anadoluda bununla ilgili bir
hikaye de anlatılır:
zamanın birinde bir
köyde
atlara çok meraklı bir
köylü yaşarmış. adam
doğadan
evcilleştirdiği atlar o kadar
meşhurmuş, o kadar methedilirmiş ki bir gün
padişah dayanamamış ve köye gelip atlara bakmış. bir tane atı çok beğenmiş ve satın almak istemiş. ancak köylü hiç bir atım satılık deyil diye diretince istiğin kadar hazinenin kapısı sana açık dese de kabul etmemiş köylü. demek
adil bir hükümdarmış bırakmış gitmiş.
hemen köylüler sarmış etrafını:
-yahu sen deli misin? bir at değil mi, bir tane daha bulur onu evcilleştirirsin bak
zengin olacaktın fırsatı kaçırdın.
köylü bir şey söylememiş. ancak daha haftası dolmadan o güzel at kaybolmasın mı?
- ah ah! akılsızsın sen akılsız. o atı satmadın bak kayboldu. hem altından oldun hem de attan.
köylü dayanamamış ve cevaplamış.
-siz çabuk karar veriyorsunuz. daha olayın sonunu bilmeden yakınıyorsunuz. durun bakalım,
hak şerleri hayreyler, neylerse güzel eyler.
köylüler deli bu deyip çekip giderler.
aradan bir kaç gün geçer ki o güzeller güzeli
küheylan bir düzine atla birlikte sahibine geri döner. meğer doğada başka bir
sürüye katılıp liderliğini kabul ettirmiş, sahibini özleyince de geri dönmüştür. tabii ki tüm sürüyle birlikte.
köylüler sevinçle koşarlar:
- yahu sen haklı çıktın biz acele karar verdik. bak bir atın varken bir
düzine oldu.
- siz yine acele karar veriyorsunuz. daha işin sonunu görmedik. durun bakalım sonu nasıl olacak.
köylüler adamın bu kadar aksi olmasını mırıldanarak uzaklaşırlar.
ancak daha bir kaç gün geçmeden, yeni gelen atları eğitmekle meşgul olan oğlu attan düşer ve ayağını kırar. acı içinde kıvranırken köylüler yine gelirler köylüye:
- ya sen yine haklı çıktın. bu olay sana yaramadı. keşke o atlar gelmeseydi de oğlunun ayağı sakatlanmasaydı. şimdi tarla işlerini kim yapacak, kim sana yardım edecek?
- siz farkında değil misiniz hemen yine acele karar verdiğinizi? neyin iyi neyin kötü olduğunu biz bilemeyiz, ancak zamanla öğrenebiliriz.
- yahu bunda güzel olacak ne var. bizim oğullarımız
sapasağlam bize yardım ediyor, sen kaldın bir başına. bunadın herhalde deyip yine uzaklaşırlar köylünün yanından. köylünün
hasbinallah çekmesi bitmeden köye bir asker gelip bütün köylüyü meydana çağırmaya başlar. bütün köylü merakla meydana koştuğunda herkes bizim köylüye bakmaktadırlar zira atı vermediği için padişahdan bir ceza gelmesinden korkmaktadırlar.
asker yüksek sesle bağırır:
- padişahımız efendimiz,
kızılelmaya bir sefer düzenlemektedir. köyün bütün eli ayağı sağlam bıyığı terlemiş delikanlıları zorunlu askere alınacaktır.
daha gün kararmadan bütün delikanlıları askerle birlikte başkente yola çıkarken köylüler yine bizim köylünün yanına giderler.
- ah ah! sen ne ermiş bir insansın. sen demiştin şerrin ve hayrın nerde olduğu bilinmez diye. bak bizim oğullarımız geri dönüşü ne zaman olacağı belli olmayan bir
sefere gittiler, senin oğlun ise ayağı kırık da olsa en azından senin yanında. ne de olsa iyileşir sapasağlam yanında olur.
köylü derin bir nefes çekerek oflar.
- siz
çabuk karar verme hastalığına tutulmuşsunuz! bu kadar olaya rağmen hala hemen kararınızı veriyorsunuz. sizi değiştirmek ne mümkün!