bu öyle bir dram ki, diye başlamak istiyordu fakat hayat şartları ve arkadaşının coka filmi hakkında söylediği yalan buna izin vermiyordu.
cemrenin toprağa düştüğü, hafif ilkbahar esintilerinin olduğu bir sabah eski evinin karşısındaki yalıda
tchibo'dan aldığı
kimonosu ile balkonda dışarı seyrediyor insanların içindeki o hüznü ve mutluluğu harmanlayıp ortaya karışık birşeyler çıkarabilirmiyim acaba diye aklından geçiriyordu.
diğer yandan ise yaşının oldukça ilerlemiş, kurt bir yönetmen olmasının artsıyla acaba bir tekrar filmi çeksem mi diye düşünür.
bu yüzden
ıssız adam filminde mekan olarak kullandığı yerlere gitmeye karar verir. ilk olarak
11leblon'dan başlamak ister, hem o zaman bu zamana değişen yemek kültürleri hakkında bilgi almak hem de fiyat artışlarını gözlemlemek ister, ama o anda nakit parası olmasdığını ve kredi kartı borcundan dolayı da hesabımın dondurulduğunu hatırlar.
artık tek çare, eski kitapların ve plakların satıldığı o sokağa gitmektir, en azından sadece çevreyi gözlemleyerek insanların içindeki hüzünü yakalayabilceğine inanır.
top gun çeketini giyer evden çıkar. yolda birkaç tane daha hüzünlü insanlara rastlasada ordan ekmek yiyemeceğini daha farklı yaşamlar bulması gerektiğe inanır. seçtiği mekana giderken, 11leblon'un kapanıp, yerine çiğ köfteci açıldığını ve popüler kültürün artık daha da artmış olduğunun farkına varır. ve hışımla evine döner, yolda nöbetçi tekelden 3 tane
skol bira alıp hesaba yazdırır.
hatırladığı en son şey ise budur. sabah kapının önünde bağırışma sesleriyle uyanır.
bu en yakın arkadaşının sesidir. evinin önünde durmuş " girmeyin girmeyin" demektedir.
koşarak aşağı iner " ne oluyor burda yaa" der.
arkadaşı yüzünde oluşan mutsuz ve sesindeki o garip hüzünle "abi esnafa borç takmışsın şimdide eve zorla girip borçlarını almak istiyorlar" der.
çağan ırmak bu duruma daha fazla dayanamayarak olduğu yere yığılır. uyandığında ise herşey için çok geçtir, eski plaklarının yerlerinde yeller esiyordur ve içini
anlamsız bir hüzün kaplar tekrardan film çekmeye karar verir.
mekan: akıl hastanesi
dekor: hastaların kendisine zarar vermesin diye dört bir yanı yumuşak minderlerle kaplanmış bir oda, yerde yıkanmadığından içi yeşil bir renk almış sürahi, üç ayaklı sandalye, bir adet kalem, mini etek giymiş hafif meşrep tombul bir kadın.
adam sandalyede üzerinde sağa sola sallanmaktadır, midesi verilen ilaçlardan dolayı bozulmuş, nefes alıp vermesi düzensiz, tabana garip şeyler yazan bir karakterdir.
kadın adama dönerek, "kurtulacaksın bu gelip geçici bir dönem, tüm borçların arkadaşın tarafından ödendi, burdan çıktığında yep yeni bir hayat yep yeni hüzünlerle hayatına devam ediceksin" der. adam dilini döndürebildiğince "sen neler yapıyorsun" der. kadın yüzünde muzip bir ifadeyle "napıyım ben de hafta sonları burda çalışıyorum normalde
asmalımescit'te çiğ köfte dükkanı var orda garsonluk yapıyorum der. kadın tüm bunları anlatırken adam yere birşeyler karalamaktadır, kadın konuşmasını tamamlar ve odadan tam çıkacakken gözü adamın yere yazdığı yazıya takılır. yerde;
"bu da böyle bir dram yani." yazmaktaydı.