belki ilginizi çeker
  1. · çabuk karar verme hastalığı
  2. · dersimiz atatürk
  3. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · her yerinden öpüyorum rüştü
  2. · sözlük yazarlarının itirafları
  3. · aşk ı memnu
  4. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  5. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  6. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · denizyıldızı
  9. · sevgilinin eski sevgilisi

çabuk karar verme hastalığı  

  1. daha olaylar oldukça tazeyken, hemen önyargı ile ya da hiç bir yargıda dahi bulunmadan hüküm verme ve karar verme hastalığıdır.
    (genolog, 03.10.2009 14:53)
  2. etraftaki diğer karar verici zatların yavaşlığından kaynaklanıyordur muhtemelen.
    (ad astra, 03.10.2009 14:57)
  3. anadoluda bununla ilgili bir hikaye de anlatılır:
    zamanın birinde birköyde atlara çok meraklı bir köylü yaşarmış. adam doğadan evcilleştirdiği atlar o kadar meşhurmuş, o kadar methedilirmiş ki bir gün padişah dayanamamış ve köye gelip atlara bakmış. bir tane atı çok beğenmiş ve satın almak istemiş. ancak köylü hiç bir atım satılık deyil diye diretince istiğin kadar hazinenin kapısı sana açık dese de kabul etmemiş köylü. demek adil bir hükümdarmış bırakmış gitmiş.
    hemen köylüler sarmış etrafını:
    -yahu sen deli misin? bir at değil mi, bir tane daha bulur onu evcilleştirirsin bakzengin olacaktın fırsatı kaçırdın.
    köylü bir şey söylememiş. ancak daha haftası dolmadan o güzel at kaybolmasın mı?
    - ah ah! akılsızsın sen akılsız. o atı satmadın bak kayboldu. hem altından oldun hem de attan.
    köylü dayanamamış ve cevaplamış.
    -siz çabuk karar veriyorsunuz. daha olayın sonunu bilmeden yakınıyorsunuz. durun bakalım, hak şerleri hayreyler, neylerse güzel eyler.
    köylüler deli bu deyip çekip giderler.
    aradan bir kaç gün geçer ki o güzeller güzeli küheylan bir düzine atla birlikte sahibine geri döner. meğer doğada başka bir sürüye katılıp liderliğini kabul ettirmiş, sahibini özleyince de geri dönmüştür. tabii ki tüm sürüyle birlikte.
    köylüler sevinçle koşarlar:
    - yahu sen haklı çıktın biz acele karar verdik. bak bir atın varken bir düzine oldu.
    - siz yine acele karar veriyorsunuz. daha işin sonunu görmedik. durun bakalım sonu nasıl olacak.
    köylüler adamın bu kadar aksi olmasını mırıldanarak uzaklaşırlar.
    ancak daha bir kaç gün geçmeden, yeni gelen atları eğitmekle meşgul olan oğlu attan düşer ve ayağını kırar. acı içinde kıvranırken köylüler yine gelirler köylüye:
    - ya sen yine haklı çıktın. bu olay sana yaramadı. keşke o atlar gelmeseydi de oğlunun ayağı sakatlanmasaydı. şimdi tarla işlerini kim yapacak, kim sana yardım edecek?
    - siz farkında değil misiniz hemen yine acele karar verdiğinizi? neyin iyi neyin kötü olduğunu biz bilemeyiz, ancak zamanla öğrenebiliriz.
    - yahu bunda güzel olacak ne var. bizim oğullarımız sapasağlam bize yardım ediyor, sen kaldın bir başına. bunadın herhalde deyip yine uzaklaşırlar köylünün yanından. köylünün hasbinallah çekmesi bitmeden köye bir asker gelip bütün köylüyü meydana çağırmaya başlar. bütün köylü merakla meydana koştuğunda herkes bizim köylüye bakmaktadırlar zira atı vermediği için padişahdan bir ceza gelmesinden korkmaktadırlar.
    asker yüksek sesle bağırır:
    - padişahımız efendimiz,kızılelmaya bir sefer düzenlemektedir. köyün bütün eli ayağı sağlam bıyığı terlemiş delikanlıları zorunlu askere alınacaktır.
    daha gün kararmadan bütün delikanlıları askerle birlikte başkente yola çıkarken köylüler yine bizim köylünün yanına giderler.
    - ah ah! sen ne ermiş bir insansın. sen demiştin şerrin ve hayrın nerde olduğu bilinmez diye. bak bizim oğullarımız geri dönüşü ne zaman olacağı belli olmayan bir sefere gittiler, senin oğlun ise ayağı kırık da olsa en azından senin yanında. ne de olsa iyileşir sapasağlam yanında olur.
    köylü derin bir nefes çekerek oflar.
    - siz çabuk karar verme hastalığına tutulmuşsunuz! bu kadar olaya rağmen hala hemen kararınızı veriyorsunuz. sizi değiştirmek ne mümkün!
    (genolog, 03.10.2009 15:10)
  4. (bkz: heyecan)
    (anladım bozukluğu, 03.10.2009 15:12)
  5. aslında kendisi bir hastalık değildir. ama son uçta insanı hasta eder. yanlış kararlar verirsiniz. hayatınzın tadını kaçırır hatta kaydırırsınız. toparla toparlayamazsınız. ızdırap içinde, tırmalarken de hasta olursunuz. kanser manser... o da gelir. bunlar hep çabuk karar vermekten. hızlı karar versen de iki dakka bi otur düşün. lokmanı 24 kere çiğne, önemli kararlarını da açıklamadan bi 24 saat düşün, taraflarla istişare et.

    ben yandım siz yanmayın.
    (azwepsa, 03.10.2009 15:15 ~ 15:19)
  6. kararsızlık hastalığının evrildiği son aşama. her iki hastalık da bir şekilde kıvrandırır.
    (zahidem gurbanımov, 03.10.2009 15:17 ~ 15:18)
  7. bu hastalık olaylar hakkında karar verirken çoğu zaman aleyhinize olsa da, aynı hastalık hayatınızın her bölümünde aktif olacağından; alışveriş yaparken ilk girdiğiniz mağaza dan, ilk beğendiğinizi almanızı sağlar ve alışverişten enerjik ve mutlu dönersiniz. çünkü aklınızın kaldığı bir pantolon, ceket, bluz yoktur ortada.
    ama alışverişte her mağazaya girmek isteyen arkadaşlarınız varsa fena halde sıkılırsınız. fıtık olursunuz. yeter diye bağırasınız gelir.
    (bkz: ayy şuraya da bakalım mı)
    (crystal, 03.10.2009 15:20 ~ 15:21)
  8. hayatın insana getirdiği olumsuzlaklardan biri olabilir. yıllar boyunca hızla almak zorunda olduğunuz kararların çokluğu ileride her kararı çabuk vermek zorunda hissetiriyordur.
    ama zararlı olan çabuk karar verme hastalığı değil, çabuk verdiğin kararların doğruluğuna kendini inandırma safhasına geçtiğin dönemdir.
    kafa o kadar tek kanal çalışır ki, çoğunluğu yanlış kararların, derinlerde bir yerlerde yanlış olduğunu bile bile, doğruluğuna inanıp dönemez. sonra da yavaş yavaş bütün bünye inanır buna.
    (12monkeys, 03.10.2009 15:22)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil