görseller
lostlost
lostlost
belki ilginizi çeker
  1. · lost untangled
  2. · antonio cassano
  3. · evangeline lilly
  4. · shannon rutherford
  5. · la x
  6. · sayid jarrah
  7. · lost un kaybettirdikleri
  8. · cliffhanger
  9. · abramoviç
  10. · lost beşinci sezon finali
gündem
  1. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  2. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  3. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  4. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
  5. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  6. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · beyaz sayfa
  9. · kukla

lost  

 sayfa  / 89
  1. taksimde bir stüdyo , prova ve hücum kayıt yapılan ortam , tünele giderken sol taraftaki hollanda konsolosluğunun * * karşı sokağında bir ortam.
    (axel fox, 12.08.2004 00:01)
  2. yarı ev yarı stüdyo olan, kurt cobain hayranlığının insanın gözüne gözüne sokulduğu ilginç stüdyo
    (gofstatic, 12.08.2004 22:37)
  3. skin'in fleshwounds albümünün kanımca en güzel parçası.. sözleri de şöyledir:

    what was i waiting for
    waiting for the bubble to burst
    over your stagnant pauses

    can’t cure what your devil don’t see
    or light a fire below the death of me
    we’ve shot through all over our causes

    days spin through my heart
    that sever the love
    kill all the pain with shame

    i won’t be lost without you
    i’ve found a way to get through
    now i’m up and running
    strong enough to walk away
    and leave you all alone
    i won’t be lost

    what were you waiting for
    waiting for the straw to break
    over the back of desperate ways

    you were a dream to me
    now you’re nothing but a heart
    that bleeds
    i’ll wash you off and carry on

    and when i see you
    i find another reason
    to keep myself from getting lost in you
    (the acme, 01.01.2005 20:39)
  4. anoukun güzel, duygusal çalısması. başlarken ettiği isyan uzun sürmüyor ve yerini o sıradışı sesiyle halini anlatmasına bırakıyor, bir nevi duygu sömürüsü yapıyor, fakat 'i am lost in your eyes' cümlesine ne cevap verebilirsinizki?

    buyrun sözler:

    ıf roses are meant to be red
    and violets to be blue
    why isnt my heart ment for you
    my hands are longing to touch you
    ı can barely breathe
    starry eyes that make me melt
    right in front of me

    lost in this world
    ı even get lost in this song
    and when the lights go down
    that is where ı'll be found

    this music's irresistable
    your voice makes my skin crawl
    innocent and pure
    ı guess you heard it all before

    mister inaccessible
    will this ever change
    one thing that remains the same
    you're still a picture in a frame

    lost in this world
    ı even get lost in this song
    and when the lights go down
    that is where ı'll be found
    ı get lost in this world
    ı get lost in your eyes
    and when the lights go down
    that is where ı'll be found

    yeah yeah

    lost in this world
    ı get lost in your eyes
    so when the lights go down
    am i the only one

    oh oh
    (game insane, 14.05.2005 22:12)
  5. eloy'un 1976 çıkışlı dawn albümünden progressive ögelerin sınırlarında gezen muhteşem bir şarkı.

    iki bölümden oluşur.
    lost (intoduction)
    lost (the decision)

    özellikle decision bölümü mükemmeliyete ermekte sınırları aşan bir müziğe sahiptir.
    (choban, 04.07.2005 17:19 ~ 17:19)
  6. (right lane must exist, 04.07.2005 17:54)
  7. tristania'nın world of glass albümünden bir şarkı

    hard...
    i'm harder than the life i've lived
    strong...
    i'm stronger than the pain you give
    it's lost...
    so lost
    the world you're in
    the life you live
    i see the lies
    the darkside of the smiles you give

    i'm one
    i'm anyone you like me to be
    i'm gone
    whenever you would like to be free

    old...
    i'm older than the years i've lived
    cold...
    i'm colder than the smile you give
    my life has been the dreams you say i'm living in
    how long will you be lost, my dear
    when will you give in?
    (lethe, 04.07.2005 18:33)
  8. (headfucker, 04.07.2005 18:37)
  9. ıssız adada güzel çocukların ve kızların, mahlukatların fink attığı dizi. kendisi abc family'de yayınlanmaktadır, ilk sezonu heyecanla izlenmiş olup ikincisinde ne gibi güzellikler yapıldığı merak konusudur.
    (librax, 05.10.2005 00:37)
  10. artık mazide kalmış görünen noir desir'in des visages des figuresalbümündeki müthiş gaz parçası.
    inişleri ve yükselişleriyle insanın tüylerini diken diken eder, kışkırtır.
    (zaht, 08.10.2005 02:50)
  11. ilk sezonun tekrarını şans eseri 1. bölümden yakaladığım için kendimi takdir ettiğim, her bölümü heyecanla beklenen dizi.
    lakin senaristlerin topluca kafayı kırdıklarını düşünmeye başladım. bi yere bağlanabilecek gibi değil olaylar. "böyle devamını düşünmeden uydurmak serbestse ben de senarist olayım" diye düşünmek işten değil.
    (iris, 19.10.2005 22:13)
  12. dinlediğim ilk haggard parçası.

    sözleri:
    running away in the autumn rain
    did you ever see a little child sleeping?
    "to be near them will my sorrow drain..."
    suddenly ı stocked, their bodies weren't breathing anymore
    and ı couln't help!
    they captured my heart with their sorrow... it grows
    -
    due to the ones who fear
    dance in the morninglight
    due to the ones who fear
    slaves to this innocent might
    -
    due to the ones who fear
    dance in the morninglight
    due to the ones who fear
    slaves to this innocent might
    -
    carrying away the ones ı love
    folden hands, they have been blessed
    now ı feel angry 'bout the ones above
    just no warning, no sign
    hey, yes, ı fear!
    and ı just really feel darkness inside
    lost without a chance to hide
    -
    due to the ones who fear
    dance in the morninglight
    due to the ones who fear
    slaves to this innocent might
    -
    see me down
    down on the ground
    hoping that nobody hears
    the sound of this falling tears
    -
    endless bleeding
    hoping that nobody sees
    what you did to me!
    -
    endless weeping
    hoping that nobody hears
    the sound of this falling tears
    -
    endless mourning
    hoping that nobody knows
    this feeling below
    (lord andurien, 26.10.2005 23:00)
  13. bugün itibariyle dizi max kanalında ikinci sezonu başlayan dizi. sezonun daha ilk bölümüyle azımıza sıçmıştır.
    buradan uyarıyorum tekrar, bu dizinin finalini bağlayamazlarsa ben karışmam. kötü olur sonra.
    (maloğlan, 28.12.2005 00:42)
  14. bölümler ilerledikçe ada metropole dönmeye başladı elini sallasan adama çarpıyor. nasıl olursa olsun bazen yaşama amacım olmuştur bu dizi...bakalım 2. sezon 4. bölüm gene sorular gene sorular. senarist bir sıçsın -ki öyle olacağa benziyor- maloğlan ile beraber o adayı onlara dar ederiz.
    (yuziko, 02.01.2006 14:24)
  15. 42 günlük arasına 10 ocak günü yayınlanacak sezon 2 bölüm 10 ile son verecek dizi. müptelasıyız, heyecanla bekliyoruz.
    (ufkabakan81, 02.01.2006 14:44)
  16. bizi yine daha fazla soruyla başbaşa bırakmış meret. kara duman esrarı tekrar seyirciye sunulmuş, bay eko'nun geçmişi gösterilmiş, michael'in walt'la chatlesmesi ise nispeten önemsiz bir olaymış gibi geçiştirilmiş...

    ancak bu kadar olur, insanlar kaybettiği/yıllar önce gördükleri insanlara ve eşyalarına böyle bir adada tekrar denk gelebilir diyoruz.

    kurban bayramına denk gelen tarihlerde ismini incilden alan bir bölüm* yayınlanması da ilginçti.
    (ufkabakan81, 13.01.2006 18:13)
  17. skin'in fleshwounds albümünde yer alan mükemmel şarkı. ablamız 'i won’t be lost without you' dedikçe 'zaten kaybolmuş gitmişim, daha neyim kaybolacak anasını satiim' manası çıkarılır şarkıdan. hatta bazen çok güzel ağlanır.*
    (siyah, 14.01.2006 21:40)
  18. cnbc ede yayınlansada izlesek dedirten dizi.golden globeu da kapmıştır.

    (bkz: sözlük bana dijitürk al lan allahsız)
    (sycrone one, 17.01.2006 18:06)
  19. sanırım son dönem izlediğim en etkileyici ve güzel yapım (film, dizi, klip, tiyatro... her şey dahil)

    her bölüm minimum 2 "dumur", 3 "oha" barındıran şaheser. episode aralarında arkadaşlarla yaptığımız "lost konseyi"'nde komplo teorileri havada uçuşuyor. 8 mühendis adayı beyin bir oldu, dönemin değil bu dizinin final'ine kastık. nasıl olur, kim ölür, kim kalır, nereden neye bağlarlar diye yırtılmadık nöron'umuz kalmadı.

    uyarı notu: hele ki senaryo ekibi bir sıçsın, vadi'den abc'ye otobüs kaldırıyoruz!
    (atropos, 29.01.2006 05:20 ~ 05:21)
  20. bir hafta önce darkelften 1. sezonun ilk 12 bölümünü aldım, 1 günde hepsini izledim. 2 gün önce 1. sezonun geri kalan bölümlerini aldım hepsini izlememek için zor tutuyorum kendimi. bu diziyi tv de izlediğimi düşünemiyorum; 40-50 dakikalık bölümler yetmiyor, sonuna gelene kadar izlemek istiyorum. cnbc-e' de yayınlanan diziler yanında çizgifilm gibi kalıyor. senaristlerine helal olsun.
    (kay scarpetta, 30.01.2006 01:47)
  21. noir desir'in des visages des figures albümündeki 10. şarkısı. %30 ingilizce itü kuralını takip eden şarkılardan. albümdeki en iyi şarkılardan birisidir.


    sözleri :

    pourras-tu le faire i`m lost...
    pourras-tu le dire
    tu dois tout essayer
    tu dois devenir

    tu dois voir plus loin
    tu dois revenir
    egaré en chemin
    tu verras le pire

    pour trouver le sud
    sans perdre le nord
    après les certitures
    au-delà des bords

    i'm lost but i'm not stranded yet
    i'm lost but i'm not stranded yet

    dans les yeux des femmes
    dans la marie-jeanne
    dans la techno-cité
    pour manipulés

    grand combat de chairs
    colline enflammée
    dans l'ombre ou la lumière
    pôle halluciné

    pour courir ventre à terre
    brouillard et fumée
    consommer consumer
    recracher de l'air

    dans le dérisoire
    dans les accessoires
    dans le feu des possibles
    au coeur de la cible

    dans la paranoïa
    dans la schizophrénia
    un maniacopéra
    pharmacopérave

    i'm lost but i'm not stranded yet
    i'm lost but i'm not stranded yet

    entre les dérapages
    entre les lignes d'orages
    entre temps entre nous
    et entre chien et loup
    au maximum du voltage
    a peine est passé le message
    au fil du rasoir

    encore une fois c'est la vie qui s'entête
    acharnée au-delà des images qu'on reflète
    chacal, charogne, chaman, sachem
    magie noire ou blanche inscrite à la sacem

    des poumons d'or
    belphégor
    ici, maintenant, à la vie, à la mort
    n'oublie pas ton sourire pour ce soir si tu sors
    un jury t'attend n'injurie pas le sort

    entre les dérapages
    entre les lignes d'orages
    entre temps entre nous
    et entre chien et loup
    au maximum du voltage
    a peine est passé le message
    au fil du rasoir

    dans les corridors
    sur les baies vitrées
    des insectes écrasés
    qui chechaient de l'or

    dans les ministères
    dans les monastères
    dans les avalanches
    au bout de la planche

    des combats d'autorité
    des conflits d'intérêts
    des types ignifugés
    veulent ma fusée

    des désenchanteurs
    un train à quelle heure
    des pirates des corsaires
    sans aucun repaire

    tu dois voir plus loin
    tu dois revenir
    tu dois tout essayer
    tu dois devenir
    tu dois devenir
    tu dois devenir

    i'm lost but i'm not stranded yet
    i'm lost but i'm not stranded yet
    (kornish, 04.02.2006 13:37)
  22. kate karakterini oynayan bayan için;

    (bkz: evangeline lilly)
    (sycrone one, 14.03.2006 23:33)
  23. 215 her ne kadar başarılı bir bölüm olsa da artık baymış olan dizidir. seriyi uzatmak adına gereksiz gereksiz bölümler gına getirmeye başladı.
    (eglaia, 14.03.2006 23:52)
  24. (metuss, 14.03.2006 23:58)
  25. bir süredir garip şeyler oluyor. yiyorum, içiyorum, yürüyorum, arada bir de kafamı kaldırıp uzaklara bakıyorum. sonra yalnız olmadığımı anlıyorum; sağda solda insanlar var aynı benim gibi. kimi bankta oturuyor, kimi durağa yaslanmış giden otobüslere bakıyor. usulca yaklaşıp soruyorum "lost mu?" diye. "lost" diyor. "kaç?" diyorum, "2 onbeş" diyor. "locke mu, jack mi?" soruyorum, "aaron" diyor. "hmmm.." diyor uzaklaşıyorum, el sallıyor, el sallıyorum.

    efenim buraya kadar anlattıklarımdan bir şeyler anlamayanları şöyle kenara, başka bölümlere alalım. zira aşağısı çok fena. acayip spoiler yaptım, parmaklarınızı yersiniz.

    bunca uyarıma rağmen hala okuyanlar için son çağrı, köprüden önce son çıkış!
    günah benden gitti...

    2004 sonunda başladı bu meret. ilk bölümü izleyip "şahane film yapmış adamlar, vay be. yalnız sonu biraz gizemli ve askıda kalmış, kesin "2"'sini de çekerler bunun." dedim boş bulunup. sonraki haftalarda 2. bölümü izleyince "anaaa diziymiş lan bu!" şeklinde uyandım ama iş işten geçmiş, "lost" fırtınası başlamış çoktan. gerçi her bölümü yüksek bütçeli film kıvamında çekilmiş ama dizi kavramı bu günleri de görecekmiş.

    jack ile açtık gözlerimizi. takım elbisemize uymayan bir orman temasından, çakılmış bir uçağın feryat figanına uzandık nefes bile alamadan. ölen öldü, kalan sağlar bizim oldu. son alevler de söndükçe olayı kavramaya başladık. toparlandık, acılarımız dindi, yine "medeni" insanlar gibi düşünmeye başladık. buradan (her neresi ise) kurtulmak, eski dünya yaşamlarımıza dönmek için işe koyulduk ama daha avuç avuç öncelikli sorunlarımız vardı. zevkinizi çok fazla mahvetmeden böyle izah edebilirim ancak bir "giriş"i.

    şimdi esas izleyen arkadaşlar için ayrılmış bölüme geleyim. ne de olsa bu diziyi sadece izlemek yetmiyor, hakkında düşünmek, konuşmak, kafa kafaya verip teoriler üretmek de işin önemli bir kısmı. öncelikle bu kısmı okuyan hepinizin en azından birinci sezonu izlediğini varsayıyorum ki "hatch, 4 8 15 16 23 42, alex, others" dediğimde boş boş bakmayın. sanırım hepimiz adanın haritalarda ve dünyanın bilgi ağında yer almadığını biliyoruz. birinci soru şu ki: "nasıl?". günümüzde plaka numaralarını dahi uydudan okuyabilen bir sistemde yaşarken, dünyada keşfedilmemiş ve bilinmeyen neresi kalabilir ki?". aslında cevabı da sorunun üzerinde. dünya hakkında bildiğimiz çoğu şey; kıtalar, ülkeler, denizler, insanlar kendi gözlerimizle görmediğimiz ama birilerinden öğrendiğimiz bilgiler. yani ilk elden bize nasıl verildiyse öyle öğretiyoruz. bu da demek oluyor ki kıtaları ve kara parçalarını tespit eden sistem ayarlanırsa "amerika kıtası"nın bile farkında olmayabilirdik. bu da adayı görüntüleyebilecek sistemlerin aldatıldığı anlamına geliyor. nasıl ve ne zaman sorularını cevaplamaya gerek görmüyorum, manyetizma ve askeri bağlantılar dahil pek çok senaryo üretilebilir.

    karakterlerimize gelirsek, tek tek tanımlamayı geçiyorum ama hepsinin sıradan olarak düşündükleri önceki yaşamlarındaki tuhaflıkları sadece günlük hayatın dramları olarak görmek biraz iyimserlik olurdu. hemen hemen hepsinin ebeveynleri ya da aile üyeleriyle ilgili problemleri var. buna ek olarak flashback.lerini ilgiyle izlememize yol açan ve şimdiki ruh hallerine bağlantı kuran olaylar yaşamışlar. tanışmadan önceki ilginç tesadüfi karşılaşmalarına, kadraja girip çıkışlarına değinmiyorum bile. sanırım bu da çoook önceleri kurgulanmış bir sistem konusunda aklınızı kemirmekte. ve dikkatli bakılırsa her birinin geçmiş ve şimdiki seçimlerine ve tercihlerine dayanan bir gelişimleri olduğunu, iyi-kötü kavramlarının arasındaki ince çizgiyi farkedebiliriz. hatta "lord of the flies" kitabını daha önceden okumuş olanlar sezon boyunca yapılan atıfları ve benzer karakter değişimlerini gözden kaçırmamışlardır. ancak ortada sadece medeniyetten uzak bir ada ve sağ kalanlara ait bir hikaye olsa güzel bir yapım olurdu. ama "lost"u efsane yapan da olayların bu sınırdan sonra başlaması. öyle ki bu bir avuç insana alışmaları, benliklerine dönmeleri için izin verilmiyor. sürekli yeni gelişmeler ve bilinmeyenlerle uyarılıyor ve "sürülüyorlar". bu noktada en büyük gelişmelerin orada oluşları ve bilinmeyenlerin de birbirleri hakkında olduğunu görüyoruz. "hatch", sayılar, "black rock", "others" ve tüm bunların ortasında yükselen uğursuz bir kule gibi "dharma". sanırım biz izleyenler için en müthiş bölümlerden biri hatch de bulunan ve dharma'yı anlatan videoyu izlediğimiz bölümdü. başa sarıp tekrardan kare kare izledik ve anlatımın kesilip, atlayan bölümlerinde kafayı yedik. ama bazı taşlar yerlerine oturmaya başladı. farklı amaçlara hizmet eden sığınaklar ve belli bir amaç doğrultusunda kurulmuş bir sistemin varlığından haberdar olduk. ama asla "tamam lan olayı çözdük" diyemedik. çünkü her bölümde değişen "others" tanımımız bir türlü yerine oturmadı. en son "birden fazla grup" teorimizle ve elde kurbağa suratlı "henry" taşımızla bekleşmekteyiz.

    kafamızı kurcalayan konulardan biri de "çocuk" kavramı ve "perfect civilization"dı. dharma'nın bu doğrultuda iyi niyetle yola çıktığını varsayıyoruz ve eğitilebilir bir bireyin önemi aşikar. yalnız lost'un çok şahane bir özelliği var; siz başka yöne bakarken masanın üzerindeki tavşanı anında ortadan kaybediyor. başka bir deyişle siz daha ortaya atılan bir sorunu çözemeden ilginizi başka bir soruna yöneltip çözümden uzaklaştırıyor. resmen sihirbazlık. işte tüm bu hengamede unuttuğumuz önemli bir gerçeklik var. "rousseau"'nun kendi ekibi hakkında söylediği "....they were infected, i killed them..." adadan kimse çıkıp da bunu sorgulamadı mesela. "ne hastalığı, neden ve nasıl öldürdün...?" soruları bir çırpıda aklımızdan uçup gitti. ama dizinin geçmiş bölümlerinden edindiğim bir tecrübe üzerine ileriki bölümlerde önümüze atlayacak heyecan verici bölümlerden biri de bu olacak.

    siyah-beyaz, ,iyi-kötü kavramlarının zıt kutuplar teorisine etkisi tartışılmaz. manyetizma ve polar denge konusu da az biraz üzerinde durulan konulardan. bu da bizi gelecekte oluşacak bir toplum bölünmesine hazırlıyor ki, ilk izlerini "mağara-kumsal" bölünmesinde görmeye başladık. tüm bunlara renk katacak en önemli şey de "others" ve silahların varlığı. insanoğlu kendini yok etmekte en ustalaşmış canlı olsa gerek.

    end of spoiler....................................

    neyse bu kadar kaybolmak yeter. izleyenler anladı, izlemeden okuyanlara da büyük geçmiş olsun.
    başta o kadar söyledik... bu arada sayılar ve 108 dakikada bir girilmesi konusunu başta bağladığım uydu meselesi ile herkesin çözeceğini düşünüyorum.
    (atropos, 17.03.2006 20:18 ~ 23.01.2007 12:25)
 sayfa  / 89

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil