dün her zamanki gibi bira üstü uyuma moduma girip bu kanalı izliyordum ki içten bir "hassiktir" çektim. akciğerlerimi full kapasite havayla doldurdum ve "haasssssssiktirin laaaaaaaaan" dedim. ter bastı, gözlerim karardı.
yıllardır national ve discovery chanel' ı ölümüne izlerim. bu kanallarda babam çıksa izlerdim ama yıkıldım. bildiğim bir konu hakkındaki belgeseliyle beni hayal kırıklığına uğrattı. demek ki bilmediğim konularda izlerken bana verdiği gaz ve haz yalanmış. yalanmış meğeeer.
sık sık şöyle tabirler kullanılır bu kanallarda; "acaba mühendisler bu sorunun üstesinden nasıl gelecekti? derken dahiyane bir fikir buldular". bu sırada da tasarım ofislerindeki mühendis canlandırmalarında, evladı ölmüş gibi üzülen bir mühendis, eşini ve servetini en yakın arkadaşına kaptırmış ifadesine sahip bir şef, stresten tırnaklarını yemiş bitirmiş bir kaç teknisyen görüntüsü olurdu.
dün akşam airbus a380' in tasarım ve üretim süreci hakkında bir belgesel vardı. [belgeseldeki türkçe havacılık terimlerindeki hataları kanala yüklemem haksızlık olur bu arada. görmezden geliyorum]. 560 tonluk dev bir uçak için gerekli taşıma kuvvetini sağlayacak kanat oldukça büyük olmalıdır ve havaalanları yönetmeliğine göre kanat açıklığı [ iki kanat ucu arasındaki uzaklık ] maksimum 80 metre olmalıdır.
buraya kadar güzel. ama kanatların uçlarındaki % 5' lik bir bölümde kanadın altındaki yüksek basınçlı hava üstteki alçak basınçlı bölgeye doğru vorteksler oluşturarak deyim yerindeyse kaçar. [kanat sonsuz uzunlukta olsa böyle bir sorun olmazdı]. bu taşıma kaybını engelleyerek 560 tonluk uçağı havada tutabilecek en fazla 80 metrelik kanadı nasıl yapacaklardı? mühendislerin başı dertteydi! [siktirin lan, en kötü kanunu değiştirirsiniz]
bu sorunu çözmek için mühendisler gözlerini doğaya çevirdiler. [rakı-balıklı bir orman pikniği iyi gider evet, stresi alır]. kartallar! kartallar bu hava akışını azaltmak ve taşıma kuvvetini arttırmak için kanat uçlarındaki tüyleri havaya dikiyordu. [evrim, en başarılı mühendistir]. mühendislere bu dahiyane bir fikir verdi! kanat uçlarına bu havanın kaçmasını engelleyecek bir sistem koyarlarsa sorun çözülebilecekti. [buraya galatasaray' ın golüne sevinen abdurrahim albayrak figürü koyuyoruz] mühendisler çocuklar gibi şendi.
gelelim hassiktirin sebeplerine:
1) bir kere şimdi organize sanayi bölgesine gidip, herhangi bir ustaya "kanadın altından üstüne doğru kaçan havayı engellemek için ne yapmalıyız?" diye sorsanız, "getir buraya ucuna bi levha kaynaklayalım hiçbişeyi kalmaz yeğenim" derler.
winglet lan işte bu. bildiğin winglet.
eğer bu fikir dahiyaneyse, einstein gelsin benim bokumu yesin. izlenebilirliği arttırmak ve seyircide merak uyandırmak için götünüzden bazı şeyleri uydurmayın lan. kaç belgeselde beni yemişsiniz allah bilir.
2) winglet' lerin ilk düşünülmeye başlanması 1900' lü yılların başıdır ve değişik versiyonları kullanılmıştır. ilk winglet diyebileceğimiz yapıyı da 1975 yılında üretilen bir uçakta insanlık olarak kullanmışızdır.
şimdi sen bana neden bunu 1988 yılında düşünülmeye başlanmış ve ilk üretimi 2004 yılında yapılmış airbus a380 için bulunmuş bir fikirmiş gibi gösteriyorsun? winglet olmayan uçak mı kaldı lan? oyuncak uçaklarda bile var.
çok sinirlendim ulan. sears kulesine de kafam girsin, yaşam mücadelesi ayınıza da. özür bekliyorum. sözlükten ulaşın bana.
alın winglet. (görsel:
winglet/34832)