belki ilginizi çeker
  1. · işsizlik
  2. · başarının sırrı
  3. · gitar çalmak
  4. · türkiye nin kalkınması için gerekenler
  5. · masa lambası için en uygun açı
  6. · lise ve üniversite arasındaki farklar
  7. · summer of 2007
  8. · hangimiz daha çok sevdi
  9. · hayat
  10. · laminat
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  3. · günün tek kelimelik özeti
  4. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  5. · okan bayülgen
  6. · bir kadının bilmesi gerekenler
  7. · yaran diyaloglar
  8. · akılcılık
  9. · litvanya milli basketbol takımı

çalışmak  

 sayfa  / 2
  1. öğrenciyseniz, cumartesi sabahları okkalı küfürler savurmanıza sebebiyet veren eylemdir. okurken gerçekleştirilmesi cidden yorucudur. bünyeyi uykusuz bırakır, düzen altüst olur, öğünler aksatılır. ama maaş alındığında hepsi birden unutulur. "heyt alnımın akıylan çalışıyorum ulan" denilir. bu haz dünyada pek az şeyde hissedilir. kişi yararsız olduğu düşüncesinden uzaklaşır ve kendini bir işe yarıyor olarak görür. emeğinin karşılığını da alıyorsa, keyfine diyecek yoktur.
    (marla singer, 03.11.2005 03:41)
  2. bir işe yaramak,kendini geliştirmek,hayatına bir anlam katmak.
    tamam yatmak güzel,ben de çok seviyorum.ama insan olarak varlığımızla övünebilmek,onu taçlandırabilmek için gelişme ihtiyacı duymalıyız.
    ne not için,ne para için,ne karizma için.sadece insan olduğumuzun bilincinde olduğumuz için çalışmalıyız.
    boşverin kalan her şeyi,onlar kendiliğinden gelir.tabi eğer insan olursanız.
    (zagadka, 05.06.2006 23:51)
  3. beraber sevmek sevişmek
    beraber koşmak koşuşmak
    beraber çalmak çalışmak
    istanbul belediyesi çalışıyor
    (kurremkamerruk, 16.02.2007 13:10)
  4. zamanını, emeğini, bilgini, becerilerini satmak. bazı insanlar aç kalmamak için, bazıları okuyabilmek için, bazıları da ihtiyacı olmadığı halde işe yaradığını hissetmek için çalışırlar. ağır sanayide vardiyalı çalışan fabrika işçisi, üst katta klimalı odada bilgisayar başında bütün gün oturarak çalışan büro elemanına imrenir, ama büro elemanına sorsan hayalinde belki arkeolog olmak varken, bütün gün o odada kapalı kalmaktan şikayetçidir. çalışırken sabah erkenden sıcacık yatağından kalkıp, buz gibi havada yollara dökülmek ve işten eve evden işe yaşamaktan bıkarsın, iki ay işsiz kalsan artık bi iş bulsam da, şu evden kendimi bi dışarı atsam diye hayıflanırsın. bekarken gezmek eğlenmek, giyinip süslenmek, ailene geçim derdinde destek olmak için çalışırsın, evlendikten sonra koca eline bakmamak yada artık kendini unutup aileni geçindirmek için. bazen bunalıma sokar çalışmak, yoğun stres, patronların müdürlerin baskısı, iş yetiştirememe veya yanlış yapma korkusu, bazı durumlarda ise bunalıma giren kendini işe verir, herşeyi unutup kafayı dağıtmak için. bazı işler insanın ufkunu geliştirir, çok şey öğretir, çevreni genişletir yeni dünyalar tanırsın. bazıları ise bildiğini bile unutturur, dört duvar arasına sıkışıp kalır, patronunun istediği gibi düşünür, onun istediği gibi giyinirsin, ekmek parası diye diye sonunda kendinin bile tanıyamadığı bir insan haline dönüşürsün.
    velhasılkelam, çalışmak zorundayız işte, bedava yaşamıyoruz bu dünyada. ne hava bedava, ne su bedava.
    (katinanınelindemakası, 04.05.2007 14:39)
  5. ondan kaçanları gidip özellikle gidip bulan, başlarına musallat olan kavram
    (bkz: yiter yav)
    (togisama, 12.07.2007 21:19 ~ 21:19)
  6. bazı insanların yaşamak için yaptıkları eylem, bazıları ise yapmak adına yaşarlar. aradaki dengeyi iyi kurmak lazım..
    (me vale madre, 20.08.2007 13:04 ~ 13:06)
  7. (depresif, 20.08.2007 13:13)
  8. (bakarsinbirigelirelimdekielmayiyer, 20.08.2007 13:16)
  9. (narsil, 10.10.2007 21:58 ~ 21:58)
  10. "çalışmaak.. çalışmaak.. çalışmaak"

    sakıp ağa
    (şiirbaz, 10.10.2007 22:08)
  11. öyle bir olgudur ki çalışırken işsizlik günlerinizi arasınız, (bkz: öğrencilik yılları)
    işsizken de cep delik cepken delik muhabettinden mütevellit çalışmayı istersiniz.
    (slysmk, 10.10.2007 23:07)
  12. eğer sevmediğiniz bir mesleği icra ediyorsanız çoğu zaman tam bir eziyet olabilen eylem.
    (zarpandit, 05.02.2008 11:38)
  13. "çalışmak çok zor" demiş birisi, "çalmak ise ahlaksızlık", "bir de dilenmek var ama, onu da ben yapamam." ve eklemiş, "yaşadığım her günde, sorarım kendime, ben neyle yaşıyorum diye." ya ne cevap verse beğenirsiniz, "derim ki: aşk ile yaşıyorum. bilmem daha ne kadar yaşarım."

    aşk ile yaşıyormuş. ben de buna bir ayağı çukurda, gözü de toprağa bakıyor derim. yaşadığımız çağ çalışarak yaşamak dışında pek bir yol göstermiyor bize. her allah'ın günü gözümüze sokulan ahlaklı, yararlı, başarılı ve uyumlu insan mitinde çalışmak ile yaşamak neredeyse eş anlamlı olmuş.

    çalışmak bu çağın gerçek ve en işlevsel dini olarak inandığımız diğer dinleri çoktan geride bırakmış. kendine ait kitapları da var, peygamberleri de. haftada yaptığımız her saat fazla mesaide hanemize sevap yazdırıyoruz sanki. hacca gider gibi eğitim seminerlerine gidiyor, dönüşte zemzem suyu yerine sertifika getiriyoruz. aylaklıkla, dalgınlıkla, dalgacılıkla geçirdiğimiz her dakika için sol omuzumuzda programlı melek tahtaya bir çentik daha atıyor. kadim kitabeleri inceler gibi bir huşu içinde iş programlarına, süreç çizelgelerine, maliyet analizlerine bakakalıyoruz saatlerce.

    insan, ne zaman doğasına aykırı bir durumun içinde bulsa kendini, bunu rasyonalize etmenin yollarını arar. en rahat yollardan biri de mistik ögeler içeren bir paradigma yaratıp ona bağlamaktır kendini. bugün çalışmayı bu derece kutsal kabul ediyor, gözlüklü, tıknaz bir takım yabancı adamlara tanrı gibi tapmanın eşiğinde yaşıyorsak, bu düzenle başa çıkmanın daha iyi bir yolunu bulamadığımızdandır.
    (tembel, 05.02.2008 12:11 ~ 12:13)
  14. günümüzün en güzel saatlerini, hayatımızın en güzel yıllarını verdiğimiz ve karşılığında
    yaşamımızı sürdürmek için gereken parayı kazandığımız eylemdir.
    (arapbebek, 05.02.2008 12:27)
  15. vakt-i zamanında çalışmanın özgürleştireceği savunulmuş: arbeit macht frei.

    ben yine de sonuna kadar tembellik hakkı'nı savunuyorum.
    (yesilcuppelipenguen, 05.02.2008 12:35)
  16. karşı cins üzerinde çalışmak. etrafında dolanmak, kur yapmak, kendini göstermek falan filan..
    (bkz: iş aramak)
    (carlsoloman, 15.02.2008 17:15)
  17. "çalışmak iyi birşey olsaydı üzerine para vermezlerdi"
    (neva, 16.04.2008 10:20)
  18. değirmeninizin suyu kendiliğinden akmıyorsa yapmak zorunda olduğunuz şeydir.

    evet, çalışmak ve kazanmak lazım. şartlar sizi zorlayıp duruyorsa bir de plan lazım; çünkü yürümek istiyorsanız kesinlikle bir yol çizmeniz gerekecek.

    ve zamanla daha verimli, daha pürüzsüz yollar bulmanız icap edecek.

    çünkü hedefe daha çabuk ulaşıp dinlenmeye (yaşamaya) da fırsat bulmanız için adeta bir fırsat dedektörü gibi davranmak zorunda kalacaksınız. hayatınızın her gününü çalışarak geçirmek zorunda kalmamanın yolunu bulacak kadar akıl sahibisiniz nasıl olsa.
    (juliet, 22.05.2008 15:35 ~ 15:35)
  19. türk halkının ihtiyacı olan tek şeydir.
    (neversaynever, 22.05.2008 20:03)
  20. nasıl yaşamasını gerektiğini bilemeyen birilerinin icadı. sonuç; (bkz: başkaları için yaşamak)
    (heidi, 07.08.2008 11:32)
  21. üretmek ve yaratmak açısından zevkli, sömürülmek ve yönlendirilmek açısından işkence gibi olan eylemdir.
    (arapbebek, 07.08.2008 11:39)
  22. işe yaradığını hissetmektir. ne kadar dışardan sadece başkasına fayda sağlıyormuşsunuz gibi görünse de aslında kendinize yaptığınız iyiliktir.
    (karamelize ekmek, 26.08.2008 01:17)
  23. katlanılma amacının para kazanmak olduğu işkence [evet, amaç para kazanmak. ben mesleğimi seviyorum o yüzden yapıyorum diyenler varsa kulaklarımı tıkıyorum onlara şimdiden. hala ısrar edenler varsa, mesela, mesleğini çok seven bir makina mühendisine, gidip bir yerlerde gönüllü, ücret almadan çalışmasını tavsiye ediyorum]. işkence, çünkü amaç para kazanmak. mevcut sistemde para kazanmadan da hayatımızı devam ettiremeyeceğimize göre, ismi çalışmak olan bir bedel ödememiz gerekiyor. hatta ve hatta, okuldan sonraki hayatımızın -okumayanlar için daha çetin şartlar mevcut- neredeyse tamamını çalışarak -bedel ödeyerek- geçiriyoruz da diyebilirim -emeklilik falan demeyin şimdi, giriyi üç sayfa uzatmayın. yani bunu türkiye şartları için söyleyebilirim. özel sektörde çalışanlarımızın çoğu sabah 8 - akşam 6 mesai yapıyor. sonuç olarak, para kazanmak ve bu paranın bir kısmıyla temel ihtiyaçlarımızı -yemek, barınmak, çocukları okutmak falan...- karşıladıktan sonra, kalam kısmını rahat bir biçimde harcayabilmek için çalışıyoruz.

    bazıları da uyuşturucu falan satıyorlar mesela. ne bileyim, adam vuruyorlar, çek senet tahsil ediyorlar... bu adamlar da para kazanmak için yapıyorlar her ne yapıyorlarsa -manyak, felsefik seri katilleri bu konunun dışında tutuyorum. zevk için yapmıyorlar. ben kimsenin çok sevdiği, zevk aldığı için uyuşturucu pazarlayabileceğine veya mafya babaları için fedailik yapabileceğine de inanmıyorum. ve şuraya geliyorum: bu adamlar da belli bir bedel ödüyorlar. hayatlarını koyuyorlar ortaya. çünkü birilerini vurarak para kazanıyorsanız, birileri tarafından vurulma olasılığınız da artıyor. ya da uyuşturucu satarak para kazanıyorsanız, polisler veya rakip çeteler tarafından vurulma olasılığınız artıyor. demek istediğim, bu kişiler, ortaya koyduklarının karşılığında da -ortaya koydukları şeyin önemine bağlı olarak- iyi paralar kazanıyorlar. namusuyla, şerefiyla çalışanın yıllarca sahip olamayacağı şeylere, taşaklı bir adamı vurarak veya bir kilo uyuşturucu satarak sahip olabiliyorlar.

    şimdi, gelin şerefiyle para kazananla, uyuşturucu satan orusbu çocuğunu basit bir mantıkla karşılaştıralım. uyuşturucu satanın yaptığı iş tehlikeli, silah falan taşıması gerekiyor, polise yakalanmaması gerekiyor. vurulabilir, dövülebilir, hastanelik edilebilir, sakat kalabilir, hapse girebilir, ölebilir. ama iyi de para kazanıyor. üç tane taşaklı iş yapsa, işten elini eteğini çekip memleketine dönecek kadar para yapabilir.

    şerefiyle para kazanana gelecek olursak, mesela bir banka memurunun yaptığı iş tehlikesiz. bir banka soygununda vurulma ihtimalini göz ardı edersek, cidden tehlikesiz. ama uzun, yorucu, sıkıcı ve getirisi, uyuşturucu satmaya oranla çok düşük, hatta sıfır. yani, uyuşturucu satışı işinden üç günde kazanılacak para, banka memurluğu ile otuz yılda ancak kazanılabilir dersem çok da işkembeden sallamış olmam.

    .........iş..........................iş
    ......30 yıl....................3 gün
    ....güvenli..............ölüm tehlikesi!

    demem o ki, her iki durumda da ortaya konan şey, hayat.

    okuyanların dikkatini çekmiştir, konunu ahlaki yönüne hiç girmedim. çünkü adam vuranın mı, bir bankada, ayakkabı fabrikasında, gökdelen inşaatında... çalışıp mevcut sistemin gıcırdayan çarkında dişli olanın mı daha ahlaklı olduğuna henüz karar veremedim.

    sonuç olarak, çalışıp para kazanmak, her nasıl yaparsak yapalım, hayatımıza maloluyor.
    (nokia şarzı, 18.01.2009 00:04 ~ 22:14)
  24. bugünkü iş hayatında geri dönüşü artıdeğer sömürüsü şeklindedir. geri dönmeyişi mi desek yoksa...
    (mezzomorto, 18.01.2009 20:19)
  25. hemen hemen bütünüyle gereksiz görüyorum. isteyen kişi elbette çalışacaktır ölürcesine.. ama aylaklığa övgü düzen milyonlarca kırgın kişinin hayatlarını sürdürebilmek adına günde 13-14 saat çalışmak durumunda bırakılması korkunç bir zalimlikten başka bir şey değildi.

    dünyayı ben yönetiyor olsaydım, zorunlu çalışma saatleri dünya genelinde 5 saatten fazla olamazdı. isteyen elbette günde 15 saat de çalışırdı, ama birinci şıkkı seçenlerin hayatlarını rahat rahat sürdürmeleri için de her türlü kolaylığı sağlardım.

    dünyanın uyumaya ihtiyacı var çünkü.

    dünyanın sarhoş olmaya ve kitap okumaya ihtiyacı var.

    dünyanın çalar saatlerin ne demek olduğunu unutmaya ihtiyacı var.

    dünyanın bir sigur ros şarkısının içinde eriyip gitmesine, dünyanın daha çok sevişmeye, dünyanın daha çok "bütün gün koltukta oturdum" demeye..

    ne kadar acı insanların en fazla 100 yıl sürecek tek kullanılımlık hayatlarını sanayi devrimiyle kendinden geçmiş değersiz bir yaşam uğruna çoğu zaman hiç farkında olmadan tüketip ve hiç iz bırakmadan ve belki de gerçekten tek bir nefes almadan harcamaları..

    boş oturan adamın aklından hastalıklı düşünceler eksik olmaz derler.. ne de güzel demişler.. hele bir de bu adam bir hamakta sallanırken düşünüyorsa bütün bunları, tadına doyum olmaz öylesinin..

    aynalara bakarak uzun uzun, saatler boyunca, ayna üzerine üflediğin sigara dumanlarıyla kararıncaya;

    dünya derinden gelen bir "ahh"la inleyinceye..

    böylece dönsün işte renkler de.
    (geber marla singer, 10.03.2009 01:03)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil