|
|
- travma sonucu deri üzerinde oluşan kahverengi-mor şekiller. ilkbahar yaz kreasyonlarında, çocukluğun değişmez aksesuarlarıdır. kol ya da bacaklarda simetrik çürükler daha makbuldur.
- bozuk meyve ve sebzelerin genel adı
- buzdolabı olmadan geçirilen iki ay sonucunda bol bol karşılaşılan hazin son.
birkaç örnek;
salatalık- sapsarı oluyor ve kabak zannedilebiliyor. kokusu çok kötü değil.
biber- siyahlaşıyor ve burnu yakan acayip bir koku salıyor. en kötülerden birisi.
kiraz çekirdeği- evet, ben de başta şaşırdım. tozlarla da birleşerek büyükçe siyah bir kitle oluşturdu. kokusu normal.
domates çorbası- simsiyah bir kitle oluşturdu, saça benzer bir hal aldı. kokusu normal.
soğan- 50cmlik taze soğanın doğuşuna tanıklık ettim. çok pis kokuyor.
patates- kızartmak için kestiğimiz patatesi, fazla geldiği için, bir gün suda beklettik. ertesi gün elimi suya daldırdığımda, iğrenç bir kıvam almış patateslere değdim. koklamak için eğilmemle temiz hava almak için tuvalete koşmam bir oldu. iki gün geçmedi kokusu.
buzdolabı şart.
- türk mutfağının hayvanlardan maksimum düzeyde yararlama ilkesinin ortaya çıkardığı çorbanın adıdır. küçükbaş hayvanların kelle kısmındaki ,özellikle de yanak bölgesinden elde edilen etlerden yapılan bu çorba bol sarımsağın eşliğinde üzerine kızdırılmış tereyağı ilavesi ile acıkmış ve üşümüş bünyelere sıcak lezzetler vaadetmektedir. kelle paça tarzı yemeklere burun kıvıran bir kısım insanımıza hitap etmese de özellikle gece eğlencelerinin finali çürük ziyafeti ile verilmektedir.
- askerlik vazifesini yapamayacak durumda olan fiziksel ve zihinsel engelliler için toplumun belli bir çoğunluğunda kabul gören -ne yazıkki- bir sıfattır. doğuştan kolu bacağı olmayan yada askerlik öncesi hastalanan yada kaza geçirip ''elverişsizdir'' damgası vurulanları ''çürüğe ayırmak'' her türk asker doğar çığırmasının bir yansıması olsa gerek.
ne demiş tansu başbakanımız : ''devlet için kurşunu atan da yiyen de şereflidir'' kurşunu yemeyip sağ kurtulan askerlere ''hain'' , kurşunu atamayacak durumda olanlara ''çürük'' dememiz boşuna değilmiş.
|