iş yapsa, işten elini eteğini çekip memleketine dönecek kadar para yapabilir.
şerefiyle para kazanana gelecek olursak, mesela bir banka memurunun yaptığı iş tehlikesiz. bir banka soygununda vurulma ihtimalini göz ardı edersek, cidden tehlikesiz. ama uzun, yorucu, sıkıcı ve getirisi, uyuşturucu satmaya oranla çok düşük, hatta sıfır. yani, uyuşturucu satışı işinden üç günde kazanılacak para, banka memurluğu ile otuz yılda ancak kazanılabilir dersem çok da işkembeden sallamış olmam.
.........iş..........................iş
......30 yıl....................3 gün
....güvenli..............ölüm tehlikesi!
demem o ki, her iki durumda da ortaya konan şey,
hayat.
okuyanların dikkatini çekmiştir, konunu ahlaki yönüne hiç girmedim. çünkü adam vuranın mı, bir bankada, ayakkabı fabrikasında, gökdelen inşaatında... çalışıp mevcut sistemin gıcırdayan çarkında dişli olanın mı daha ahlaklı olduğuna henüz karar veremedim.
sonuç olarak, çalışıp para kazanmak, her nasıl yaparsak yapalım, hayatımıza maloluyor.