|
|
- akşama kadar evi toplamak için uğraştığınız halde eve gelince sadece masanın üstünde bulunan bir su bardağı yüzünden bir ton azar yemeğe katlanmak zorunda kalırsınız.
- 6 yaşında anahtarı kilitte döndürmeyi beceremiyosanız her akşam komşudan kapıyı açmasını istersiniz.
- *kardeşinizle dışarıya oynamaya çıktığınızda, evden en son çıkmaya özen göstermelisiniz çünkü anahtarı almayı unutan ufaklık yüzünden dışarda bekler durursunuz.
*işyerindeki stres sonucu sinir katsayısı baya bir yükselen anneniz eve gelince " niye bu terliklerin hepsi ortada !!! " diye bağırmaya başlar.
*eve gelince ya soğuk yemek ısıtılır veya en kolayından iki yumurta kırılarak karın doyurulur...
- zaten sinirim tepemde, bir de seninle uğraşmayayım cümlelerini duyma ihtimalinin yüksekliği
(mavio, 14.06.2004 18:50 ~ 05.08.2006 12:50)
- yemeklerin genelde geç yenmesi, annenin sinirli olması, herşeyi üstüme yıkıosun bana hiç yardım etmiosun diye bağırması gibi şeyler.doğru düzgün muhabbet edilemez çünkü yorgundur bi ton işi vardır falan filan.
- ilkokula kadar size hep birileri bakar.
- çalışmayan anneyle kıyaslandığında, kişiden kişiye değişmekle birlikte, hiç de abartılacak bir oranda olmayan zararlardır kanaatimce. zira hayatını ev işlerini yaptıktan sonra izlediği kadın programı sırasında işleyeceği dantele ve komşulara endeksleyen bir anneden daha anlamlı bulmaktayım çalışan annenin hayatını. hiç değilse ekonomik özgürlük edinmiştir dişini tırnağına takarak, eve ekmek getirebilecek, gerektiğinde hayatına kendi başına da devam edebilecektir. anne hayatını çiçek saksılarıyla beraber ot gibi geçirmek zorunda değildir; çok istiyorsa baba da böyle işleve sahip olabilir, anneden eksik olan nesi vardır? (tabi ki türkiye gibi ataerkil toplum yapısına sahip bir ülkede olacak iş değildir bu, o ayrı. kadının yeri evidir, erkek evin reisidir, çalışıp kendisine muhtaç olan ailesine bakmak zorundadır, değil mi a dostlar?) esasında çocuk yetiştirirken önemli olan çocukla geçirilen zamanın niceliği değil niteliği olmuştur her zaman. bütün gün yanında olup da ilgi göstermemek, saldım çayıra mevlam kayıra şeklindeki yaygın türk yöntemini kullanmak da mümkündür. çalışan annenin annelik içgüdüsü ise bırakmaz yakasını kolay kolay, çocuğuyla şımartacak kadar çok ilgilenmesine, dünyanın etrafında döndüğünü zannetmesine dahi yol açar.
(no more, 04.08.2006 17:17 ~ 25.09.2007 00:01)
- ocak yakmanın tehlikeli ve yasak olduğu için,okuldan geldikten sonra yemeği kalorifer peteğinin üstünden ılık bir şekilde alıp öyle yemek.
(mesir, 27.06.2007 19:59)
- 9 yaşında yemek yapmaya, ısıtmaya çabalamak.
- bacak kadar çocuğa "sen ablasın, kardeşine dikkat et" şeklinde sorumluluklar yüklenmesi sonucunda; kendini, sadece üç yaş küçük kardeşin annesi sanıp kardeşle maymun olmak.
- annniz eve yorgun geldigi icin soylediklerinizin ancak yarisini duymasi, sonra ayni olaydan bahsedince ve hatırlamayınca 'sen bana yaşlandın mı demek istiyorsun!??!' gibi yorumlarda bulunması. ayrıca liseye kaydettirmek için bile işten izin alamayıp evletlarının hayatlarıyla işi arasında seçim yapamaması da bu zararlardan biridir.
- okuldan eve geldiğinizde arkadaşlarınızın aksine kapıda karşılanmaz,sıcak yemekle karşı karşıya kalmazsınız...buzdolabında ısıtılmak üzere bekleyen yemeğinize sevinirsiniz belki de.
büyük çocuk iseniz içten gelen dürtüyle kardeşinizi servisten inerken karşılarsınız,sırf o da aynını hissetmesin diye!
zaten elden ele kırk çeşit insanın terbiyesiyle büyümüş,bir sürü ayrı huy kapmışsınızdır ya,annenizin hafta sonu bile olsa koyduğu kurallarla allak bullak olursunuz!
hep demişsinizdir belki,çocuklarınızı siz büyüteceksinizdir...
artık anlaşılmışsa çalışan anne olma gerçeği,
yüz yüze kalmışsanız eğer ilerisi için...
yüreğiniz burkulur.
hatta istersiniz en azından anneniz gibi sabah 8 akşam 5 olasınız!!!
en azından...
vakit çoğaltmak,zaman kazanmak için!
- çalışan anneye sahip olmanın zararları:
günboyu bağırmaktan sesi kısılır..akşam eve gelince doya doya konuşamazsınız bile..yorgunluktan dediklerinizi de duyamaz zaten, günboyu çocuk bağırtısından kulaklarının artık iyi işitmemesindendir dersiniz belki de..günboyu yuttuğu tebeşir tozları yüzünden oluşan allerjik astımı azmıştır, size çaktırmadan öksürmeye çalışsa da çaktırılmayacak gibinde değildir. o yorgunluğun üzerine bir de asabi eşine mükellef sofra kurmak, 2 çocuğuna güleryüz göstermek zorundadır bir yandan da...yemek biter, ayakta durmaktan meslek diğer kronik meslek hastalıklarından biri olan varisleri yüzünden fazla iş de yapamaz zaten. sonra velilerin telefonları başlar, onlar aramasa da kendisi arayıp annesiz babasız veya annesi babası ayrı yaşayan çocukların takibini yapar. o çocukları kıskanırsınız elde olmadan..sonra belki oturup ertesi günün hazırlığını yaptıktan sonra 5 dakika televizyon izlemek de ister zavallı..ve hep de 5. dakikasında dalıp uyur o melek gibi yüzüyle..
30 yıllık öğretmen bir anneye sahip olmanın tek zararı, zavallı kadının iş, ev işleri ve ailesi arasında kendini tüketmesi ve maalesef 55 yaşında 80 yaşındaymış gibi çökmesidir. yani çalışan annelerin aslında kendilerinden başkasına zararları yoktur...zarara mecalleri yoktur ki..
- sorumluluk almayı küçük yaşta öğrenmek, arkadaşların çalışmayan anneleriyle karşılaştırıldığında annenin ekonomik özgürlüğünün ne kadar önemli bişe olduğunu görmek,hem çalışıp hem de çok iyi bir anne olunabileceğini görmek,onu örnek alarak kendi ayakların üzerinde nasıl durabileceğini öğrenmek, arkanda her zaman annenin olduğunu bilmenin verdiği güvenle babanın her dediğini yapmak zorunda kalmamak vs...
bunlar zararsa annemin bana baya bi zararı dokunmuş,keşke herkesin annesinin kişiye böyle zararları olsa...
- öğretmen olan bir anneye sahip olarak, şahsımca en büyük zararı annemle daha uzun zaman geçirmeme engel olmasıdır.
çalışan annelerin işi iki kat zordur ama annemin bana bunu hiç hissettirmemiş olması bana en büyük örnek olmuştur.
- size bakacak her hangi bir akraba ya da bakıcınız yoksa işler daha da zordur.en büyük kardeş diğerlerinin de sorumluluğunu taşımak,onlara gözkulak olmak zorundadır.her sabah o kapının anahtarı üzerinize kilitlenir ve akşama kadar o evde kısılı kalırsınız.biraz büyüyüp okula başlarsınız ama hala küçüksünüzdür.eve geldiğinizde arkadaşlarınızınki gibi sizi kapıda karşılayacak öpüp koklayacak bir anneniz yoktur.o küçük yaşta o küçücük bedeninize taşıyamayacağınız sorumluluklar yüklenir.evi toplamanız akşam yemeği için varsa ön hazırlık yapmanız gerekir.
bunlar işin bir tarafıdır.bir de hep içinizde ukte olarak kalan seyler vardır.o gün okulda olanları anlatmak istersiniz annenize ama o kadar doludur ki onun aklı başka seylerle.onunla gezmek,arkadaşlarınzın evine gitmek istersiniz.ama olmaz.haftasonu da anneniz kendine vakit ayırmak ister.o zamanlar onu anlayamazsınız neden çalışıyor ki dersiniz.ne zaman sizde onun yaşına gelir bir iş ve çocuk sahibi olursanız onu anlayacaksınızdır belki.
ama ben annem gibi olmayacağım.sana söz veriyorum doğmamış bebeğim...
- çocuğu büyürken yeterince ilgilenmediği için, emekli olunca birbirinizi yeniden keşfetmek zorunda kalmanız. ki bu keşfetme süresi çocuğun yaşına göre uzalır, kısalır. çocukluğunuzda annenizle ilgili anılarınız çok az olması. benim anılarım sadece haftasonları kuaföre gitmek, alışverişe çıkmak ve ayda bir diğer arkadaşlarıyla toplantılara gitmekle sınırlı. ve en önemlisi diğer çocuklar kadar annenize hiç bir zaman bağlı olmamanız.
- en büyük zararı kendisinedir.bütün gün işte, akşamları ve haftasonları evde koşturup durmaktan, beş dakika boş kaldığında yapması gereken şeylerin aciliyet ve önem sıralamasını, planlamasını yapmaktan ve çocuğuna daha fazla zaman ayıramamanın verdiği suçluluk duygusundan dolayı kendini yer.birey olmanın, kendi parasını kazanmanın, işinde iyi olmanın ve çocuğuna iyi bir anne modeli oluşturmanın verdiği haklı gurur ile de teselli bulur.
- yemeği siz yapmak zorunda kalırsınız. herkes sabah çıktıktan sonra ortalığı toplamak size düşer. kardeşinizin ikinci annesi olursunuz. veli toplantılarına hep siz gidersiniz. hastalığınızı kendi başınıza atlatmak zorunda kalırsınız. annenizin kötü geçen günü ardından patladığı insan siz olursunuz. kendi söküğünüzü kendiniz dikmek zorundasınızdır. yalnızlık duygusuyla büyürsünüz. zile basmadan kapıyı hep anahtarla açmak zorunda bırakılırsınız.
velhasıl zordur çalışanan annenin çocuğu olmak. ama çok şey katar size..
|