amcanızın gençlik yıllarında okuduğu bir kitaptır esasen yüzüklerin efendisi. ufak bir çocukken bahseder durur size. "tolkien bu kitabı torunlarına masal olarak yazmıştı" der. ve devam eder "görürsün bir gün bu kitabı herkes bilecek"..
amcam haklı çıktı. 21 aralık 2001 tarihi hayatımda unutamayacağım anlardan biriydi. bir gece öncesinden beni uyutmayacak kadar heycanlandıran, gelmesi için dakikaları sayacak kadar abarttığım ve geldiğinde bütün dünyayı bir kenara bırakıp sinemaya gittiğim. bilemezdim beni bu kadar etkileyebileceğini. bilemezdim yüzüklerin kardeşliğinin iyi bir filmden çok daha fazlası olabileceğini. ve nitekim film bittiğinde aynı adlı kitabını tekrar tekrar okumak isteyebileceğimi..bir sonraki film olan iki kule için geçmesi gereken 365 gün içerisindeki her 1 günün bir ömre bedel olabileceğini. ve sonrasında serinin son filmi olan kralın dönüşü ünü izleyebilmek için uğruna vazgeçebileceğim şeyleri.. bir filmden çok daha fazlasıydı yüzüklerin efendisi. bir peri masalıydı. bir kahramanlık öyküsüydü. bir efsaneydi. kimi zaman coşmaktı, kimi zaman üzülmek. kimi zaman gülmekti, kimi zaman gözden düşen bir damla yaştı. galadriel in dudaklarından dökülen bir cümle elf lisanında fısıltıydı. gimli nin dediği gibi sahiden de en güzel periden daha güzel olan, bu dünyaya ve bu zamana ait olamayacak kadar görkemli ve bu sonsuz güzellikteki bir elf kızının çırpınışlarıydı belki de..
"gandalf pippin düşmüş ehe ehe" diye geyik yapmaktı ergen aklımızla. ama pippin düştüğünde onu kurtaran ve bu uğurda canını veren gondor un oğlu boromir in son nefesini verişi kadar acıydı. işte benim tam da bu noktada düşen göz yaşım kadar gerçekti rohan ın düşmeyeceği umudum. bu kadar gerçek, onurlu bir "there is still hope" tu duymak istediğim. umut vardı bu filmde. hayatın kendisi kadar gerçekti. sevgi vardı, aşk vardı. vatan aşkı, ülke aşkı. sevgi vardı evet.. arkadaş sevgisi, dostluk, güven.. kendi aç gözlülüğü ve hırsından dolayı yok olan bir hanedanın son üyesi olan taçsız bir kralın "seninle ölüme kadar giderim" demesi vardı..
‘frodo‘ nun gözlerinin içine bakarak onu koruyacağına yemin eden bir kraldı. aragorn vardı. aynı aragorn, miğfer dibi savaşında haldir in ölümü izlemişti. o anda çalan müziği ölene kadar unutmayacağım.. nasıl ki gururlu, kibirli ve güçlü bir dworf un moria da kuzeninin mezarını unutmayacağı gibi. sayıca 5 kat üstün olan düşmana karşı gururlarıyla karşı koyan ve kanlarının son damlasına kadar savaş bir rohan halkı vardı. prenslerini yabana sürgün etmiş bir halk.. tam da o noktada kralına bağlı bir süvari çıka geldi. gandalf ile birlikte. tepelerin ardından. edoras ı kurtardı rohirrim. onurunu geri kazanarak.
taçsız bir kral vardı. gondor tahtının varisi olan. kalbinde arven a duyduğu sevgi ve insanlarına olan inancıydı onu gondor kapılarında savaştıran. yanında legolas ve gimli ile birlikte. taçsız kraldı elendil in kılıcını kullanıp hayalet orduyu yöneten ve zaferi getiren.
denethor un iradesinin çılgınlığa dönüştüğü bir anda sağ kalan tek oğlunu ölüme yollamıştı.. faramir the captain of gondor osgiliath tan çekildiğinde şehrin düştüğünü söylemişti babasına. fakat karşısında onu aşağılayan, hor gören ve sevmeyen bir babaydı bulduğu. onurunu tekrar kazanmak için ölüme sürdü atını. orcların tam da ortasına.. o sırada babası salonunda yemeklerini yemekte ve o kalbe bir hançer gibi saklanan şarkıyı dinlemekteydi. souron minas trith in kapısına geldiğinde şehri kurtaracak bir kralı yoktu gondorun. ama thodenyardımlarına geldi. binlerce rohan süvarisi için yaptığı savaş konuşması tüyleri diken diken edecek şekildeydi. şehre girdiler ve güvenliğini sağladılar.
yüzük kardeşliği, iki kule ve kralın dönüşü yerküre üzerindeki her hangi bir lisanda sarfedebileceğim kelimelerin çok ama çok ötesinde güzellikteydi..
daha fazlasını oku