yavuz sultan selimyavuz sultan selimyavuz sultan selim
 
osmanlı devleti’nin en şiddetli ve en gözü pek padişahı. sekiz yıllık hükümdarlık döneminde doğu’ya seferler yapmış, osmanlı’yı şaha kaldırmıştır. “bundan sonra hazineyi benden fazla dolduran olursa, hazineyi açarken onun mührünü kullanırsınız” demiş, -bunu başaran padişah olmadığından-, türkiye cumhuriyeti kurulana dek hazine açılırken yavuz’un mührü kullanılmıştır.

sultan selim, mısır seferi sonucunda memlüklüler’i yenerek doğu’nun büyük hazineleri ile birlikte halifeliği de osmanlı devleti’ne getirmiş ve ilk halife olmuştur. bu seferde kutsal emanetler de istanbul’a getirilmiştir. topkapı sarayı’ndaki kutsal emanetler bölümü onun eseridir.

selim babasının elinden tahtı alıyor
osmanlı padişahı sultan bayezit’in üç oğlu vardır. korkut, ahmet ve selim… yaşlanan padişah kendisinden sonra tahta ahmet’in geçmesini uygun görür. tahtta gözü olan ve sert mizacı, gözü pek kişiliği sayesinde “yavuz” lakabını alan şehzade selim bu kararı beğenmez ve tahtı ele geçirmek için trabzon’daki sancağından hareket ederek babasının sarayına doğru yürüyüşe geçer.

sultan bayezit yumuşak bir kişiliğe sahiptir ve oğlunu bu isyandan vazgeçirmek için arabulucular gönderir. şehzade selim kararlıdır, yolundan dönmez; edirne önlerine kadar gelir. oğlunun bu kalkışmasını kabullenemeyen sultan bayezit “vezirlerim ve ağalarım! siz bütün kullarım! siz bütün askerlerim! ekmeğimi yiyen herkes! şu asinin üzerine yürüyün!” diye bağırır sinirden titreyen bir sesle.

saltanat kavgası baba ile oğlu karşı karşıya getirmiştir. mücadeleyi sultan bayezit kazanır; şehzade selim kaçmak zorunda kalır. ama hırslı şehzade vazgeçmez ve askerlerini toplayıp tekrar babasının üzerine yürür. merkezdeki yeniçeriler de yaşlanan ve olaylar karşısında pasif kalan bayezit yerine gözü pek, savaşçı ve hırslı yavuz’u tercih etmektedirler artık. sultan bayezit zorba oğluna ve onun destekçisi ordunun iradesine teslim olmaktan başka yol bulamaz ve tahtını selim’e bırakır.

yavuz sultan selim başa geçince ilk iş olarak babasını sürgüne yollar. bazı iddialara göre de yolda babasını zehirleterek öldürür.

başa geçtikten sonra çok şiddetli bir yönetim göstererek adeta sarayda terör estirir. o dönemde birbirlerini sevmeyen saray görevlileri “inşallah yavuz’a vezir olasın!” diye beddua edermiş. yavuz döneminde divan toplantısından idam sehpasına giden bir çok devlet görevlisi olmuştur. bu dönemi anlatan bir tarihçi şöyle der: “bütün vezirler vasiyetnamelerini üzerlerinde taşırlardı. divan toplantısından sağ çıktıkları zaman, kendilerini yeniden doğmuş gibi hissederlerdi.”

saltanat için işlenen cinayetler
ıı. bayezit’in padişahlığının son dönemlerinde ölen kardeşlerinin beş oğlu, yani yavuz’un yeğenleri bursa sarayı’nda kalmaktadır. padişah yeğenlerini istanbul’a getirmeleri için emir verir. beş yeğen kaderlerinin ölüm mü, yoksa kurtuluş mu olacağını bilemeden istanbul’a getirilir. sultan selim idamlarını buyurur.

ellerinde yay kirişi ile beş cellat padişahın bizzat emriyle çocukların odasına girer. en küçükleri dokuz yaşındadır; af dilerler ama bir işe yaramaz. padişahın gözleri önünde boğulurlar. cenazeleri büyük bir törenle bursa’ya gönderilir.

sıra gelmiştir ağabeyi korkut’a. bayezit’in en büyük oğlu akıbetini bildiği için güvendiği bir adamıyla birlikte bir mağaraya saklanır. çevredeki çobanlar şehzadeyi tanır ve yavuz’a ihbar ederler. yavuz sadrazamı sinan paşa’yı kardeşini öldürmesi için yollar. korkut kardeşine duygusal bir veda mektubu yazar, ardından boynunu yağlı kemende uzatır.

sultan selim mektubu okurken gözyaşlarına boğulur ve ülkede üç gün yas ilan eder. ödüllendirilmeyi bekleyen ihbarcı on beş çobanı da bursa yolu üzerinde astırır.

ardından diğer kardeşi ahmet’le girdiği mücadeleden de galip çıkarak saltanatını tehdit edebilecek son engeli de ortadan kaldırmış olur.

iran seferi ve çaldıran savaşı
osmanlı’da aklı başında din bilginleri olduğu gibi, saltanatın devamına hizmet eden din adamları da vardır. işte bu bağnaz din adamlarının dillerine doladıkları bir söz şöyledir: “savaş sırasında bir şii’yi öldürmenin allah ve peygamber nezdinde, bir hıristiyan’ı öldürmekten yetmiş kez daha fazla sevabı vardır.”

sultan selim belki bu düşüncenin etkisiyle, belki de iran seferine çıkarken arkasında şii sempatizanı bırakmamak amacıyla anadolu’da bir şii kıyımına girişir. bu amaçla yavuz’un kırk bin şii’yi öldürdüğü iddia edilir.

anadolu’da yaşanan bu kıyım iran’ı ayağa kaldırır ve devletin başında bulunan şah ismail öldürülenlerin öcünü almak için yüz bin kişilik bir orduyu harekete geçirir. yavuz iran yoluna çoktan çıkmıştır bile. şah ismail’e bir mektup yazarak tehdit etmiş, savaşa hazırlanmasını istemiştir. mektubun giriş paragrafı yavuz’un karakterini ve şair ruhunu göstermesi açısından önemlidir. “osmanlılar’ın padişahı olan ben, yüzyılın kahramanlarının efendisi olan ben, bütün kişiliğimde feridun’un gücünü, iskender’in şanını, hüsrev’in adaletini ve bağışlamasını topladım. bütün kafirleri yok eden, gerçek inancın düşmanlarını ezen, yüzyılımızın firavunlarına ve zalimlerine dehşet saçan yine ben; en dayanıklı asaları bile kıran ben, murat han’ın oğlu, fatih sultan mehmet han’ın oğlu, sultan bayezit’in oğlu sultan selim han, sana zalimlikte iran’ın kanlı hükümdarları sohak ve afrasiyab’a benzeyen şah ismail’e diyorum ki…”

iran’a ulaşmak için osmanlı askerleri uzun bir çöl geçmek zorundadır. orduda homurdanmalar başlar ve geri dönelim sesleri yükselir. askerler, yavuz’un çocukluk arkadaşı ve çevresindeki dalkavukların en sevileni olan hemdem paşa’yı padişahla konuşmaya yollar. çadırdan bir mızrak ucunda hemdem paşa’nın kesik başı çıkar; sesler kesilmiştir.

osmanlı ordusu çölleri aşıp iran’a yaklaştığı halde şah ismail ve askerleri ortalarda yoktur. yavuz rakibini kışkırtıcı bir mektup daha yazar: “ismail sağ mısın, ölü müsün? işte geliyorum. haftalardır ne seni, ne ordunu göremeden ilerliyorum. bana inan ve öğütlerimi dinle. eğer saklanmakta devam edersen bil ki adam değilsin. miğferini çıkart, yerine kadın peçesi tak; zırhını at, şemsiye ve yelpaze al.” şah ismail’e mektupla birlikte bir şemsiye, bir de peçe yollar.

nihayet iki ordu çaldıran ovası’nda karşılaşır (1514). savaşı yavuz kazanır; şah ismail yaralanarak geri çekilmek zorunda kalır. iran’ın tüm hazineleri, değerli eşyaları ve bine yakın bilim adamı istanbul’a götürülür.

hiç şahlar mat edilir mi?
doğru olup olmadığı bilinmeyen bir söylenceye göre yavuz daha trabzon’da vali iken, bir gün aniden iran’a gider. kendisi bir derviş kılığındadır. bulunduğu handa satranç oyunu ile kısa bir zamanda isim yapar. şah ismail de güzel satranç oynamaktadır. yavuz’un iyi satranç bildiği ismail’in kulağına gelir ve bir maç yapmak ister. yavuz şah’a hiç el vermeden oyunu bitirir. bu mağlubiyete dayanamayan şah ismail “bre derbeder aşık. hiç şahlar mat edilir mi? edebin yok imiş senin!” diyerek elinin tersi ile yavuz’un göğsüne vurur. yıllar sonra çaldıran savaşında şah ismail’i yendikten sonra yavuz: “tokat öyle atılmaz, böyle atılır!” der.
daha fazlasını oku
 
belki ilginizi çeker
itü sözlük